İçeriğe geç

Yazar: İsmail EKİNCİ

İbn Nübâte el-Mısrî ve Divânı

Memluk dönemi Arap şairlerinden birisi de İbn Nübâte el-Mısrî’dir. 686/1287-768/1366 Yıllarında Mısır’ın Kahire şehrinde yaşamıştır. Ömrünün ilk yıllarında devlet büyüklerine medih şiirleri yazarak şairliğe başlamıştır. Ancak bu medih şiirleri önemsenmemiş ve beklediği ilgi ve itibarı görmemiştir. Eyyûbî Emîri el-Meliku’l-Müeyyed Ebu’l-Fidâ, İbn Nübâte’nin kendisi hakkında yazdığı medih şiirlerini beğenmiş ve onu maddî ve manevi olarak desteklemiştir. Hayatının bu döneminden sonra şiirleriyle meşhur olmuştur. İbn Nübâte seyahatname, hutbe, tasvir, ayet ve hadislerdeki garip kelimeler gibi alanlarda eserler neşretmiştir. Mansur eserlerinden ziyade manzum türündeki eserleri ile meşhur olmuştur. Zamanın Eyyûbî Emîri el-Meliku’l-Efdal’le beraber çıktıkları bir avı tasvir eden ve yüz altmış yedi beyitten…

Kitâbe İmlâ İnşâ’

Kitap Siparişi Vermek İçin Tıklayın Arapçayı öğrenmek, öncelikle dilin gramer kurallarını bilmekle mümkündür elbette. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma diye bilinen dört beceriyi elde edecek düzeyde bir dili öğrenmek için, her bir alanda etkili ve verimli yöntemlerle eğitim almak da şarttır. Bu kitapla yazma becerisi kazandırmak hedeflenmektedir. Öğrencinin Türkçeden Arapçaya çeviri kabiliyetinin, konular bağlamında basitten zora doğru arttırılması hedeflenmektedir. Sarmal yönteme uygun bir şekilde hazırlanan bu kitapla öğrenci, ortalama 7.500 Arapça kelimeyi de öğrenmiş olacaktır. Kitap üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Arapçaya dair hiçbir bilgisi olmayan, Arap harflerini bile bilmeyenlere, harfleri ve harekeleri öğretmek hedeflenmiştir. İkinci bölümde Arapça imla/yazım…

Üç Cümel ve Arap Dilindeki Yeri

Nahiv ilmi, Arapçanın gramatik yapısını ve kurallarını ele alan bir ilim dalıdır. Hem nahiv ilminin hem de Basra dil mektebinin kurucusu olan Ebu’l-Esved Zâlim b. Amr b. Süfyân b. Cendel ed-Duelî’ye (ö. 69/688) Hz. Ali’nin kelime çeşitleri ve tanımlarını kapsayan bir sayfayı vermesinden sonra “Bu yola girerek ilerle.”( اُنْحُ هَذَا النَّحْوَ)  demesi üzerine nahiv ismiyle anılmaya başlayan bu alanda, ed-Dueli’den günümüze kadar binlerce nahiv kitabı neşredilmiştir. Bu nahiv eserlerinden el-Cümel ismiyle bilinen altı eser vardır. Bunlar Ebû Bekr Muhammed b. es-Serî b. Sehl el-Bağdâdî İbnu’s-Serrâc’ın (ö. 316/929) el-Cümel’i, Ebû Bekir Ahmed b. Hasan b. ʽAbbâs Muhammed İbni Şukayr en-Nahvî el-Bağdâdî’nin…

Kitâbu’l-Cumeli fi’n‐Nahv ve Netâicu’l-Fikeri fi’n-Nahv Karşılaştırmalı Bir İnceleme

