Sekülerleşme ve Din

İsmail Ekinci/ Haziran 20, 2018/ Çalışmalarım

İnsanlar yaratılışından bu güne kadar birçok sahada yenilikler oluşturmuş ve bu sahalarda da ilerlemeler sağlamışlardır. Mağarada tek başına yaşayan insanın serüvenine bir göz atacak olursak şunları söyleyebiliriz. Yalnız başına ve dış tehlikelere açık bir şekilde yaşayan insan, gecenin ürpertici karanlığından ve yalnızlıktan korunmak için bir başka insana ihtiyaç duymuş ve aile kurumu meydana gelmiştir. Akıllı, bilinçli ve iradeli bir araya gelişlerle toplum oluşmuş ve aile de toplum sisteminin çekirdeğini oluşturmuştur. Yeme – içme ihtiyaçları ve mübadele sonucu ekonomi kurumu, ontolojik olarak, yani eksik ve kusurlu olan insanın tam olan bir yaratana inanma ihtiyacıyla din kurumu, tecrübelerin aktarımıyla eğitim kurumu, aile içi ve toplum içi insanlar arası otorite belirlenimi vesilesiyle de siyaset

Devamı

Abdulaziz ʻAtîk Eserleri ve Arap Dili ve Belagatı’na Katkıları

İsmail Ekinci/ Temmuz 10, 2017/ Çalışmalarım

Arap dili ve belagatının gelişimine katkıda bulunmuş olan dil ve belagat âlimlerinden birisi de Abdulaziz ʻAtîk’tir. Abdulaziz ʻAtîk, 1906-1976 yılları arasında Mısır’da yaşamış muasır âlimlerden birisidir. Dil, edebiyat ve belagat unsurlarını derleyip bir araya topladığı eserleriyle, Arap dili ve belagatı alanında, neredeyse tek elden bütün bilgileri vermiştir. Avrupa’da bulunmuş olmasıyla hem doğu, hem de batı kültürlerine vakıf oluşu ona, Arap dili, edebiyatı ve belagatına çok farklı bir perspektiften bakma imkânı vermiştir. Bu makale, Abdulaziz ʻAtîk’in hayatı, eserleri ve Arap Dili ve Belagatına katkılarını ele almaktadır. Müellifin hayatı ve eserleri hakkında herhangi bir çalışmanın bulunmaması, bu doğrultuda bir çalışma yapma ihtiyacı doğurmuştur. Çalışmada öncelikle müellifin hayatı hakkında kısa bir giriş yapıldıktan sonra, eserleri

Devamı

Bedî’ İlminde İfade Güzelleştirci Sanatlardan Cinas, Seci ve İktibas

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Edebiyat ve şiirin zirveye ulaştığı dönemde nazil olan Kur’an-ı Kerim, eşsiz belagatı ile şiir ve hitabetin zirvesinde olan Araplara meydan okumuştur. Belagat çalışmaları da ilk defa Kur’an-ı Kerim’e bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Cahiliye döneminden günümüze kadar Arap Edebiyatı ve Şiirinde ilk basamak olarak addedilen belagat, üzerinde çokça çalışılan bir alan olarak önemini korumaktadır. Belagat lafzı, Arapça “beluğa” fiilinden türemiş bir mastar olup, sözdeki açıklık ve güzellik, maksadı tam olarak ifade edebilmek anlamlarına gelmektedir. Belagat mastarının, ulaşmak, ulaştırmak, sona ermek, ergenliğe girmek, yaklaşmak, olgunlaşmak, kaliteli olmak vb. anlamlara gelen “buluğ” ve  “belağ” mastarlarıyla da anlam ilişkisi bulunmaktadır. Çünkü belagatte de kişinin, yer ve zamanı da gözeterek, maksadını açık bir şekilde muhatabına ulaştırması

