Güncel Yazılar

Akademik Hayatta Nasıl Düzenli Olunur?

        Akademik çalışma yapabilmenin gereği sık sık çeşitli çalışmalar ile ilgili notlar almam ve yazılar yazmam gerekiyor. (en azından akademik üretkenlik bakımından). Akademik hayata yeni olmam nedeniyle bu işin gerekliliklerini günümüz teknolojilerini de etkin ve etkili kullanarak nasıl sürdürülebilir bir düzen kurmam gerektiği üzerine sürekli kafa yorar ve araştırma yaparım. Araştırmalarım sonucu akademik hayatı ve yayın yapabilmeyi kolaylaştırıcı, kullanılabilecek yöntem ve araçları derledim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Öte yandan, her akademisyenin taramak zorunda olduğu literatür araştırmalarına dair bulabildiğim yöntemleri de bu yazıya dahil ettim. Az…

Zinciri Kırma – Barış Özcan

        Hayatta uyguladığım en verimli prensiplerden ikisini paylaşmak istiyorum. İkincisini ben uydurdum, ama ilkini bir komedyenden öğrendim. Seinfeld’den. Kendisi der ki: “Zinciri Kırma!” Seinfeld 90’lı yılların en önemli komedyenlerinden biri. Kendi adıyla yaptığı televizyon şovu bana göre gelmiş geçmiş en iyi sitcom – komedi dizisidir: “Hiç bir şey hakkında bir show.” 2007 yılında sevgili eşim Devletşah, Seinfeld’le ilgili bir makale okuyup bunu blogunda yazdı. Zinciri Kırmayın! O günden beri eşimle birlikte kendi hayatlarımızda bu kuralı pek çok alanda uygulamaya çalıştık ve işe yaradığını gördük. Uygulaması son derece basit bir prensip bu. Hedefini belirle. O hedefe…

İnternetin Ergenlere Olumsuz Etkileri Üzerine Din Eğitimi Temelli Bir Yaklaşım

        İnternetin gün geçtikçe hayatımızın içine ayrılmaz bir parça olarak katılması, aynı zamanda içerdiği yararlar ve her yaş grubuna hitap eden yapısı, toplum kesimlerinin geniş bir katılımını da beraberinde getirmektedir. İnternetin her kesimi ilgilendirdiği kadar özellikle ergenlere etkileri de üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Gelişim anlamında yönlendirilmeye oldukça açık ve olumsuz açıdan da bir o kadar etkilenme potansiyeli olan ergenlerin, hayatımızda yer eden bu teknoloji ile olan bağları din eğitimi ekseninde değerlendirilebildiği ölçüde internetin zararlarından korunmak ve faydalarına odaklanmak mümkün olabilecektir.

Âb-ı Hayat

        Yağmurun ruhu dinginleştiren, umudu yeşerten, anıları canlandıran tarafı ne güzeldir. Kainatın çoraklaştığı, renklerin perdelendiği, hakikatin gölgelendiği demlerde rahmetin kuşatıcılığına teslimiyettir. Yürek kapısının aralığından tüm yaşanmışlıkların selamlanmasıdır. Her damlanın, hafızamızdaki kayıtları başa sarmasına vesile oluşu, heyacanlandırır. Deniz dalgalarındaki cesaret, yağmurun denizi ıslatan o haline şahitlik, gözümde büyütülmüşlüğe dair her ne varsa hepsinin yenilebilirliğinin delili oluverir. Ruhumda sukuta ermiş, ayaza yenik, nihayete çeyrek kala işlerimin yeniden düşünülmeye değer tarafını hatırlamama vesiledir çoğu zaman. Yağmur tanelerindeki insicam, iç dünyamdaki tüm kalabalığa çeki düzen verir. Tüm sesleri sukuta…