Arapçanın dil bilgisi kurallarını ihtiva eden eserlerden ikisi Ebu’l-­Kâsım Abdurrahman b. İshâk ez-­Zeccâcî’nin Kitâbu’l-­Cumeli fi’n-Nahv ve Ebu’l-Kâsım Abdurrahman b. Abdillah b. Ahmed el-­Has‘amî es-­Süheylî’nin Netâicu’l-­Fikeri fi’n-­Nahv isimli eserleridir. Bu iki eser de ağırlıklı nahiv olmak üzere, hem nahiv hem de sarf konularını ihtiva etmektedir. Netâicu’l-­Fikeri fi’n-­Nahv isimli eserin mukaddimesinde yazar, eserinin ez-Zeccâcî’nin Kitâbu’l-­Cumeli fi’n-­Nahv’in bir şerhi/tertibi olduğunu iddia etmektedir. Bu çalışmanın konusu ve amacı bu iddianın doğru olmadığının ortaya konulmasıdır. Çalışmada öncelikle müellifler ve bütün eserleri hakkında bilgiler verilmiş, ardından çalışmada ele alınan iki eser detaylı bir şekilde tanıtılmıştır. Her iki eser yöntem, muhteva ve üslup yönünden karşılaştırılmıştır. İki eserde…

Irak Hikâyeciliği ve Zu’n-Nûn Eyyûb

Edebi türlerden yalın ve sade bir tür olan hikâye, kolayca anlaşılır bir dil ve üslupla yazılması, kısa oluşu, yaşanmış ve hemen hemen herkes tarafından bilinen olayları veya yaşanması muhtemel olayları dillere pelesenk olacak bir şekilde konu edinmesi gibi özelliklerinden dolayı, toplum içerisinde tarih boyunca ortaya çıktığı ilk günden günümüze kadar varlığını korumuş ve en yaygın bir edebi tür olmuştur. Hatta o kadar yaygın bir tür haline gelmiştir ki, yazılı edebiyattan çok sözlü edebiyat türü olarak günümüze kadar gelmiştir. Her dönemde farklı coğrafyalarda hikâyeciler hikâyeleriyle ün yapmış ve her bölgeye özgü hikâye üslupları oluşmuştur. “Irak Hikâyeciliği ve Zu’n-Nûn Eyyûb” başlıklı bu…

Ters-Yüz Edilmiş Sınıf Yöntemiyle Arapça Eğitimi ve Sarmal Yöntemle Arapça Kelime Dağarcığını Geliştirme

Geleneksel sınıf modeli, öğrencinin sadece pasif bir katılımcı olduğu ve öğretmenin kontrolünde yürütülen bir modeldir. Bu model öğrenen özelliklerinin, öğrenme beklentilerinin ve eğitsel teknolojilerin etkisiyle, son zamanlarda değişim göstermektedir. Bu değişim neticesinde sınıf dışı zamanın kullanımı yönünde yeni yapılanmalar zorunlu hale gelmektedir. Bu yapılanmalardan biri de ters-yüz edilmiş sınıf modelidir. Ters-yüz edilmiş sınıflarda sınıf içi etkinliklerin öğrencilere sınıf dışında sunulması, geleneksel yapıda sınıf dışında yapılması beklenen ödev ve etkinliklerin de sınıf içerisine taşınması olarak tanımlanmaktadır. İlk defa Bruner tarafından ortaya atılan sarmal yöntem ise, öğrencinin bilgileri keşfetmesi ve anlamlandırmasını kolaylaştırmak için eğitim programının sarmal bir yapıda düzenlenmesi gerektiği tezi üzerine…

Tasavvuf Şairi Nablusî ve Şiirleri

Bir tasavvuf erbabı olarak 1640-1731 yılları arasında Dımaşk’ta sûfi bir hayat yaşamış olan mutasavvıf Abdulganî b. İsmail en-Nablusî, pek çok ilim dalında çalışmaları bulunan, döneminin önemli âlimlerindendir. İslami ilimlerde üç yüze yakın eser telif etmiş olan en-Nablusî, eserlerinin birçoğunda şiirlere yer vermiştir. Eserlerinde yer alan şiirlerin dışındaki diğer şiirlerinden müteşekkil Divânu’d-Devâvin isimli müstakil bir divanı da vardır. Üç bölümden oluşan bu divanının tasavvufi şiirlerin derlendiği üçüncü bölümü, Divânu’l-Hakâik ve Mecmuʻu’r-Rekâik ismiyle Muhammed Abdulhâlık ez-Zenatî tarafından tahkik edilip yayımlanmıştır. Zenatî’nin tahkiki temel alınarak hazırlanan bu çalışmada, şair hakkında bilgiler verilmiş, bahsedilen divandaki şiirler muhteva, şekil ve üslup yönlerinden ele alınıp, şiirlerin…