Devamı

Türkiye’de Küreselleşmeye Karşı Ekonomik Tepkiler ve Din

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

5-7 Eylül 2005 tarihlerinde, Ankara’da, Türk Sosyal Bilimler Derneği, Küreselleşmeye Güney’den Tepkiler başlıklı uluslar arası düzeyde bir sempozyum düzenledi. Bu sempozyum, sermayenin emperyalist sistemin çevresinde gerçekleştirmekte olduğu tahakküme karşı entelektüel, akademik, siyasal ve toplumsal direniş eylemleri üzerinde bir tartışma ve deneyim alışverişi olması amacıyla düzenlenmişti. Sempozyumun düzenleyicileri, küreselleşme ya da neoliberal politikalar ve dönüşümler olarak adlandırılan süreçlerin, aslında sermayenin toplumlarımız üzerinde tam, sınırsız bir tahakküm oluşturma çabası olarak anlaşılması gerektiğini savunmuşlardır. Küreselleşme gerçekten de ekonomik ve siyasi bir tahakküm oluşturmakta mıdır, yoksa küreselleşme, global köyde ekonomik istikrarı sağlayarak herkesin eşit ve müreffeh bir hayat yaşamalarını mı sağlamaktadır? Biz bu çalışmamızda, küreselleşmenin ne olduğunu, küreselleşmenin dört boyutunu, küresel ekonominin yapısını ve sivil

Devamı

Descartes’ta Metafizik – Fizik İlişkisi

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Felsefenin en eski ve temel meselelerinden birisi varlık problemidir. Varlığın özü ve mahiyeti hakkında bilgi vermeye çalışan felsefe dalı ise Metafizik veya Ontoloji (Varlık Bilimi) dir. İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren, insanlar, evrenin ve bu evrende var olan nesnelerin ilk nedenlerini araştırmaya koyulmuşlar ve evrende var olan nesnelerin ilkelerini çeşitli düşüncelerle ifade etme yolunu seçmişlerdir. Bu bağlamda ilkçağdan günümüze kadar birçok filozof, varlığın mahiyeti ve özü üzerine düşüncelerini belirtmiş ve bu düşüncelerini kurdukları sistemler desteğinde savunmuşlardır. Şüphecilikten yola çıkarak kendi varlığına ulaşan, kendi varlığından Tanrının varlığına ulaşan, Tanrının varlığından da eşyanın varlığına ulaşan, eşyanın varlığından tekrar Tanrıya ve kendi varlığına dönen, materyalist, sprütüalist ve metafizikçi olan, şüpheyi metot alarak metodik şüpheyi kuran,

Devamı

Küreselleşme ve Din

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Geride bıraktığımız yüzyılın son yıllarında küreselleşmenin ekonomik boyutu ile ilgili çok geniş bir literatür doğmuştur. Ancak küreselleşmenin sosyo-kültürel yönü ve bilhassa dini alandaki etkileri üzerinde yazılanların aynı yoğunlukta olduğunu söylemek zordur. Küreselleşme-din etkileşimiyle ilgili tespitler yaptığımız bu bölümde, dine bir olgu olarak bakılacaktır. Herhangi bir din ölçü olarak alınmadan, sadece örnek olması açısından bazı dinlerin küreselleşmeye bakış açısı ortaya konmaya çalışılacaktır. İlk küreselleşmenin aksine son yıllarda oldukça geniş alanda etkin bir süreç olarak gözlenen küreselleşme olgusunda dinden çok, tamamen seküler karakterdeki yeni kültürel ve bilhassa teknolojik güçlerin etkili olduğu ifade edilmektedir. Küreselleşmenin ya da oluşturulmaya çalışılan küresel medeniyetin kendine özgü bir din anlayışının geliştirilmesi yönündeki çabalar, küreselleşme literatüründe kendisine yer bulmaya

Devamı

Max Weber ve İslam

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Diğer İbrahimi dinlerle güçlü bağlantılara sahip, peygamberi, dünyevi ve kurtuluşçu bir din olarak İslam, Weber’in din ve kapitalizm tezlerinin potansiyel bir deney-örneğidir. Weber’de, özellikle İslam’la ilgili açıklamalarında, kendisini Marx’ın açıklamacı şemasına çok yakın bir yere yerleştiren güçlü bir determinist unsurun bulunduğu ileri sürülmektedir B. S. Turner’in Max Weber ve İslam adlı eserinde. Bir açıdan, Weber’in İslam’a ilişkin notları, Weber’in Protestan Ahlakı çözümlemesine sosyolojik açıdan eşlik eder gibi görünür. Aslında, Weber, bir çok bakımdan, İslam’ı, püritanizmin karşıt kutbu olarak ele alır. Weber’e göre İslam, özellikle kadınlar, lüksler ve mülkiyet konularında tamamen hazcı (hedonist) bir ruhu kabul eder. Kuran’ın uyum sağlayıcı etiği göz önünde bulundurulduğunda, ahlaki emirler ile dünya arasında bir çatışma bulunmamaktadır