Teemmül

                İnsan ruh ve bedenden müteşekkil bir varlıktır. Beden ruhun giysisi, görünür alemin parçasıdır. Ruhun bilinebilir yada bilinemezliği üzerinde yüzyıllardır düşünülmüş ve hala düşünülmektedir. İnsanın insandan ayrışması da yakınlaşması da ruh iledir. “Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”(17/85) Ruhun mahiyetini,zihnin antrenmanlarıyla ve verilen ilmin yordanmasıyla çözümleme yoluna gidilebilir.                 İnsanın temiz bir fıtratta yaratılması, Allah’ın adalet sıfatının gereğidir. İnsan yaratılış itibariyle inanma ihtiyacı içinde olan bir varlıktır. İnanma, güvenme, dayanma, teslim olma ve buna mukabil birçok ihtiyacın…

Var Olmak

    Yüce Allah, kadın ve erkeği kendisine kullukta eşit yaratmıştır. Allah’a kul olan, ibadetlerini ve vazifelerini yerine getiren, takvayı yaşamına hâkim kılan insanı değerli saymıştır. İnsan, diğer yaratılmış tüm varlıklardan üstün olması sebebiyle eşref-i mahlukattır.      “Ey İnsanlar! Biz sizi, bir erkek ve bir dişiden yarattık. Hiç şüphesiz Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanınızdır” ( Hucurât /13) ayetinde de belirtildiği gibi insanı değerli kılan şey, Allah’a kul olmanın getirdiği sorumluluğu fark etmesi ve üzerine düşen kulluğu yapmasıdır.  İnsan kullukta cinsiyet, makam, zenginlik, dil, ait olduğu köken,…

Muvazene

            Yeryüzünde son ve kamil din olan İslam, dosdoğru yoldur. Yüce Allah, dünya ahiret mutluluğunu amaçlayan insana orta yolu ve dengeyi işaret eder. İslam, Allah’ın insanlığa rahmet ve yaşam kılavuzu olarak lütfettiği hakikattir. İslam’ın rahmet ve hidayet kaynağı olması, insanın iç dünyası, söz ve eylemleri konusunda ona yol göstermesi ve ana gayeyi açıklaması şeklinde olur. Fert ve toplum hayatını tanzim ederken , hür aklın varlığını önemser, kişiler arası ortak bağın gelişmesinde meşru zemini açıklar.                Din olgusuna baktığımızda, yaratıcının insanı muhatap aldığını…

İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri

        İlahiyat temel alanında başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili olarak aşağıdaki çalışmalara verilen birim puanlar esas alınmak suretiyle; en az doksan (90) puanının doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilmiş olması kaydıyla, asgari yüz (100) puan karşılığı bilimsel  etkinlikte bulunmuş olması gerekir.  Her çalışma Tablo 6′ da  sadece bir bölümde yazılarak puanlandırılır. Tek yazarlı çalışmalarda yazar tam puan alır. Başlıca yazarın belirtildiği hallerde iki yazarlı eserlerde  başlıca  yazar tam puanın 0.8′ ini, ikinci yazar 0.5′ ini alır. Üç ve daha fazla yazarlı başlıca yazarın belirtildiği eserlerde ise, başlıca yazar toplam puanın yarısını alır, diğer yazarlar ise…

Literatür Taraması Nedir Nasıl Yapılır?

        Literatür taraması, var olan kaynaklar içerisinde belirli bir konunun detaylı biçimde araştırılması ve o konuya ait verilerin sistemli biçimde toplanması sürecidir. Literatür Taraması Neden Önemlidir? Pek çok kişi (özellikle de bilimle yeni haşır neşir olmaya başlayan insanlar) literatür taramasını zaman kaybı olarak görmekte, bir an önce sonraki adıma geçmek amacıyla bu adımı gelişigüzel bir şekilde tamamlamaktadır. Aslında bu büyük bir yanılgıdır ve ciddi problemleri beraberinde getirmesi muhtemeldir. Zira düşünülenin aksine bir bilimsel çalışmanın en önemli kısmı literatür taramasıdır. Literatür taraması bir binanın temelleri gibi…