Arap Şiiri Ansiklopedisi Programı (el- Mevsûʻatu’ş-Şiʻriyye)

Şiir insanın muhatap aldığı kişi veya topluluğa karşı duygularını en etkili bir biçimde aktardığı, yaygın bir şekilde kullanılan edebi bir türdür. Bütün dillerde ve kültürlerde bir edebi sanat olarak yer alan şiir Arap toplumu ve Arapça dili için de önemli bir unsurdur. İslam öncesi Cahiliye döneminden günümüze kadar bu önemini devam ettirmiştir. Binlerce Arapça divan kaleme alınmış, bu divanların bir kısmı incelenmiştir, bir kısmı ise incelenmek üzere araştırılmayı beklemektedir. Teknolojik gelişmeler ışığında, kitap yapraklarında araştırılmayı bekleyen binlerce şiir dijital ortamlara aktarılmaya başlanmıştır. Binlerce şairin divanının yer aldığı dijital programlardan birisi de el-Mevsûʻatu’ş-Şiʻriyye isimli programdır. Bu programda İslam öncesi dönemden günümüze…

Arapça Eğitiminde “Cümleden Gramere” Yöntemi

Dil, toplum hayatında insanların birbirini anlamasını ve birlikte yaşamasını sağlayan bir iletişim aracıdır. Dil, insan hayatının keyfiyeti için önemlidir. Çünkü insan ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz ve birçok ihtiyacını başkalarından yardım alarak giderir. Dolayısıyla herhangi bir dili öğrenmek, o dili bilen insanlarla iletişim kurabilmek için önkoşuldur. Kadim bir dil olan Arapça, İslamiyet’in gelişiyle birlikte kutsal bir kitap olan Kur’an-ı Kerim’in dili olmuş, günümüze kadar varlığını ve önemini korumuştur. Anadili Arapça olmayanlara bu dilin öğretilmesi için farklı coğrafya ve farklı dönemlerde medreselerde veya devletin resmi eğitim kurumlarında Arapça dersleri verilmiştir. Verilen Arapça eğitimlerinde nahiv ve sarf temelli bir eğitim uygulanmıştır. Gramere dayalı…

Dünya Arapça Günü Etkinliği

  Arapça 1973´ten beri Birleşmiş Milletlerin altıncı resmi dilidir. Arapça, tüm liselerde seçmeli ders olarak okutulabilmekte ve 2012 yılında UNESCO tarafından alınan bir kararla da 18 Aralık, Dünya Arapça Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Arapça Günü münasebetiyle üniversitemiz Arapça Koordinatörlüğü koordinesiyle 18.12.2019 tarihinde saat 14:00 da İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans salonunda Arapça Festivali düzenlendi. Programa, Rektörümüz Prof. Dr. Erdal Necip Yardım, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabir Rüstemli, İslami İlimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Dinçoğlu’nun yanı sıra çok sayıda akademik, idari personel ile öğrenci katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program İslami İlimler Fakültesi Hazırlık Sınıfı Öğrencisi Hafız Servet Bektaş tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti…

İlahiyat Fakültesi Öğrencilerine Verilen Arapça Hazırlık Eğitimine Dair Bir İnceleme

