Güncel Yazılar

İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri

        2017 Aralık Ayında Yayınlanan ve 2018 Nisan Dönemi İtibarıyla Geçerli Olan İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri:   2015 Yılında Yayınlanan İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri: İlahiyat temel alanında başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili olarak aşağıdaki çalışmalara verilen birim puanlar esas alınmak suretiyle; en az doksan (90) puanının doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilmiş olması kaydıyla, asgari yüz (100) puan karşılığı bilimsel  etkinlikte bulunmuş olması gerekir.  Her çalışma Tablo 6′ da  sadece bir bölümde yazılarak puanlandırılır. Tek yazarlı çalışmalarda yazar tam puan alır. Başlıca yazarın belirtildiği hallerde iki yazarlı eserlerde  başlıca  yazar tam puanın 0.8′…

Akademik Hayatta Nasıl Düzenli Olunur?

        Akademik çalışma yapabilmenin gereği sık sık çeşitli çalışmalar ile ilgili notlar almam ve yazılar yazmam gerekiyor. (en azından akademik üretkenlik bakımından). Akademik hayata yeni olmam nedeniyle bu işin gerekliliklerini günümüz teknolojilerini de etkin ve etkili kullanarak nasıl sürdürülebilir bir düzen kurmam gerektiği üzerine sürekli kafa yorar ve araştırma yaparım. Araştırmalarım sonucu akademik hayatı ve yayın yapabilmeyi kolaylaştırıcı, kullanılabilecek yöntem ve araçları derledim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Öte yandan, her akademisyenin taramak zorunda olduğu literatür araştırmalarına dair bulabildiğim yöntemleri de bu yazıya dahil ettim. Az…

Dil Öğretiminde Materyal Tasarım Yaklaşımları: İ‘râb Odaklı ve Konu Merkezli Tasnif Metotlarına Şuzûru’z-zeheb ve Katru’n-nedâ Çerçevesinde Analitik Bir Bakış

        Gramer meselesi dil öğretiminin en temel problemlerindendir. Dil ve gramer öğretiminde klasik ve modern birçok yaklaşım vardır. Arap dili ve grameri öğretiminde özellikle iki klasik yaklaşım öne çıkar. Bunlardan biri Arap dilindeki i‘râb kategorisini merkeze alan i‘râb odaklı anlatımdır. Bu yaklaşımda aynı i‘râb özelliğini taşıyan ögeler, farklı konuların bir parçası olsalar dahi aynı ünitede işlenir. Diğeri konu merkezli anlatımdır. Bu yaklaşımda ise, aynı konunun parçaları tek bir ünitede işlenir, türleri farklı olsa da konunun tamamlayıcı i‘râb özellikleri aynı konu içinde ele alınır. Her iki yaklaşım dil öğretiminde farklı avantaj ve dezavantajlar…

İlim Tarihini Farklı Bir Kompozisyonla Okumak: Bölgesel Tasnif Meselesi Bağlamında Zübeydî’nin Tabakâtu’n-nahviyyîn ve’l-lügaviyyîn Adlı Eseri

        İslam telif geleneğinde her asırda varlığını sürdüren biyografi yazıcılığı, çok farklı alanları kapsayan büyük bir literatür oluşturmuştur. Biyografik eserler genel olarak benzer metotlarla ele alınmıştır. Buna karşın bazıları diğerlerinden farklı yeni bir metot ortaya koymuştur. Bu bağlamda, Zübeydî’nin Tabakâtu’n-nahviyyîn ve’l-lügaviyyîn’i, ilim tarihini farklı açılardan okuma imkanı sağlamıştır. Tabakâtu’n-nahviyyîn ve’l-lügaviyyîn adlı esere odaklanan bu bildiri, Zübeydî’nin metodu ve eserinin önemi gibi problemleri sorgulamaktadır. Bununla beraber, âlimlerin biyografilerini bölgelere ve tabakalara göre incelemenin faydalarını belirlemeye odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arap dili ve belagatı, Tabakât, biyografi geleneği, Zübeydî, dil âlimleri, bölgesel tasnif.

Kâfiyecî’nin “Nuzhetu’l-ashâb” ve “Remzu’l-esrâr” Adlı Eserlerinin Tetkiki

       Muhyiddin el-Kâfiyecî (ö. 879/1474), XV. y.y. Memlükler ve Osmanlı dönemlerinin önemli Arap dilcilerindendir. Çok sayıda eseri vardır. Bu araştırmada, ona ait “Nuzhetu’l-ashâb” ve “Remzu’l-esrâr” adlı eserler; içerikleri, ilmî değerleri ve Arap diline sağladıkları katkıları bakımından incelenecektir. Ayrıca biyografi kitaplarında genel olarak Kâfiyecî’nin eserleri arasında zikredilmeyen bu iki eserin tam ve tahkikli metinleri de sunulacaktır. Anahtar kelimeler: Kâfiyecî, Arap dili, İsm-i tafdîl, kuhul meselesi, i‘râb ve anlam.