Devamı

Din ve İktisadi Hayat

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

İnsanoğlu yaşamını idame ettirebilmek amacıyla kendisine bir dünya kurmuş ve bu dünyasını ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirmiştir. Birey, oluşturduğu dünyayı din ile koruma altına almıştır. Din, oluşturduğu yüksek ahlak ile toplumsal anomiyi, istikrarsızlığı, düzensizlik ve bozulmayı ortadan kaldırmış ve bireylerin toplum içerisinde huzur içinde yaşamaları için birtakım normlar koyarak bireysel ve toplumsal hayat idamesini kolaylaştırmıştır. Din bu fonksiyonunu yerine getirmek amacıyla hemen hemen hayatın her noktasına girmek durumunda kalmıştır. Ekonomi de dinin etkilediği bir kurumdur. Tabii sadece dinin ekonomiyi etkilediğini söylemek doğru değildir. Ekonomi de belli konularda dini etkilemiştir. Burada biz ekonomi ve iktisadi hayat ilişkisini ve bu ilişki çerçevesinde ekonomiye dinsel bakış açısını incelemeye çalıştık. Din ve Ekonomi İlişkisi Karmaşık bir yapıya

Devamı

Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi adlı bu çalışmamızda, temel olarak ekonomi kurumunun ana çatısını vermeye çalıştık. Konumuza başlamadan önce, konunun daha iyi anlaşılması açısından, ilk önce genel olarak kurum kavramını ana özellikleriyle verdik. Daha sonra Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi ana başlığı altında, Ekonomi nedir, ne değildir?, Ekonominin işlevi ve alt kurumları, Ekonomik hayatın tarihi gelişimi, Temel ekonomik olgular, Ekonomik olguların yapısı, Ekonomik sistemler, Toplum – ekonomi ilişkisi, Ekonominin diğer kurumlarla ilişkisi gibi alt başlıklar ile ekonomi kurumunu açıklamaya çalıştık. GENEL OLARAK KURUM Sosyolojik açıdan kurum, kültür normlarının yerleşmiş, belli ve sürekli tatmin yollarıdır. İhtiyaçları karşılama biçimleri veya metotlarıdır.[1] Bir sosyal kurumun temel özelliklerini sıralayacak olursak şunları söyleyebiliriz. 1. Kurumlar belli

Devamı

Türk Modernleşmesinde Batılılaşma ve Laikleşmenin Tarihi Kökenleri

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Türk modernleşmesi Türkçülük, İslamcılık, laiklik gibi birçok unsurdan etkilenerek yol almaktadır. Öyle ki bu unsurlar modernleşmeyi yönlendiren etkin kuvvetler halini almıştır. Osmanlının bir nevi devamı sayabileceğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nde Osmanlıda olduğu gibi, kendine has bir imparatorluk ideolojisi yani resmi ideoloji çerçevesinde bir modernleşme çizgisi ön plana çıkarılmış ve modernleşme birtakım fikir akımlarıyla desteklendirilmeye çalışılmıştır. Bu ideoloji batılılaşma adı altındaki kökü Tanzimat’a kadar uzanan Batı örneğinde modernleşmeci, dayatmacı bir ideolojidir. Osmanlıda ciddi bir şekilde dayatmacı rol üstlenen bu ideoloji Türkiye’de biraz yumuşamış gözükerek devam etmiştir. Osmanlıda İslam ağırlıklı bu ideoloji, Türkiye’de modernleşme yolunda batılılaşma ve laiklik ağırlıklı devam etmiştir. Devlet tarafından oluşturulmuş bu ideoloji modernleşme sürecinde ciddi etkiler yaratmış ve modernleşmenin yönünü tayinde