Bu araştırmanın konusu, İlahiyat veya İslami İlimler fakültelerinde okutulan Arapça hazırlık eğitiminin değerlendirilmesi ve bu eğitimin kalitesinin arttırılması için Yapılabilecek hususlar hakkında öneriler ortaya koymaktır. Bu doğrultuda bu çalışmada Bitlis Eren Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Zorunlu Arapça Hazırlık Sınıflarının 2018-2019 Eğitim ve Öğretim Yılında aldıkları Arapça eğitimi temel alınmıştır. Hazırlık Sınıflarında Arapça eğitimi alan 90 öğrenciye 33 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Anket sonuçları değerlendirilmiş ve verilen Arapça eğitiminin kalitesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlardan hareketle, verilen eğitimde eksik durumlar tespit etmek suretiyle, eğitimin daha kaliteli bir düzeye ulaştırılması için önerilerde bulunulmuştur. Araştırmada öncelikle İlahiyat veya İslami İlimler fakültelerindeki Arapça…

Araştırma ve Akademik Yazım Teknikleri (Eğitimi)

Bitlis Eren Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı öğretim elemanı Dr. İsmail EKİNCİ ve Dr. Öğr. Üyesi Ramazan TARİK‘nin hazırladığı “Araştırma ve Akademik Yazım Teknikleri (Eğitimi)” isimli panel 21.10.2019 Pazartesi günü saat 12:00’da İktisadi ve İdari Bilimler Konferans salonunda gerçekleştirildi.

Küreselleşme Ekonomi ve Din

Ulusal kültürlerin, ulusalekonomilerin, ulusal sınırların uluslararası bir konuma doğru kaydığı, sosyal ve iktisadi hayatın küresel süreçler tarafından yönlendirilip belirlendiği global bir köyde yaşıyoruz. Bu değişimlerin merkezinde yeni sayılabilecek ve hızlı bir ekonomik küreselleşme fikri yatmaktadır. Farklı farklı ulusal ekonomilerin ve ekonomik yöntemlerin yerel eksende geliştirdikleri stratejiler geçerliliğini hızla kaybederken yeni küresel ölçekte ekonomilerin, ekonomik yöntemlerin ve stratejilerin ortaya çıktığı global köyde, dünya ekonomisi uluslararası hale geldi ve denetim dışı piyasa güçleri, ekonomileri kontrol ve baskı altına aldı. Ulus ötesi şirketler, dünya bankası, uluslararası para ve hisse senetlerinin bağlı olduğu fonlar, hiçbir ulusal devlete tabi olmayan ve piyasa avantajları yönünden en…

en-Nablusî’nin Divânında Muhteva

Konu, tema, muhteva, içerik ve öz aynı anlamlarda kullanılan kavramlardır. Şiirde konu, şiirin kafiye, ahenk gibi biçimsel özelliklerinin dışında kalan ve eserin içini dolduran kısım olarak tanımlanır. Şiirin ilk kelimesinden son kelimesine kadar hangi duygu ve düşünce üzerine yoğunlaşıldığı, şiirde hangi meselenin ele alındığı ve okuyucuya ne söylendiğidir. Bir şairin şiirinde muhteva çeşitliliği, şairin şairlik kudretini göstermektedir.Arap şiirinin gelişmesine katkıda bulunmuş Arap şairlerden birisi de Abdulganî b. İsmail en-Nablusî’dir. en- Nablusî 1641-1731 yılları arasında Dımaşk’ta yaşamış dönemin önde gelen alimlerindendir. Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, tecvit, tasavvuf, şiir, edebiyat, felsefe, mantık, rüya tabiri, seyahatname, tarih, cifr gibi birçok alanda yazdığı 294…

Abdulganî b. İsmail en-Nablusî’nin Divânu’l-Hakâik ve Mecmûʻu’r-Rekâik İsimli Eserinde Edebi Sanatlar

Arap şiirinin ve belagatının gelişmesine katkıda bulunmuş Arap şairlerden birisi de Abdulganî b. İsmail en-Nablusî’dir. en- Nablusî 1641-1731 yılları arasında Dımaşḳ’ta yaşamış dönemin önde gelen alimlerindendir. Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, tecvit, tasavvuf, şiir, edebiyat, felsefe, mantık, rüya tabiri, seyahatname, tarih, cifr gibi birçok alanda yazdığı iki yüz doksan dört eseriyle, ün salmıştır. en-Nablusî’nin hemen hemen bütün eserlerinde yer verdiği şiirlerinde kullandığı edebi sanatları, kullanım ustalığıyla incelenmesi gereken unsurlardır. en-Nablusî, bu sanatlar vasıtasıyla anlatımını güzelleştirmiş ve anlam yoğunluğunu derinleştirmiştir. Sanatları şiirlerin insicamını bozmayacak düzeyde, yerli yerinde ve kıvamında kullanmaya özen göstermiştir. Şiirlerinde kullandığı sanatlar da, herkes tarafından anlaşılacak basitlikte olup, okuyucu…

