Diğer Yazılar

Abdulaziz ʻAtîk Eserleri ve Arap Dili ve Belagatı’na Katkıları

        Arap dili ve belagatının gelişimine katkıda bulunmuş olan dil ve belagat âlimlerinden birisi de Abdulaziz ʻAtîk’tir. Abdulaziz ʻAtîk, 1906-1976 yılları arasında Mısır’da yaşamış muasır âlimlerden birisidir. Dil, edebiyat ve belagat unsurlarını derleyip bir araya topladığı eserleriyle, Arap dili ve belagatı alanında, neredeyse tek elden bütün bilgileri vermiştir. Avrupa’da bulunmuş olmasıyla hem doğu, hem de batı kültürlerine vakıf oluşu ona, Arap dili, edebiyatı ve belagatına çok farklı bir perspektiften bakma imkânı vermiştir. Bu makale, Abdulaziz ʻAtîk’in hayatı, eserleri ve Arap Dili ve Belagatına katkılarını ele almaktadır. Müellifin hayatı ve eserleri hakkında herhangi bir çalışmanın bulunmaması, bu doğrultuda bir…

İnternetin Ergenlere Olumsuz Etkileri Üzerine Din Eğitimi Temelli Bir Yaklaşım

        İnternetin gün geçtikçe hayatımızın içine ayrılmaz bir parça olarak katılması, aynı zamanda içerdiği yararlar ve her yaş grubuna hitap eden yapısı, toplum kesimlerinin geniş bir katılımını da beraberinde getirmektedir. İnternetin her kesimi ilgilendirdiği kadar özellikle ergenlere etkileri de üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Gelişim anlamında yönlendirilmeye oldukça açık ve olumsuz açıdan da bir o kadar etkilenme potansiyeli olan ergenlerin, hayatımızda yer eden bu teknoloji ile olan bağları din eğitimi ekseninde değerlendirilebildiği ölçüde internetin zararlarından korunmak ve faydalarına odaklanmak mümkün olabilecektir.

Akademik Hayatta Nasıl Düzenli Olunur?

        Akademik çalışma yapabilmenin gereği sık sık çeşitli çalışmalar ile ilgili notlar almam ve yazılar yazmam gerekiyor. (en azından akademik üretkenlik bakımından). Akademik hayata yeni olmam nedeniyle bu işin gerekliliklerini günümüz teknolojilerini de etkin ve etkili kullanarak nasıl sürdürülebilir bir düzen kurmam gerektiği üzerine sürekli kafa yorar ve araştırma yaparım. Araştırmalarım sonucu akademik hayatı ve yayın yapabilmeyi kolaylaştırıcı, kullanılabilecek yöntem ve araçları derledim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Öte yandan, her akademisyenin taramak zorunda olduğu literatür araştırmalarına dair bulabildiğim yöntemleri de bu yazıya dahil ettim. Az ya da çok akademik kariyer düşünen arkadaşlara yüksek lisans veya doktora öğrencilerine…

Âb-ı Hayat

Yağmurun ruhu dinginleştiren, umudu yeşerten, anıları canlandıran tarafı ne güzeldir. Kainatın çoraklaştığı, renklerin perdelendiği, hakikatin gölgelendiği demlerde rahmetin kuşatıcılığına teslimiyettir. Yürek kapısının aralığından tüm yaşanmışlıkların selamlanmasıdır. Her damlanın, hafızamızdaki kayıtları başa sarmasına vesile oluşu, heyacanlandırır. Deniz dalgalarındaki cesaret, yağmurun denizi ıslatan o haline şahitlik, gözümde büyütülmüşlüğe dair her ne varsa hepsinin yenilebilirliğinin delili oluverir. Ruhumda sukuta ermiş, ayaza yenik, nihayete çeyrek kala işlerimin yeniden düşünülmeye değer tarafını hatırlamama vesiledir çoğu zaman. Yağmur tanelerindeki insicam, iç dünyamdaki tüm kalabalığa çeki düzen verir. Tüm sesleri sukuta mahkum eder yere düşen her bir damla. Gözyaşlarım firaridir o vakitlerde, özgürlüğün tadına doymak çabasıyla!  Geleceğe…