Devamı

Türk Modernleşmesi ve Türk Modernleşmesinde Yusuf AKÇURA’nın Yeri

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Türk modernleşmesi ve Türk modernleşmesinde Yusuf Akçura’nın yeri adlı bu seminer konumuza başlamadan önce konumuza ışık tutması açısından Yusuf Akçura’nın hayatını ve Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserini ana hatlarıyla vermenin faydalı olacağı kanaatindeyim. 1876’da Rusya’nın Kazan’a bağlı Simbirsk kentinde doğan Akçura, babasının ölümü üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti(1883). Harbiye’deki öğrenimini bitirdi ve kurmay sınıfına ayrıldı. Bu sırada Jön Türklerle ilişkisi olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve Fizan’a sürülmek üzere Trablusgarp’a gönderildi (1897); daha sonra serbest bırakıldı ve rütbesi iade edildi. Bir süre Trablusgarp’ta çalıştıktan sonra 1899’da Tunus üzerinden gittiği Paris’te “Ecole Libre des Sciences Politiques”i bitirdi. Jön Türklerin çıkardığı Şurayı Ümmet ve Fransızca yayınlanan Meşveret’te makaleler yayımladı. 1903’te Kazan’a gitti, Rusya’daki Türklerin düzenlediği

Devamı

Osmanlı’da Millet Kavramı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne Etkisi

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Osmanlı devleti, egemenliği altındaki tebaanın ırk, din, dil, kültür farklılıklarına rağmen 600 yıllık egemenliğini ve devlet bütünlüğünü nasıl sağlamıştır? Osmanlı kimliği Türkçülük, İslamcılık, Osmanlılık gibi akımlardan hangisine dayanmıştır? Osmanlının etnik yapısı yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl bir etki yapmıştır? Bu gibi sorular yakın tarihten günümüze kadar hep sorula gelmiş ve kesin cevabını kısmen bulmuş sorulardır. Osmanlı kimliği üzerine birçok tartışma yapılmıştır. Kimileri Osmanlıyı İslamcı yönüne bakıp hilafet doğrultusunda değerlendirmiş, kimileri Türkçülük boyutuna bakıp diğer ırkları görmezlikten gelmiş, kimileri ise Osmanlılık boyutunda değerlendirip ırk, din, dil bütünlüğü içerisinde ele almıştır. Şimdi bu üç akım doğrultusunda Osmanlının millet anlayışını tahlil edip, Osmanlının millet anlayışının Türkiye Cumhuriyeti’ne etkisini inceleyelim. Osmanlılık, Osmanlının son dönemlerinde ortaya

Devamı

İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri

İsmail Ekinci/ Haziran 29, 2017/ Güncel Yazılar

2018 Ekim Dönemi İtibarıyla Geçerli Olan İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri: 2017 Aralık Ayında Yayınlanan ve 2018 Nisan Dönemi İtibarıyla Geçerli Olan İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri: 2015 Yılında Yayınlanan İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri: İlahiyat temel alanında başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili olarak aşağıdaki çalışmalara verilen birim puanlar esas alınmak suretiyle; en az doksan (90) puanının doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilmiş olması kaydıyla, asgari yüz (100) puan karşılığı bilimsel  etkinlikte bulunmuş olması gerekir.  Her çalışma Tablo 6′ da  sadece bir bölümde yazılarak puanlandırılır. Tek yazarlı çalışmalarda yazar tam puan alır. Başlıca yazarın belirtildiği hallerde iki yazarlı eserlerde  başlıca  yazar tam puanın 0.8′ ini, ikinci yazar 0.5′ ini alır. Üç ve daha fazla yazarlı başlıca yazarın belirtildiği eserlerde ise, başlıca yazar toplam

Devamı

Akademik Hayatta Nasıl Düzenli Olunur?