Bir Varağın Merâmı: Fecrü’s-Semd fî İ‘râbi Ekmeli’l-Hamd Adlı Eser Üzerine Bir İnceleme

       Celaleddin es-Suyûtî (ö. 911/1505) 15. ve 16 yy. alimlerinden sayılmaktadır. Arap edebiyatı, Arap dili, Arap dilbilimi, fıkıh, tefsir gibi değişik alanlarda çok sayıda kitap yazmış ve “İbnu’l-kutub” diye isimlendirilmiştir. Onun kitaplarından birçoğu daha yayımlanmamıştır. Bu araştırma, Fecru’ṣ-ṣemed fî i‘râbi “Ekmeli’l-hamd” adlı eserin Arap dilindeki yeri, değeri ve ilmî etkilerini ortaya koymaya çalışmakta ve buna ek olarak eserin tam ve tahkikli metnini de sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: es-Suyûtî, Dil, Arap dili, Arap grameri, İ‘râb.

Kâfiyecî’nin Nüzhetü’l-Mu‘rib fi’l-Meşrık ve’l-Mağrib Adlı Eserinin Arap Dilindeki Yeri ve Önemi

        Süleyman el-Kâfiyecî (ö. 879/1474) 15. yy. alimlerindendir. Tam nispesi Muhyiddin Ebu Abdillah Muhammet b. Süleyman b. Sa‘d b. Mesut er-Rûmî el-Hanefî el-Kâfiyecî şeklindedir. Arap dili, fıkıh, tefsir, ve kelam gibi farklı alanlarda çok sayıda kitap yazmıştır. Fakat, onun kitaplarından bir çoğu hala yazma ya da kayıptır. Dil, gramer ve belagate dair eserlerinden birisi de Nuzhetu’l-mu‘rib fi’l-Maşriki ve’l-Mağrib adlı eseridir. Bu araştırma, Nuzhetu’l-mu‘rib fi’l-Maşriki ve’l-Mağrib adlı eserin Arap dilindeki yeri, değeri ve ilmî etkilerini ortaya koymaya çalışmakta ve buna ek olarak eserin tam ve tahkikli metnini de sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: el-Kâfiyecî,…

İnternetin Ergenlere Olumsuz Etkileri Üzerine Din Eğitimi Temelli Bir Yaklaşım

        İnternetin gün geçtikçe hayatımızın içine ayrılmaz bir parça olarak katılması, aynı zamanda içerdiği yararlar ve her yaş grubuna hitap eden yapısı, toplum kesimlerinin geniş bir katılımını da beraberinde getirmektedir. İnternetin her kesimi ilgilendirdiği kadar özellikle ergenlere etkileri de üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Gelişim anlamında yönlendirilmeye oldukça açık ve olumsuz açıdan da bir o kadar etkilenme potansiyeli olan ergenlerin, hayatımızda yer eden bu teknoloji ile olan bağları din eğitimi ekseninde değerlendirilebildiği ölçüde internetin zararlarından korunmak ve faydalarına odaklanmak mümkün olabilecektir.

Âb-ı Hayat

        Yağmurun ruhu dinginleştiren, umudu yeşerten, anıları canlandıran tarafı ne güzeldir. Kainatın çoraklaştığı, renklerin perdelendiği, hakikatin gölgelendiği demlerde rahmetin kuşatıcılığına teslimiyettir. Yürek kapısının aralığından tüm yaşanmışlıkların selamlanmasıdır. Her damlanın, hafızamızdaki kayıtları başa sarmasına vesile oluşu, heyacanlandırır. Deniz dalgalarındaki cesaret, yağmurun denizi ıslatan o haline şahitlik, gözümde büyütülmüşlüğe dair her ne varsa hepsinin yenilebilirliğinin delili oluverir. Ruhumda sukuta ermiş, ayaza yenik, nihayete çeyrek kala işlerimin yeniden düşünülmeye değer tarafını hatırlamama vesiledir çoğu zaman. Yağmur tanelerindeki insicam, iç dünyamdaki tüm kalabalığa çeki düzen verir. Tüm sesleri sukuta…

Teemmül

                İnsan ruh ve bedenden müteşekkil bir varlıktır. Beden ruhun giysisi, görünür alemin parçasıdır. Ruhun bilinebilir yada bilinemezliği üzerinde yüzyıllardır düşünülmüş ve hala düşünülmektedir. İnsanın insandan ayrışması da yakınlaşması da ruh iledir. “Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”(17/85) Ruhun mahiyetini,zihnin antrenmanlarıyla ve verilen ilmin yordanmasıyla çözümleme yoluna gidilebilir.                 İnsanın temiz bir fıtratta yaratılması, Allah’ın adalet sıfatının gereğidir. İnsan yaratılış itibariyle inanma ihtiyacı içinde olan bir varlıktır. İnanma, güvenme, dayanma, teslim olma ve buna mukabil birçok ihtiyacın…