Postmodernizmin Yanılsamaları

Terry Eagleton Postmodernizm kaynağı ne olursa olsun ( bu kaynak “sanayi sonrası” toplum, modernliğin en sonunda güvenilirliğini yitirmesi, kültürün metalaşması, canlı yeni politik güçlerin ortaya çıkması, toplum ve özne konusundaki belli klasik ideolojilerin çökmesi vb. olabilir), aynı zamanda ve esasen ya unutulmaya terk ettiği ya da gölgesiyle kapışmaya asla son vermediği bir politik fiyaskonun ürünüdür. Postmodernistlerin bu önermeyi alkışlar eşliğinde kabul etmelerini beklememek gerekir. Kendilerinin tarihsel bir fiyaskonun sonucu olduğunun bildirilmesinden hiç kimse hoşlanmaz. Bir kere, yeri geldiğinde tam tersini belirten itirazlar ne olursa olsun, postmodernizmin büyük bir…

Din Sosyolojisinin Konusu

P.Hendrik VRIJHOF Çeviren M.Emin AKTAŞ 1. “Klasik” Din Sosyolojisinin Konusu Din sosyolojisi, henüz gelişmesinin başlangıcında bulunan ve şu ana kadar konusu ve yöntemleri ile ilgili olarak yeterli güvenlik kazanmamış genç bir bilimdir. Sosyoloji veya onun yan alanlarından birisi üzerinde yapılacak genel bir gözlemle hemen hemen zorunlu olarak ortaya çıkan bu tespit, din sosyolojisi üzerindeki genel kanaat (communis opinio) ile göze çarpan bir biçimde iyice belirginlik kazanıyor. Bu anlayış az-çok bilinçli olarak bu bilimle ilgilenenlere hakim olmuş görünüyor. Bu durum, yaklaşık olarak şöyle açıklanabilir: Din sosyolojisi bir din bilimi…

Sosyoloji Nedir?

Sosyolojinin Kavramı Sosyolojinin Konusu Bilimleri birbirinden ayıran kesin sınırlar yoktur. Özellikle bütün sosyal bilimler sosyal gerçekliği kendilerine konu edinmelerine karşılık, bu alan üzerinde ilgilerini topladıkları odak noktaları ayrı ayrıdır. Bilimlerin bağımsızlığının ölçüsü, kendilerine özgü konuları ve metodlarıdır. Sosyolojiyi tanımlayabilmek ve ilgi alanını belirleyebilmek için, onun diğer bilimlere göre ilgi alanını ve metodunu bilmek gerekir. Bu nedenle birinci bölümde sosyolojinin konusu ve metodunun ne olduğunu ele alacağız. Ancak bu bağlamda şunları hatırlamamız yararlı olacaktır: Varlıklar canlılık özelliğine göre: • Canlı varlıklar • Cansız varlıklar Olarak ikiye ayrılmaktadır. Öncelikle, sosyolojinin…

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler

Sosyal bilim denilince ilk akla gelenin sosyoloji olması tabiidir. Bu nedenledir ki ilk sosyologlar sosyolojiyi bütün sosyal bilimlerin kendisinde toplandığı bir bilim olarak ele almışlardır. Mesela, A. Comte’un bilimler sınıflamasında sosyolojiden başka sosyal bilime yer verilmez. Hatta psikoloji, sosyoloji ile biyoloji arasında pay edilir. Bunun sebepleri arasında her ne kadar eski felsefi alışkanlığın etkisi varsa da, pür sosyal olayı ele alan veya alması gereken bilimin sosyoloji olmasının da büyük etkisi vardır. Artık bugün sosyoloji denilince kendine özgü metodları ve konusu olan; sosyal gerçeği diğer bilimlerden farklı olarak ele…

Sosyolojide Metodoloji

ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ Metodik ve sistematik bilgi edinme sürecine bilim denir. Sosyolojinin metodunu kuran Emile Durkheim dir. Bu sebeple sosyolojinin kurucusudur. Durkheim sosyolojiyi felsefeden kurtarıyor. Sosyoloji genel metotları kullandığı dönemlerde felsefenin kubbesi altındaydı. Özel metotlar kullanmaya başlayınca da bağımsız bir bilim olmuştur. Din iman metodunu kullanır. İman gaybe imandır. Şuhuda iman olmaz. Bilim iman haline dönüşürse ideoloji olur. İdeoloji: Kişinin herhangi bir objeye karşı katılaşmış tutumu. Bu tutumun katılaşması imanla birleşmesindendir. İman haline dönen dindir. Felsefe düşünme metodunu kullanır. Bilimin metodu ise deneydir. Bilim adamının iddiası kanun buldumdur. Bu…