İsmail Ekinci/ Haziran 29, 2017/ Güncel Yazılar

Akademik çalışma yapabilmenin gereği sık sık çeşitli çalışmalar ile ilgili notlar almam ve yazılar yazmam gerekiyor. (en azından akademik üretkenlik bakımından). Akademik hayata yeni olmam nedeniyle bu işin gerekliliklerini günümüz teknolojilerini de etkin ve etkili kullanarak nasıl sürdürülebilir bir düzen kurmam gerektiği üzerine sürekli kafa yorar ve araştırma yaparım. Araştırmalarım sonucu akademik hayatı ve yayın yapabilmeyi kolaylaştırıcı, kullanılabilecek yöntem ve araçları derledim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Öte yandan, her akademisyenin taramak zorunda olduğu literatür araştırmalarına dair bulabildiğim yöntemleri de bu yazıya dahil ettim. Az ya da çok akademik kariyer düşünen arkadaşlara yüksek lisans veya doktora öğrencilerine bu yöntem ve araçları kullanmalarını tavsiye ederim. Teknolojinin akademide daha etkili kullanılabilmesinin çeşitli etkinlikler ve

Devamı

Dil Öğretiminde Materyal Tasarım Yaklaşımları

İsmail Ekinci/ Haziran 23, 2017/ Güncel Yazılar

Gramer meselesi dil öğretiminin en temel problemlerindendir. Dil ve gramer öğretiminde klasik ve modern birçok yaklaşım vardır. Arap dili ve grameri öğretiminde özellikle iki klasik yaklaşım öne çıkar. Bunlardan biri Arap dilindeki i‘râb kategorisini merkeze alan i‘râb odaklı anlatımdır. Bu yaklaşımda aynı i‘râb özelliğini taşıyan ögeler, farklı konuların bir parçası olsalar dahi aynı ünitede işlenir. Diğeri konu merkezli anlatımdır. Bu yaklaşımda ise, aynı konunun parçaları tek bir ünitede işlenir, türleri farklı olsa da konunun tamamlayıcı i‘râb özellikleri aynı konu içinde ele alınır. Her iki yaklaşım dil öğretiminde farklı avantaj ve dezavantajlar sağlar. Bu çalışmada dil öğretimi ve materyal tasarımında i‘râb odaklı anlatım metodu ve konu merkezli anlatım metodu şeklindeki iki klasik yaklaşım karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Çalışmada model ve örnek zemin olarak

Devamı

Kâfiyecî’nin “Nuzhetu’l-Ashâb” ve “Remzu’l-Esrâr” Adlı Eserlerinin Tetkiki

İsmail Ekinci/ Haziran 23, 2017/ Güncel Yazılar

Muhyiddin el-Kâfiyecî (ö. 879/1474), XV. y.y. Memlükler ve Osmanlı dönemlerinin önemli Arap dilcilerindendir. Çok sayıda eseri vardır. Bu araştırmada, ona ait “Nuzhetu’l-ashâb” ve “Remzu’l-esrâr” adlı eserler; içerikleri, ilmî değerleri ve Arap diline sağladıkları katkıları bakımından incelenecektir. Ayrıca biyografi kitaplarında genel olarak Kâfiyecî’nin eserleri arasında zikredilmeyen bu iki eserin tam ve tahkikli metinleri de sunulacaktır. Anahtar kelimeler: Kâfiyecî, Arap dili, İsm-i tafdîl, kuhul meselesi, i‘râb ve anlam.  The Examination of “Nuzhat al-Ashab”and “Ramz al-Asrar”by al-KâfiyajiMuhyiddin al-Kafiyaji (d. 879/1474) is one of the Arabic linguistic scholars of the fifteenth century. He wrote many books. This research is an analytical study of his two works, “Nuzhat al-ashab” and “Ramz al-Asrar”regarding their scholarly position, value

Devamı

Bir Varağın Merâmı: Fecrü’s-Semd fî İ‘râbi Ekmeli’l-Hamd Adlı Eser Üzerine Bir İnceleme