Teemmül

                İnsan ruh ve bedenden müteşekkil bir varlıktır. Beden ruhun giysisi, görünür alemin parçasıdır. Ruhun bilinebilir yada bilinemezliği üzerinde yüzyıllardır düşünülmüş ve hala düşünülmektedir. İnsanın insandan ayrışması da yakınlaşması da ruh iledir. “Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”(17/85) Ruhun mahiyetini,zihnin antrenmanlarıyla ve verilen ilmin yordanmasıyla çözümleme yoluna gidilebilir.                 İnsanın temiz bir fıtratta yaratılması, Allah’ın adalet sıfatının gereğidir. İnsan yaratılış itibariyle inanma ihtiyacı içinde olan bir varlıktır. İnanma, güvenme, dayanma, teslim olma ve buna mukabil birçok ihtiyacın hissedilmesi tabiidir. Kendisine vahyin ulaşmasıyla birlikte, mutlak gücü tanıyan insan ruhun beden…

Var Olmak

    Yüce Allah, kadın ve erkeği kendisine kullukta eşit yaratmıştır. Allah’a kul olan, ibadetlerini ve vazifelerini yerine getiren, takvayı yaşamına hâkim kılan insanı değerli saymıştır. İnsan, diğer yaratılmış tüm varlıklardan üstün olması sebebiyle eşref-i mahlukattır.      “Ey İnsanlar! Biz sizi, bir erkek ve bir dişiden yarattık. Hiç şüphesiz Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanınızdır” ( Hucurât /13) ayetinde de belirtildiği gibi insanı değerli kılan şey, Allah’a kul olmanın getirdiği sorumluluğu fark etmesi ve üzerine düşen kulluğu yapmasıdır.  İnsan kullukta cinsiyet, makam, zenginlik, dil, ait olduğu köken, renk gibi sınıflandırmalardan arındırılmıştır. Salih ameli önemseyen ve takva elbisesini giyen insana…

Muvazene

            Yeryüzünde son ve kamil din olan İslam, dosdoğru yoldur. Yüce Allah, dünya ahiret mutluluğunu amaçlayan insana orta yolu ve dengeyi işaret eder. İslam, Allah’ın insanlığa rahmet ve yaşam kılavuzu olarak lütfettiği hakikattir. İslam’ın rahmet ve hidayet kaynağı olması, insanın iç dünyası, söz ve eylemleri konusunda ona yol göstermesi ve ana gayeyi açıklaması şeklinde olur. Fert ve toplum hayatını tanzim ederken , hür aklın varlığını önemser, kişiler arası ortak bağın gelişmesinde meşru zemini açıklar.                Din olgusuna baktığımızda, yaratıcının insanı muhatap aldığını görürüz. Akıl, irade, sorumluluk sahibi insanın, tüm donanımlarının farkında olması istenir ve…

İlahiyat Alanı Doçentlik Kriterleri

        İlahiyat temel alanında başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili olarak aşağıdaki çalışmalara verilen birim puanlar esas alınmak suretiyle; en az doksan (90) puanının doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilmiş olması kaydıyla, asgari yüz (100) puan karşılığı bilimsel  etkinlikte bulunmuş olması gerekir.  Her çalışma Tablo 6′ da  sadece bir bölümde yazılarak puanlandırılır. Tek yazarlı çalışmalarda yazar tam puan alır. Başlıca yazarın belirtildiği hallerde iki yazarlı eserlerde  başlıca  yazar tam puanın 0.8′ ini, ikinci yazar 0.5′ ini alır. Üç ve daha fazla yazarlı başlıca yazarın belirtildiği eserlerde ise, başlıca yazar toplam puanın yarısını alır, diğer yazarlar ise diğer yarısını eşit paylaşır. Başlıca yazarın belirtilmediği iki veya daha fazla yazarlı makalelerde…

Literatür Taraması Nedir Nasıl Yapılır?