Divânu’l-Hakâik ve Mecmûʻu’r-Rekâik

İnsanoğlunun duygularını en iyi şekilde ifade etme ve karşısındakine aktarma araçlarından birisi de şiirdir. Şiir insana özgü önemli bir ifade biçimidir. Bu özelliği ile şiire hemen hemen her toplumda ve her çağda değer verilmiş ve şiir edebiyattaki yerini devamlı korumuştur. Ayrıca şiir, şairin duygularını yansıtmakla yetinmeyip, aynı zamanda şairin yaşadığı çağın ve toplumun sosyal yapısını da resmetmiştir.Bir dildeki edebi ürünlerin en üst örneği olan şiir, Arap edebiyatında da diğer türlere göre en etkili ve yaygın kullanılan edebi çalışmalar olarak kabul edilmektedir. Her dönemde şiirin gücü ve etkisi farklı olmakla beraber, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Osmanlı Dönemi Arap edebiyatında da şiirin…

1. Arapça Ödüllü Bilgi ve Etkinlik Müsabakaları

Bitlis Eren Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi ile Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nın işbirliği ile düzenlenen 1. Arapça Ödüllü Bilgi ve Etkinlik Müsabakaları’nın Final Programı, 24.04.2019 Çarşamba günü saat 13:30’da Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. 1. Arapça Bilgi ve Etkinlik Müsabakaları Final Programı, İslami İlimler Fakültesi Arapça Hazırlık Öğrencisi Ahmet Eren Demir’in Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı. Daha sonra programın açılış konuşmasını yapan Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeki Argunhan yarışmacılara başarı dileklerinde bulundu. Arapça dilini “En önemli ahiret ilmi” olarak nitelendiren Prof. Dr. Argunhan, “Rabbimizin kelamı olan Kuran-ı Kerim’in daha iyi anlamak ve Müslüman ülkelerle olan ilişkimizi daha sıkı tutmak…

Abdulganî b. İsmail en-Nablusî ve Divânu’l-Hakâik ve Mecmûʻu’r-Rekâik İsimli Eseri

1640-1731 yılları arasında Dımaşḳ’ta yaşamış olan Abdulganî b. İsmail en-Nablusî, pek çok ilim dalında çalışmaları bulunan, döneminin önemli bir âlimidir. İslami ilimlerde üç yüze yakın eser telif etmiş olan en-Nablusî, eserlerinin birçoğunda şiirlere de yer vermiştir. Eserlerinde yer alan şiirlerinden başka diğer şiirlerinden müteşekkil, Divânu’d-Devâvin isimli müstakil bir divanı da vardır. Üç bölümden müteşekkil bu divanının tasavvufi şiirlerin derlendiği üçüncü bölümü de, Divânu’l-Ḥaḳâiḳ ve Mecmuʻu’r-Reḳâiḳ ismiyle Muhammed Abdulhâlık ez-Zenatî tarafından tahkik edilip yayımlamıştır. ez-Zenatî’nin tahkiki temel alınarak hazırlanan bu doktora çalışmasında, şair hakkında bilgiler verilmiş, bahsedilen divandaki şiirler muhteva, şekil ve üslup yönlerinden ele alınıp, şiirlerin edebi değeri ortaya konulmaya…

Zotero İle Künye Fişleme

Bitlis Eren Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. İsmail EKİNCİ‘nin hazırladığı “Zotero Programı ile Künye Fişleme” isimli semineri 05.12.2018 Çarşamba günü saat 13:30’da İktisadi ve İdari Bilimler Konferans salonunda gerçekleştirildi.