İsmail Ekinci/ Haziran 23, 2017/ Güncel Yazılar

Celaleddin es-Suyûtî (ö. 911/1505) 15. ve 16 yy. alimlerinden sayılmaktadır. Arap edebiyatı, Arap dili, Arap dilbilimi, fıkıh, tefsir gibi değişik alanlarda çok sayıda kitap yazmış ve “İbnu’l-kutub” diye isimlendirilmiştir. Onun kitaplarından birçoğu daha yayımlanmamıştır. Bu araştırma, Fecru’ṣ-ṣemed fî i‘râbi “Ekmeli’l-hamd” adlı eserin Arap dilindeki yeri, değeri ve ilmî etkilerini ortaya koymaya çalışmakta ve buna ek olarak eserin tam ve tahkikli metnini de sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: es-Suyûtî, Dil, Arap dili, Arap grameri, İ‘râb. The Story of a Manuscript: A Research on “Fajr al-Samad fi I’rab Akmal al-Hamd” Jalaluddin al-Suyuti (d. 911/1505) is one of the scholars of the 15th-16th centuries. He wrote many books in different fields such as Arabic literature, the Arabic language, fiqh,

Devamı

Kâfiyecî’nin Nüzhetü’l-Mu‘rib fi’l-Meşrık ve’l-Mağrib Adlı Eserinin Arap Dilindeki Yeri ve Önemi

İsmail Ekinci/ Haziran 23, 2017/ Güncel Yazılar

Süleyman el-Kâfiyecî (ö. 879/1474) 15. yy. alimlerindendir. Tam nispesi Muhyiddin Ebu Abdillah Muhammet b. Süleyman b. Sa‘d b. Mesut er-Rûmî el-Hanefî el-Kâfiyecî şeklindedir. Arap dili, fıkıh, tefsir, ve kelam gibi farklı alanlarda çok sayıda kitap yazmıştır. Fakat, onun kitaplarından bir çoğu hala yazma ya da kayıptır. Dil, gramer ve belagate dair eserlerinden birisi de Nuzhetu’l-mu‘rib fi’l-Maşriki ve’l-Mağrib adlı eseridir. Bu araştırma, Nuzhetu’l-mu‘rib fi’l-Maşriki ve’l-Mağrib adlı eserin Arap dilindeki yeri, değeri ve ilmî etkilerini ortaya koymaya çalışmakta ve buna ek olarak eserin tam ve tahkikli metnini de sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: el-Kâfiyecî, dil, Arap dili, Arap grameri, i‘râb. Muhyiddin al-Kâfiyaji (d. 879/1474) is one of the scholars of the fifteenth century. His full name is Muhyiddin Abu Abdullah Muhammad

Devamı

İnternetin Ergenlere Olumsuz Etkileri Üzerine Din Eğitimi Temelli Bir Yaklaşım

İsmail Ekinci/ Mayıs 4, 2017/ Güncel Yazılar

İnternetin gün geçtikçe hayatımızın içine ayrılmaz bir parça olarak katılması, aynı zamanda içerdiği yararlar ve her yaş grubuna hitap eden yapısı, toplum kesimlerinin geniş bir katılımını da beraberinde getirmektedir. İnternetin her kesimi ilgilendirdiği kadar özellikle ergenlere etkileri de üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Gelişim anlamında yönlendirilmeye oldukça açık ve olumsuz açıdan da bir o kadar etkilenme potansiyeli olan ergenlerin, hayatımızda yer eden bu teknoloji ile olan bağları din eğitimi ekseninde değerlendirilebildiği ölçüde internetin zararlarından korunmak ve faydalarına odaklanmak mümkün olabilecektir. Anahtar kelimeler: İnternet, Ergen, Din Eğitimi, Sosyal Medya, Bağımlılık.A Religious Education-Based Approach on Advers Effects of Internet on AdolescentsAs the time passes by, the Internet becomes an integral part of