Literatür taraması, var olan kaynaklar içerisinde belirli bir konunun detaylı biçimde araştırılması ve o konuya ait verilerin sistemli biçimde toplanması sürecidir. Literatür Taraması Neden Önemlidir? Pek çok kişi (özellikle de bilimle yeni haşır neşir olmaya başlayan insanlar) literatür taramasını zaman kaybı olarak görmekte, bir an önce sonraki adıma geçmek amacıyla bu adımı gelişigüzel bir şekilde tamamlamaktadır. Aslında bu büyük bir yanılgıdır ve ciddi problemleri beraberinde getirmesi muhtemeldir. Zira düşünülenin aksine bir bilimsel çalışmanın en önemli kısmı literatür taramasıdır. Literatür taraması bir binanın temelleri gibi de düşünülebilir. Farz edin ki bir bina yapacaksınız , bir an önce şu pencerelerin balkonun yapımına…

İlmî Hassasiyet ve Bir Yanlışın Tashihi

“Tam sekiz sene boyunca şahadet ile rivayet arasındaki farkı araştırdım, bu hususta birçok kıymetli âlime danıştım ve onlara bu iki kavram arasındaki farkı sordum…”[i] Yukarıdaki sözler büyük Malikî fakihi ve Usulcüsü Şihabüddin el-Karâfî’ye ait… Kendisi; Fıkıh, Usul-i fıkıh, Akide ve Tasavvuf ilimlerine ait üç yüze yakın kavram ve kaide arasındaki farkları derinlemesine incelediği “el-Furuk” isimli eserine, niçin Şahadet ile Rivayet kavramları arasındaki farkı anlatmakla başladığını izah sadedinde kullanmış bu ifadeyi. Sadece iki kavram arasındaki mahiyet farkını sekiz yıl boyunca, bitmek tükenmek bilmeyen bir ilim aşkıyla araştıran el-Karafî’inin hazırlamış olduğu bu kitabın, İslam Kütüphanesinin en muhkem eserlerinden biri olmasında işte bu “ilmî…

Sekülerleşme ve Din

İnsanlar yaratılışından bu güne kadar birçok sahada yenilikler oluşturmuş ve bu sahalarda da ilerlemeler sağlamışlardır. Mağarada tek başına yaşayan insanın serüvenine bir göz atacak olursak şunları söyleyebiliriz. Yalnız başına ve dış tehlikelere açık bir şekilde yaşayan insan, gecenin ürpertici karanlığından ve yalnızlıktan korunmak için bir başka insana ihtiyaç duymuş ve aile kurumu meydana gelmiştir. Akıllı, bilinçli ve iradeli bir araya gelişlerle toplum oluşmuş ve aile de toplum sisteminin çekirdeğini oluşturmuştur. Yeme – içme ihtiyaçları ve mübadele sonucu ekonomi kurumu, ontolojik olarak, yani eksik ve kusurlu olan insanın tam olan bir yaratana inanma ihtiyacıyla din kurumu, tecrübelerin aktarımıyla eğitim kurumu, aile…

Bilimsel Yayın Sunma ve Yayınlatma

Bilimsel bir çalışma tamamlandıktan sonra çok önemli bir aşama başlamaktadır: Yayın yapma. Eğer yapılan çalışma yayınlanmazsa bu çalışmadan bilim dünyası haberdar olmaz. Ancak çalışmayı yayına göndermeden önce birçok noktaya dikkat etmek gerekmektedir. Yeterli literatür taraması yapıldı mı? Çalışma hangi dilde yazılacak? Yayın tipi (tam makalemi, kısa araştırma notumu, v.s.) ne olacak? Çalışma hangi dergiye gönderilecek? Dergi seçimi neye göre yapılacak? Bir de dergi yönetimi açısından bakarsak, bir dergi editörü ve/veya Yayın Kurulu Üyeleri, kendilerine bir çalışma sunulduğunda nasıl hareket edecekler? Makale değerlendirme aşaması nasıl olacak? Soruları çoğaltmak mümkündür. Bu çalışmada bu konuyla ilgili bilgiler verilmeye çalışılacaktır. Uluslararası dergilerin editörleri, danışma…