Arapça Bilmenin İslâmî İlimleri Anlamadaki Önemi

Bitlis Eren Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. İsmail EKİNCİ‘nin hazırladığı “Arapça Bilmenin İslâmî İlimleri Anlamadaki Önemi” isimli semineri 31.10.2018 Çarşamba günü saat 13:30’da İktisadi ve İdari Bilimler Konferans salonunda gerçekleştirildi.

Sekülerleşme ve Din

İnsanlar yaratılışından bu güne kadar birçok sahada yenilikler oluşturmuş ve bu sahalarda da ilerlemeler sağlamışlardır. Mağarada tek başına yaşayan insanın serüvenine bir göz atacak olursak şunları söyleyebiliriz. Yalnız başına ve dış tehlikelere açık bir şekilde yaşayan insan, gecenin ürpertici karanlığından ve yalnızlıktan korunmak için bir başka insana ihtiyaç duymuş ve aile kurumu meydana gelmiştir. Akıllı, bilinçli ve iradeli bir araya gelişlerle toplum oluşmuş ve aile de toplum sisteminin çekirdeğini oluşturmuştur. Yeme – içme ihtiyaçları ve mübadele sonucu ekonomi kurumu, ontolojik olarak, yani eksik ve kusurlu olan insanın tam olan bir yaratana inanma ihtiyacıyla din kurumu, tecrübelerin aktarımıyla eğitim kurumu, aile…

Abdulaziz ʻAtîk Eserleri ve Arap Dili ve Belagatı’na Katkıları

Arap dili ve belagatının gelişimine katkıda bulunmuş olan dil ve belagat âlimlerinden birisi de Abdulaziz ʻAtîk’tir. Abdulaziz ʻAtîk, 1906-1976 yılları arasında Mısır’da yaşamış muasır âlimlerden birisidir. Dil, edebiyat ve belagat unsurlarını derleyip bir araya topladığı eserleriyle, Arap dili ve belagatı alanında, neredeyse tek elden bütün bilgileri vermiştir. Avrupa’da bulunmuş olmasıyla hem doğu, hem de batı kültürlerine vakıf oluşu ona, Arap dili, edebiyatı ve belagatına çok farklı bir perspektiften bakma imkânı vermiştir. Bu makale, Abdulaziz ʻAtîk’in hayatı, eserleri ve Arap Dili ve Belagatına katkılarını ele almaktadır. Müellifin hayatı ve eserleri hakkında herhangi bir çalışmanın bulunmaması, bu doğrultuda bir çalışma yapma ihtiyacı doğurmuştur.…

Bedî’ İlminde İfade Güzelleştirci Sanatlardan Cinas, Seci ve İktibas

Edebiyat ve şiirin zirveye ulaştığı dönemde nazil olan Kur’an-ı Kerim, eşsiz belagatı ile şiir ve hitabetin zirvesinde olan Araplara meydan okumuştur. Belagat çalışmaları da ilk defa Kur’an-ı Kerim’e bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Cahiliye döneminden günümüze kadar Arap Edebiyatı ve Şiirinde ilk basamak olarak addedilen belagat, üzerinde çokça çalışılan bir alan olarak önemini korumaktadır. Belagat lafzı, Arapça “beluğa” fiilinden türemiş bir mastar olup, sözdeki açıklık ve güzellik, maksadı tam olarak ifade edebilmek anlamlarına gelmektedir. Belagat mastarının, ulaşmak, ulaştırmak, sona ermek, ergenliğe girmek, yaklaşmak, olgunlaşmak, kaliteli olmak vb. anlamlara gelen “buluğ” ve  “belağ” mastarlarıyla da anlam ilişkisi bulunmaktadır. Çünkü belagatte de kişinin,…