Din Sosyolojisi

Din sosyolojisi dini kurum ve dini yapılanmaları, dini temalarla toplumsal yapı arasındaki ilişkileri ve dinin toplum, toplumun din üzerindeki etkilerini araştıran bilimsel bir disiplindir. Din sosyologları toplumun din üzerinde dinin toplum üzerindeki etkilerini bir başka deyişle toplum ve din arasındaki diyalektik ilişkiyi açıklamaya çalışır. Din Sosyolojisi (Sociologie de la Religion) terimi ilk olarak Emile Durkheim tarafından Annee Sociologique (Sosyoloji Yıllığı) dergisinin 1899’da yayınladığı bir sayısındaki yazısında kullanılmıştır. Bunun dışında Durkheim’ın Dini Hayatın İlkel Şekilleri (Formes Elementaires de la Vie Religieuse) adlı daha sonraki Din Sosyolojisi disiplininde çok önemli…

Bilim Olarak Sosyoloji

Maurice Duverger Sosyolojinin gelişimi, toplumsal olayların da doğa bilimlerinin kullandığı yöntemlerle incelenebileceği temel düşüncesine bağlıdır. Comte’un başlangıçta kullandığı “toplumsal fizik” adının olsun, toplumsal olayları “birer nesne gibi” ele almak gerektiğini söyleyen Durkheim’in formülünün olsun, kökeninde bu yatar. O dönemde sosyolojinin, doğa bilimleri gibi, olayları olduğu gibi betimleyebildiği ve böylece, “değer yargıları” yerine, “gerçek yargıları” geliştirebildiği oranda bir bilim olduğuna inanılmaktaydı. Bu tutum, gerçek bir düşünsel devrim oluşturmuştur. Daha önceleri, birkaç ender olağan dışı kişi bir yana bırakılırsa ‘Aristo, Makyavel, Jean Bodin ve özellikle Montesquieu) toplumsal olgular, esas olarak…

Bilgi Sosyolojisinde Bir Problem Olarak Kimlik

Peter Berger Tercüme: Mehmet Cüneyt Birkök Teorik görünümdeki sosyal psikoloji, George Herbert Mead’ın çalışması ve ‘Sembolik-yorumcu’ okulun Mead’cı geleneği ile kurulmuştur. Gerçekten de denebilir ki bu vakada, Amerika’daki sosyal bilimlere yapılmış en önemli teorik katkı yatmaktadır. Amerikan sosyolojisi içinde kurulmuş olan Mead’cı geleneğin perspektifleri, onu temsil etmeyi amaçlamanın ötesinde bir okul olarak, Amerikan sosyolojisinde kurulmuş oldu. Sosyal psikoloji, Chicago üniversitesinde Mead’ı ‘keşfeden’ sosyologlar ve bunların da ötesine yayılan Mead’ın fikirleri, bir ‘sosyologun psikolojisi’ olarak, psikanaliz ve öğrenme teorisi (learning theory) arasında daha sonra ortaya çıkan mücadeleye rağmen, sosyologların…

Din Sosyolojisinin Tarihsel Gelişimi ve Temel Sorunları

Prof. Dr. Ünver GÜNAY Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi -ÖZET- Bağımsız bir bilimsel disiplin olarak din sosyolojisi oldukça genç olup, bir toplum olayı ve kurumu olarak dini ele almak, din ve toplum ilişkileri ve etkileşimini ve bu çerçevede ortaya çıkan olgu, süreç, teskilat ve gruplasmalari sosyolojik bir yaklaşım perspektifinde bilimsel olarak arastirip incelemek üzere o ancak modern dönemde ve onun sartlarinda ortaya çikmis ve giderek gelisme göstermisse de; gerçekte, hangi ölçüde modern dönemin sartlarina bagli bulunursa bulunsun, kendine has arastirma alani, konulari ve bunlari bilimsel perspektifte incelemede izleyecegi yöntem…