Türk Modernleşmesinde Batılılaşma ve Laikleşmenin Tarihi Kökenleri

Türk modernleşesi Türkçülük, İslamcılık, laiklik gibi birçok unsurdan etkilenerek yol almaktadır. Öyle ki bu unsurlar modernleşmeyi yönlendiren etkin kuvvetler halini almıştır. Osmanlının bir nevi devamı sayabileceğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nde Osmanlıda olduğu gibi, kendine has bir imparatorluk ideolojisi yani resmi ideoloji çerçevesinde bir modernleşme çizgisi ön plana çıkarılmış ve modernleşme birtakım fikir akımlarıyla desteklendirilmeye çalışılmıştır. Bu ideoloji batılılaşma adı altındaki kökü Tanzimat’a kadar uzanan Batı örneğinde modernleşmeci, dayatmacı bir ideolojidir. Osmanlıda ciddi bir şekilde dayatmacı rol üstlenen bu ideoloji Türkiye’de biraz yumuşamış gözükerek devam etmiştir. Osmanlıda İslam ağırlıklı bu ideoloji, Türkiye’de modernleşme yolunda batılılaşma ve laiklik ağırlıklı devam etmiştir. Devlet tarafından oluşturulmuş…

Türk Modernleşmesi ve Türk Modernleşmesinde Yusuf AKÇURA’nın Yeri

Türk modernleşmesi ve Türk modernleşmesinde Yusuf Akçura’nın yeri adlı bu seminer konumuza başlamadan önce konumuza ışık tutması açısından Yusuf Akçura’nın hayatını ve Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserini ana hatlarıyla vermenin faydalı olacağı kanaatindeyim. 1876’da Rusya’nın Kazan’a bağlı Simbirsk kentinde doğan Akçura, babasının ölümü üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti(1883). Harbiye’deki öğrenimini bitirdi ve kurmay sınıfına ayrıldı. Bu sırada Jön Türklerle ilişkisi olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve Fizan’a sürülmek üzere Trablusgarp’a gönderildi (1897); daha sonra serbest bırakıldı ve rütbesi iade edildi. Bir süre Trablusgarp’ta çalıştıktan sonra 1899’da Tunus üzerinden gittiği Paris’te “Ecole Libre des Sciences Politiques”i bitirdi. Jön Türklerin çıkardığı Şurayı Ümmet…

Osmanlı’da Millet Kavramı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne Etkisi

Osmanlı devleti, egemenliği altındaki tebaanın ırk, din, dil, kültür farklılıklarına rağmen 600 yıllık egemenliğini ve devlet bütünlüğünü nasıl sağlamıştır? Osmanlı kimliği Türkçülük, İslamcılık, Osmanlılık gibi akımlardan hangisine dayanmıştır? Osmanlının etnik yapısı yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl bir etki yapmıştır? Bu gibi sorular yakın tarihten günümüze kadar hep sorula gelmiş ve kesin cevabını kısmen bulmuş sorulardır. Osmanlı kimliği üzerine birçok tartışma yapılmıştır. Kimileri Osmanlıyı İslamcı yönüne bakıp hilafet doğrultusunda değerlendirmiş, kimileri Türkçülük boyutuna bakıp diğer ırkları görmezlikten gelmiş, kimileri ise Osmanlılık boyutunda değerlendirip ırk, din, dil bütünlüğü içerisinde ele almıştır. Şimdi bu üç akım doğrultusunda Osmanlının millet anlayışını tahlil edip, Osmanlının…