Devamı

Âb-ı Hayat

Hatice Özdemir Ekinci/ Mart 14, 2017/ Güncel Yazılar

Yağmurun ruhu dinginleştiren, umudu yeşerten, anıları canlandıran tarafı ne güzeldir. Kainatın çoraklaştığı, renklerin perdelendiği, hakikatin gölgelendiği demlerde rahmetin kuşatıcılığına teslimiyettir. Yürek kapısının aralığından tüm yaşanmışlıkların selamlanmasıdır. Her damlanın, hafızamızdaki kayıtları başa sarmasına vesile oluşu, heyacanlandırır. Deniz dalgalarındaki cesaret, yağmurun denizi ıslatan o haline şahitlik, gözümde büyütülmüşlüğe dair her ne varsa hepsinin yenilebilirliğinin delili oluverir. Ruhumda sukuta ermiş, ayaza yenik, nihayete çeyrek kala işlerimin yeniden düşünülmeye değer tarafını hatırlamama vesiledir çoğu zaman. Yağmur tanelerindeki insicam, iç dünyamdaki tüm kalabalığa çeki düzen verir. Tüm sesleri sukuta mahkum eder yere düşen her bir damla. Gözyaşlarım firaridir o vakitlerde, özgürlüğün tadına doymak çabasıyla!  Geleceğe dair telaşlarımla aramda mesafedir yağmur, ruhumun işgal taraflarının kurtuluş nidaları karışır,

Devamı

Teemmül

Hatice Özdemir Ekinci/ Ocak 15, 2017/ Güncel Yazılar

İnsan ruh ve bedenden müteşekkil bir varlıktır. Beden ruhun giysisi, görünür alemin parçasıdır. Ruhun bilinebilir yada bilinemezliği üzerinde yüzyıllardır düşünülmüş ve hala düşünülmektedir. İnsanın insandan ayrışması da yakınlaşması da ruh iledir. “Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”(17/85) Ruhun mahiyetini,zihnin antrenmanlarıyla ve verilen ilmin yordanmasıyla çözümleme yoluna gidilebilir. İnsanın temiz bir fıtratta yaratılması, Allah’ın adalet sıfatının gereğidir. İnsan yaratılış itibariyle inanma ihtiyacı içinde olan bir varlıktır. İnanma, güvenme, dayanma, teslim olma ve buna mukabil birçok ihtiyacın hissedilmesi tabiidir. Kendisine vahyin ulaşmasıyla birlikte, mutlak gücü tanıyan insan ruhun beden ile olan ilişkisine ehemmiyet verecektir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran akıl ve irade kavramlarını

Devamı

Var Olmak

Hatice Özdemir Ekinci/ Aralık 23, 2016/ Güncel Yazılar

Yüce Allah, kadın ve erkeği kendisine kullukta eşit yaratmıştır. Allah’a kul olan, ibadetlerini ve vazifelerini yerine getiren, takvayı yaşamına hâkim kılan insanı değerli saymıştır. İnsan, diğer yaratılmış tüm varlıklardan üstün olması sebebiyle eşref-i mahlukattır. “Ey İnsanlar! Biz sizi, bir erkek ve bir dişiden yarattık. Hiç şüphesiz Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanınızdır” ( Hucurât /13) ayetinde de belirtildiği gibi insanı değerli kılan şey, Allah’a kul olmanın getirdiği sorumluluğu fark etmesi ve üzerine düşen kulluğu yapmasıdır.  İnsan kullukta cinsiyet, makam, zenginlik, dil, ait olduğu köken, renk gibi sınıflandırmalardan arındırılmıştır. Salih ameli önemseyen ve takva elbisesini giyen insana kıymet verilmektedir. Bu bütünlüğün içinde kadın ve erkeğin yaratılıştan getirdiği bazı zayıf ve güçlü yanları

Devamı

Muvazene

Hatice Özdemir Ekinci/ Aralık 20, 2016/ Güncel Yazılar

Yeryüzünde son ve kamil din olan İslam, dosdoğru yoldur. Yüce Allah, dünya ahiret mutluluğunu amaçlayan insana orta yolu ve dengeyi işaret eder. İslam, Allah’ın insanlığa rahmet ve yaşam kılavuzu olarak lütfettiği hakikattir. İslam’ın rahmet ve hidayet kaynağı olması, insanın iç dünyası, söz ve eylemleri konusunda ona yol göstermesi ve ana gayeyi açıklaması şeklinde olur. Fert ve toplum hayatını tanzim ederken , hür aklın varlığını önemser, kişiler arası ortak bağın gelişmesinde meşru zemini açıklar. Din olgusuna baktığımızda, yaratıcının insanı muhatap aldığını görürüz. Akıl, irade, sorumluluk sahibi insanın, tüm donanımlarının farkında olması istenir ve bu hakikati arayan insan için ana koridordur. Madde-mana ayrımı, maddecilik ve maneviyatçılık ayrımına sapma eğilimi adeta insanın fıtratına kodlanmıştır.