Dini Tecrübenin Fenomenolojik Tahlili

Douglass Allen Dini fenomenleri dini olmayanlardan ayırdeden kriterlerle, dini bir fenomenin anlamının izah edilmesini sağlayan kriterler arasında bir ayırım yapılabilmelidir. Bir sanat eserinin diğerlerinden ayırdedilmesine ve manasının anlaşılmasına imkan veren ölçütlerin formüle edilmesinde de aynı ayırım sözkonusudur. Bu ayırımdan itibaren, Eliade’nin metodolojisi benim düşünceme göre, iki anahtar fikir sunmaktadır: Kutsalın ve profanın diyalektiği 1 ile sembolizmin veya sembolik yapıların baskın özelliği. Kutsalın diyalektiği üzerine yaptığı açıklamada Eliade, dini fenomenleri ayırdetmeyi başarır; sembolizm ile ilgili yorumu, kutsal tezahürlerinin ekseriyetinin anlamını kavrayabileceği kuramsal çerçeveyi oluşturmaktadır. Sembolizm üzerine düşünceleri ise, yapısal…

Dinin Tarihsel Fenomenolojisi Alanı ve Metodu

Marihuasi DHAVAMONY Çeviren Fuat Aydın** Dini çalışan her ilmi inceleme, araştırma konusu olarak dini olgular ve onların tezahürlerini ele alır. Onun malzemesi, dua gibi eylemlerde, kurban ve sakramentler gibi ayinlerde tezahür ettirdiği dini tutumunu, ifadesinin mitlerde ve sembollerde var olduğu şekliyle dini düşüncelerini, kutsal, tabiatüstü varlıklar ve tanrılar vs. hakkındaki dini inançlarında ifade edildiği şekliyle insanın dini hayatının ve davranışının gözleminden çıkartılır. Dini fenomenin bu bilimsel incelenmesi içinde, aynı konuyu araştırsalar da, bunu, kendi maksatlarına ve alanlarına uygun olan hususi yönleriyle ele alan farklı hususi disiplinler vardır. 1.…

Toplumsal Düşünce Tarihinde Din Sorunu

Yrd. Doç. Dr. Ali Coşkun A. Pozitivist ve Evrimci Sosyolojiden Hümanistik Sosyolojiye Toplumsal olaylar üzerinde düşünme geleneğinin, insanın varoluşuyla birlikte başlayıp düşünce ufuklarımızın uzandığı en eski tarihlere kadar gittiğini biliyoruz. Öte yandan günümüzde büyük ölçüde etkili olduğu görülen Modern Toplumsal Düşüncenin ise Modern Batının tarihî ve sosyo-kültürel şartlarıyla yakından ilişkili olduğunu da bilmekteyiz. Batıda on beş ve on altıncı yüzyıllarda vuku bulan Rönesans ve Reform Hareketleriyle başlayan süreçte Modern düşünce en yüksek değer olarak Tanrı yerine İnsanı koymuş, Hakikatin tek ölçüsünün de vahiy değil akıl olduğunu öne sürmüştü.…

Toplumun İnşası ve Toplum Bağları Nazariyeler ve İslam

Prof.Dr.Yümni Sezen Toplumun oluşumunu izah için Batıda bazı nazariyeler üretilmiştir. Bunlardan biri Thomas Hobbes’a aittir. Ona göre toplum bir himaye tedbiridir. İnsanlar birbirinin şerrinden emin olmak için toplu yaşamaya başlamışlar ve buna alışmışlardır. Adam Smith’e göre toplum iktisadi tedbirdir. Temelde iktisadi nizam vardır. Marx da aynı iktisadi temeli başka türlü ifade eder. J.J.Rousseau’ya göre ise toplum hukuk tedbiridir. Toplum zımnî bir sözleşmedir. Bu nazariyeler, tabiilikten kopmak, zararları defetmek veya faydayı temin etmek için güç dengesine dayalı birer suni toplum anlayışlarıdır. Bunlar birer gerçek olmakla beraber, insanlar arası bağın…