Türkiye’de Küreselleşmeye Karşı Ekonomik Tepkiler ve Din

5-7 Eylül 2005 tarihlerinde, Ankara’da, Türk Sosyal Bilimler Derneği, Küreselleşmeye Güney’den Tepkiler başlıklı uluslar arası düzeyde bir sempozyum düzenledi. Bu sempozyum, sermayenin emperyalist sistemin çevresinde gerçekleştirmekte olduğu tahakküme karşı entelektüel, akademik, siyasal ve toplumsal direniş eylemleri üzerinde bir tartışma ve deneyim alışverişi olması amacıyla düzenlenmişti. Sempozyumun düzenleyicileri, küreselleşme ya da neoliberal politikalar ve dönüşümler olarak adlandırılan süreçlerin, aslında sermayenin toplumlarımız üzerinde tam, sınırsız bir tahakküm oluşturma çabası olarak anlaşılması gerektiğini savunmuşlardır. Küreselleşme gerçekten de ekonomik ve siyasi bir tahakküm oluşturmakta mıdır, yoksa küreselleşme, global köyde ekonomik istikrarı sağlayarak herkesin eşit ve müreffeh bir hayat yaşamalarını mı sağlamaktadır? Biz bu çalışmamızda,…

Max Weber ve İslam

Diğer İbrahimi dinlerle güçlü bağlantılara sahip, peygamberi, dünyevi ve kurtuluşçu bir din olarak İslam, Weber’in din ve kapitalizm tezlerinin potansiyel bir deney-örneğidir. Weber’de, özellikle İslam’la ilgili açıklamalarında, kendisini Marx’ın açıklamacı şemasına çok yakın bir yere yerleştiren güçlü bir determinist unsurun bulunduğu ileri sürülmektedir B. S. Turner’in Max Weber ve İslam adlı eserinde. Bir açıdan, Weber’in İslam’a ilişkin notları, Weber’in Protestan Ahlakı çözümlemesine sosyolojik açıdan eşlik eder gibi görünür. Aslında, Weber, bir çok bakımdan, İslam’ı, püritanizmin karşıt kutbu olarak ele alır. Weber’e göre İslam, özellikle kadınlar, lüksler ve mülkiyet konularında tamamen hazcı (hedonist) bir ruhu kabul eder. Kuran’ın uyum sağlayıcı etiği…

Din ve İktisadi Hayat

İnsanoğlu yaşamını idame ettirebilmek amacıyla kendisine bir dünya kurmuş ve bu dünyasını ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirmiştir. Birey, oluşturduğu dünyayı din ile koruma altına almıştır. Din, oluşturduğu yüksek ahlak ile toplumsal anomiyi, istikrarsızlığı, düzensizlik ve bozulmayı ortadan kaldırmış ve bireylerin toplum içerisinde huzur içinde yaşamaları için birtakım normlar koyarak bireysel ve toplumsal hayat idamesini kolaylaştırmıştır. Din bu fonksiyonunu yerine getirmek amacıyla hemen hemen hayatın her noktasına girmek durumunda kalmıştır. Ekonomi de dinin etkilediği bir kurumdur. Tabii sadece dinin ekonomiyi etkilediğini söylemek doğru değildir. Ekonomi de belli konularda dini etkilemiştir. Burada biz ekonomi ve iktisadi hayat ilişkisini ve bu ilişki çerçevesinde ekonomiye dinsel…

Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi

Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi adlı bu çalışmamızda, temel olarak ekonomi kurumunun ana çatısını vermeye çalıştık. Konumuza başlamadan önce, konunun daha iyi anlaşılması açısından, ilk önce genel olarak kurum kavramını ana özellikleriyle verdik. Daha sonra Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi ana başlığı altında, Ekonomi nedir, ne değildir?, Ekonominin işlevi ve alt kurumları, Ekonomik hayatın tarihi gelişimi, Temel ekonomik olgular, Ekonomik olguların yapısı, Ekonomik sistemler, Toplum – ekonomi ilişkisi, Ekonominin diğer kurumlarla ilişkisi gibi alt başlıklar ile ekonomi kurumunu açıklamaya çalıştık.