Var Olmak

    Yüce Allah, kadın ve erkeği kendisine kullukta eşit yaratmıştır. Allah’a kul olan, ibadetlerini ve vazifelerini yerine getiren, takvayı yaşamına hâkim kılan insanı değerli saymıştır. İnsan, diğer yaratılmış tüm varlıklardan üstün olması sebebiyle eşref-i mahlukattır.      “Ey İnsanlar! Biz sizi, bir erkek ve bir dişiden yarattık. Hiç şüphesiz Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanınızdır” ( Hucurât /13) ayetinde de belirtildiği gibi insanı değerli kılan şey, Allah’a kul olmanın getirdiği sorumluluğu fark etmesi ve üzerine düşen kulluğu yapmasıdır.  İnsan kullukta cinsiyet, makam, zenginlik, dil, ait olduğu köken,…

Muvazene

            Yeryüzünde son ve kamil din olan İslam, dosdoğru yoldur. Yüce Allah, dünya ahiret mutluluğunu amaçlayan insana orta yolu ve dengeyi işaret eder. İslam, Allah’ın insanlığa rahmet ve yaşam kılavuzu olarak lütfettiği hakikattir. İslam’ın rahmet ve hidayet kaynağı olması, insanın iç dünyası, söz ve eylemleri konusunda ona yol göstermesi ve ana gayeyi açıklaması şeklinde olur. Fert ve toplum hayatını tanzim ederken , hür aklın varlığını önemser, kişiler arası ortak bağın gelişmesinde meşru zemini açıklar.                Din olgusuna baktığımızda, yaratıcının insanı muhatap aldığını…

Literatür Taraması Nedir Nasıl Yapılır?

        Literatür taraması, var olan kaynaklar içerisinde belirli bir konunun detaylı biçimde araştırılması ve o konuya ait verilerin sistemli biçimde toplanması sürecidir. Literatür Taraması Neden Önemlidir? Pek çok kişi (özellikle de bilimle yeni haşır neşir olmaya başlayan insanlar) literatür taramasını zaman kaybı olarak görmekte, bir an önce sonraki adıma geçmek amacıyla bu adımı gelişigüzel bir şekilde tamamlamaktadır. Aslında bu büyük bir yanılgıdır ve ciddi problemleri beraberinde getirmesi muhtemeldir. Zira düşünülenin aksine bir bilimsel çalışmanın en önemli kısmı literatür taramasıdır. Literatür taraması bir binanın temelleri gibi…

Bilimsel Yayın Sunma ve Yayınlatma

Bilimsel bir çalışma tamamlandıktan sonra çok önemli bir aşama başlamaktadır: Yayın yapma. Eğer yapılan çalışma yayınlanmazsa bu çalışmadan bilim dünyası haberdar olmaz. Ancak çalışmayı yayına göndermeden önce birçok noktaya dikkat etmek gerekmektedir. Yeterli literatür taraması yapıldı mı? Çalışma hangi dilde yazılacak? Yayın tipi (tam makalemi, kısa araştırma notumu, v.s.) ne olacak? Çalışma hangi dergiye gönderilecek? Dergi seçimi neye göre yapılacak? Bir de dergi yönetimi açısından bakarsak, bir dergi editörü ve/veya Yayın Kurulu Üyeleri, kendilerine bir çalışma sunulduğunda nasıl hareket edecekler? Makale değerlendirme aşaması nasıl olacak? Soruları çoğaltmak mümkündür.…

Yaşama Dokunmak

Nesilleri inşa etmek, tuğla arası kerpiç döşemek kadar kolay değildir. Bir insan bir dünyadır. İnsanı yetiştirmek, dünyayı nizama sokmak için atılan en güçlü adımdır. Günümüze baktığımızda, manevi donanımdan yoksun, egosunun hizmetinde materyalist çizgide günü tüketen insan topluluklarıyla karşı karşıya gelmekteyiz. Aile toplumu oluşturan en küçük birimdir. İnsanı şekillendiren en güçlü kurumdur. Yeni doğan birey zaman içinde konuşmayı, yemek yeme adabını, yatma ve kalkma saatlerini, rutin alışkanlıklarını önce ailesi içinde şekillendirir, sonra içinde bulunduğu sosyal ortamlara göre sınırlarını genişletebilir ya da daraltabilir. Özsaygısı oturmuş, kendi önceliklerinin farkında olan, hedefleri…