Devamı

Literatür Taraması Nedir Nasıl Yapılır?

İsmail Ekinci/ Haziran 10, 2015/ Güncel Yazılar

Literatür taraması, var olan kaynaklar içerisinde belirli bir konunun detaylı biçimde araştırılması ve o konuya ait verilerin sistemli biçimde toplanması sürecidir. Literatür Taraması Neden Önemlidir? Pek çok kişi (özellikle de bilimle yeni haşır neşir olmaya başlayan insanlar) literatür taramasını zaman kaybı olarak görmekte, bir an önce sonraki adıma geçmek amacıyla bu adımı gelişigüzel bir şekilde tamamlamaktadır. Aslında bu büyük bir yanılgıdır ve ciddi problemleri beraberinde getirmesi muhtemeldir. Zira düşünülenin aksine bir bilimsel çalışmanın en önemli kısmı literatür taramasıdır. Literatür taraması bir binanın temelleri gibi de düşünülebilir. Farz edin ki bir bina yapacaksınız , bir an önce şu pencerelerin balkonun yapımına geçelim toprak altındaki temelle çok vakit kaybetmeyelim gibi bir düşünceyle temeli

Devamı

Bilimsel Yayın Sunma ve Yayınlatma

İsmail Ekinci/ Aralık 2, 2014/ Güncel Yazılar

Bilimsel bir çalışma tamamlandıktan sonra çok önemli bir aşama başlamaktadır: Yayın yapma. Eğer yapılan çalışma yayınlanmazsa bu çalışmadan bilim dünyası haberdar olmaz. Ancak çalışmayı yayına göndermeden önce birçok noktaya dikkat etmek gerekmektedir. Yeterli literatür taraması yapıldı mı? Çalışma hangi dilde yazılacak? Yayın tipi (tam makalemi, kısa araştırma notumu, v.s.) ne olacak? Çalışma hangi dergiye gönderilecek? Dergi seçimi neye göre yapılacak? Bir de dergi yönetimi açısından bakarsak, bir dergi editörü ve/veya Yayın Kurulu Üyeleri, kendilerine bir çalışma sunulduğunda nasıl hareket edecekler? Makale değerlendirme aşaması nasıl olacak? Soruları çoğaltmak mümkündür. Bu çalışmada bu konuyla ilgili bilgiler verilmeye çalışılacaktır. Uluslararası dergilerin editörleri, danışma kurulu üyeleri ve hakemleri, bazı genel noktalara çok dikkat ederler. Yazar,

Devamı

Yaşama Dokunmak

Hatice Özdemir Ekinci/ Haziran 6, 2011/ Güncel Yazılar

Nesilleri inşa etmek, tuğla arası kerpiç döşemek kadar kolay değildir. Bir insan bir dünyadır. İnsanı yetiştirmek, dünyayı nizama sokmak için atılan en güçlü adımdır. Günümüze baktığımızda, manevi donanımdan yoksun, egosunun hizmetinde materyalist çizgide günü tüketen insan topluluklarıyla karşı karşıya gelmekteyiz. Aile toplumu oluşturan en küçük birimdir. İnsanı şekillendiren en güçlü kurumdur. Yeni doğan birey zaman içinde konuşmayı, yemek yeme adabını, yatma ve kalkma saatlerini, rutin alışkanlıklarını önce ailesi içinde şekillendirir, sonra içinde bulunduğu sosyal ortamlara göre sınırlarını genişletebilir ya da daraltabilir. Özsaygısı oturmuş, kendi önceliklerinin farkında olan, hedefleri için azmeden profildeki insan toplum için kaybedilmesi göze alınamayacak değerdir. Tarihinden, geleneklerinden, kendi felsefesinden uzak düşen insanın hayatın içinde kendisine sağlam bir yer

Devamı