Küreselleşme ve Din

Geride bıraktığımız yüzyılın son yıllarında küreselleşmenin ekonomik boyutu ile ilgili çok geniş bir literatür doğmuştur. Ancak küreselleşmenin sosyo-kültürel yönü ve bilhassa dini alandaki etkileri üzerinde yazılanların aynı yoğunlukta olduğunu söylemek zordur. Küreselleşme-din etkileşimiyle ilgili tespitler yaptığımız bu bölümde, dine bir olgu olarak bakılacaktır. Herhangi bir din ölçü olarak alınmadan, sadece örnek olması açısından bazı dinlerin küreselleşmeye bakış açısı ortaya konmaya çalışılacaktır. İlk küreselleşmenin aksine son yıllarda oldukça geniş alanda etkin bir süreç olarak gözlenen küreselleşme olgusunda dinden çok, tamamen seküler karakterdeki yeni kültürel ve bilhassa teknolojik güçlerin etkili olduğu ifade edilmektedir. Küreselleşmenin ya da oluşturulmaya çalışılan küresel medeniyetin kendine özgü…

Türk Modernleşmesi ve Türk Modernleşmesinde Yusuf AKÇURA’nın Yeri

Türk modernleşmesi ve Türk modernleşmesinde Yusuf Akçura’nın yeri adlı bu seminer konumuza başlamadan önce konumuza ışık tutması açısından Yusuf Akçura’nın hayatını ve Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserini ana hatlarıyla vermenin faydalı olacağı kanaatindeyim. 1876’da Rusya’nın Kazan’a bağlı Simbirsk kentinde doğan Akçura, babasının ölümü üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti(1883). Harbiye’deki öğrenimini bitirdi ve kurmay sınıfına ayrıldı. Bu sırada Jön Türklerle ilişkisi olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve Fizan’a sürülmek üzere Trablusgarp’a gönderildi (1897); daha sonra serbest bırakıldı ve rütbesi iade edildi. Bir süre Trablusgarp’ta çalıştıktan sonra 1899’da Tunus üzerinden gittiği Paris’te “Ecole Libre des Sciences Politiques”i bitirdi. Jön Türklerin çıkardığı Şurayı Ümmet…

Osmanlı’da Millet Kavramı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne Etkisi

Osmanlı devleti, egemenliği altındaki tebaanın ırk, din, dil, kültür farklılıklarına rağmen 600 yıllık egemenliğini ve devlet bütünlüğünü nasıl sağlamıştır? Osmanlı kimliği Türkçülük, İslamcılık, Osmanlılık gibi akımlardan hangisine dayanmıştır? Osmanlının etnik yapısı yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl bir etki yapmıştır? Bu gibi sorular yakın tarihten günümüze kadar hep sorula gelmiş ve kesin cevabını kısmen bulmuş sorulardır. Osmanlı kimliği üzerine birçok tartışma yapılmıştır. Kimileri Osmanlıyı İslamcı yönüne bakıp hilafet doğrultusunda değerlendirmiş, kimileri Türkçülük boyutuna bakıp diğer ırkları görmezlikten gelmiş, kimileri ise Osmanlılık boyutunda değerlendirip ırk, din, dil bütünlüğü içerisinde ele almıştır. Şimdi bu üç akım doğrultusunda Osmanlının millet anlayışını tahlil edip, Osmanlının…

Descartes’ta Metafizik – Fizik İlişkisi

Felsefenin en eski ve temel meselelerinden birisi varlık problemidir. Varlığın özü ve mahiyeti hakkında bilgi vermeye çalışan felsefe dalı ise Metafizik veya Ontoloji (Varlık Bilimi) dir. İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren, insanlar, evrenin ve bu evrende var olan nesnelerin ilk nedenlerini araştırmaya koyulmuşlar ve evrende var olan nesnelerin ilkelerini çeşitli düşüncelerle ifade etme yolunu seçmişlerdir. Bu bağlamda ilkçağdan günümüze kadar birçok filozof, varlığın mahiyeti ve özü üzerine düşüncelerini belirtmiş ve bu düşüncelerini kurdukları sistemler desteğinde savunmuşlardır. Şüphecilikten yola çıkarak kendi varlığına ulaşan, kendi varlığından Tanrının varlığına ulaşan, Tanrının varlığından da eşyanın varlığına ulaşan, eşyanın varlığından tekrar Tanrıya ve kendi varlığına dönen,…