Bilimsel Yayın Sunma ve Yayınlatma

Bilimsel bir çalışma tamamlandıktan sonra çok önemli bir aşama başlamaktadır: Yayın yapma. Eğer yapılan çalışma yayınlanmazsa bu çalışmadan bilim dünyası haberdar olmaz. Ancak çalışmayı yayına göndermeden önce birçok noktaya dikkat etmek gerekmektedir. Yeterli literatür taraması yapıldı mı? Çalışma hangi dilde yazılacak? Yayın tipi (tam makalemi, kısa araştırma notumu, v.s.) ne olacak? Çalışma hangi dergiye gönderilecek? Dergi seçimi neye göre yapılacak? Bir de dergi yönetimi açısından bakarsak, bir dergi editörü ve/veya Yayın Kurulu Üyeleri, kendilerine bir çalışma sunulduğunda nasıl hareket edecekler? Makale değerlendirme aşaması nasıl olacak? Soruları çoğaltmak mümkündür.…

Türkiye’de Nasıl Doçent Olunur?

ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kürşat ÇAĞILTAY Nasıl Doçent Olunduğunu ve Olunması Gerektiğini Bir Yazısında Değerlendirdi. Profesörlük pozisyonuna ulaşıldığında önünüze gelen görevlerden birisi de Doçentlik pozisyonuna başvuran adayların dosyalarının değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme sürecinin Türkiye’deki tek tipçi üniversite sistemi nedeni ile bol miktarda sorunlarının olduğu biliniyor. Ayrıca, Doçentlik jurilerinin oluşturulması ve jurilerin çalışması da kişiler arasındaki farklılıklar nedeni ile farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Az sayıda/yetersiz akademik etkinliği olan bir aday Doçentlik sürecinde başarılı bulunabilirken, farklı bir juride öbür adaydan daha kuvvetli bir dosyaya sahip…

Yaşama Dokunmak

Nesilleri inşa etmek, tuğla arası kerpiç döşemek kadar kolay değildir. Bir insan bir dünyadır. İnsanı yetiştirmek, dünyayı nizama sokmak için atılan en güçlü adımdır. Günümüze baktığımızda, manevi donanımdan yoksun, egosunun hizmetinde materyalist çizgide günü tüketen insan topluluklarıyla karşı karşıya gelmekteyiz. Aile toplumu oluşturan en küçük birimdir. İnsanı şekillendiren en güçlü kurumdur. Yeni doğan birey zaman içinde konuşmayı, yemek yeme adabını, yatma ve kalkma saatlerini, rutin alışkanlıklarını önce ailesi içinde şekillendirir, sonra içinde bulunduğu sosyal ortamlara göre sınırlarını genişletebilir ya da daraltabilir. Özsaygısı oturmuş, kendi önceliklerinin farkında olan, hedefleri…

Çağdaş Sosyoloji Teorileri

Fonksiyonalizm Fonksiyonalist teori temelde, toplumu yaşayan bir organizma olarak gören ve bu organizmayı oluşturan tüm parçaların onun hayatiyetine katkıda bulunan bir işlev üstlendiğini ileri süren bir yaklaşımdır. Fonksiyonalist teori, Comte, Spencer ve Durkheim’in attığı temeller üzerinde, Malinowski ile Radcliffe-Brown tarafından iskeleti kurulan, Parsons tarafından duvarları örülen ve Merton tarafından da kusurları giderilmeye çalışılan bir bina olarak düşünülebilir. Bu binanın sosyolojinin son “mega” inşa atı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ama sosyolojinin bu binadan ibaret olmadığını unutmamak gerekir. Günümüz sosyolojisinde en köklü tartışmalar fonksiyonalizm etrafında cereyan ettiğinden bu teoriyi diğerlerinden…