Osmanlı Padişahlarını Savunmak

Son zamanlarda, bir televizyon kanalında yayınlanan bir dizi, Osmanlı hakkında yazılıp çizilenlerin, tartışmaların artmasına sebep oldu. Bu dizi, birçok kişinin Osmanlı’yı savunma dürtülerini depreştirdi. Kimileri, Osmanlı padişahlarını neredeyse peygamber seviyesinde görüp, onların ismet sıfatına mazhar olduklarını düşündükleri için de tepkileri şiddete kadar ulaştı. Burada benim sıkıntılı gördüğüm iki durum var: Birincisi;kendilerini demokratik, sosyalist, Batı hayranı olarak tanımlayan bir kesim, Osmanlı’dan bahsetmeyi bile kendileri için ayıp olarak görürken, Osmanlı torunu olmaktan utanırken, birden bire Osmanlı’nın en büyük savunucuları olarak boy göstermeye, aslında tribünlere oynamaya başladılar. Osmanlı torunu olmaktan utananlar,otursunlar yerlerine, neyin hayranı iseler, onun peşinden koşsunlar ve bıraksınlar Osmanlıyı, ondan utanmayan,…

Neye İnandığını Bilmek

Birkaç ay önce İstanbul’un bir semtinde cadde üzerinde, eşimle beraber bir bekleme anında yanımıza iki bayan çekinircesine ‘sakıncası yoksa size broşür vermek istiyoruz’ diyerek yaklaştı ve ellerindeki aile üzerine hazırlanmış broşürü eşime uzattı. Eşim ve ben teşekkür ederek broşürü aldık. Fakat gitmediler ve bize sizinle biraz konuşabilir miyiz dediler. Ben de tabi buyurun dedim ve başladılar anlatmaya. Kendilerinin Yehova şahitleri olduğunu söylediler. İnandıkları şeyin muhteviyatı hakkında biraz bilgi verdikten sonra bizi bu dini inanca davet ettiler. Çantalarından bir sürü kitapçıklar çıkarıp bize verdiler ve İncil de verebileceklerini söylediler. Ben gülümseyerek kendimin ve eşimin birer ilahiyatçı olduğumuzu ve mensubu bulundukları dini…

Max Weber ve İslam

Diğer İbrahimi dinlerle güçlü bağlantılara sahip, peygamberi, dünyevi ve kurtuluşçu bir din olarak İslam, Weber’in din ve kapitalizm tezlerinin potansiyel bir deney-örneğidir. Weber’de, özellikle İslam’la ilgili açıklamalarında, kendisini Marx’ın açıklamacı şemasına çok yakın bir yere yerleştiren güçlü bir determinist unsurun bulunduğu ileri sürülmektedir B. S. Turner’in Max Weber ve İslam adlı eserinde. Bir açıdan, Weber’in İslam’a ilişkin notları, Weber’in Protestan Ahlakı çözümlemesine sosyolojik açıdan eşlik eder gibi görünür. Aslında, Weber, bir çok bakımdan, İslam’ı, püritanizmin karşıt kutbu olarak ele alır. Weber’e göre İslam, özellikle kadınlar, lüksler ve mülkiyet konularında tamamen hazcı (hedonist) bir ruhu kabul eder. Kuran’ın uyum sağlayıcı etiği…

Küreselleşme ve Din

Küreselleşme ve Din İlişkileri – İlişki Tipleri Geride bıraktığımız yüzyılın son yıllarında küreselleşmenin ekonomik boyutu ile ilgili çok geniş bir literatür doğmuştur. Ancak küreselleşmenin sosyo-kültürel yönü ve bilhassa dini alandaki etkileri üzerinde yazılanların aynı yoğunlukta olduğunu söylemek zordur. Küreselleşme-din etkileşimiyle ilgili tespitler yaptığımız bu bölümde, dine bir olgu olarak bakılacaktır. Herhangi bir din ölçü olarak alınmadan, sadece örnek olması açısından bazı dinlerin küreselleşmeye bakış açısı ortaya konmaya çalışılacaktır. İlk küreselleşmenin aksine son yıllarda oldukça geniş alanda etkin bir süreç olarak gözlenen küreselleşme olgusunda dinden çok, tamamen seküler karakterdeki yeni kültürel ve bilhassa teknolojik güçlerin etkili olduğu ifade edilmektedir. Küreselleşmenin ya…

Hayatın Ritmini Yakalamak..

Hayatın Ritmini Yakalamak… “Kaynanaların beter olduğu dönemde gelin, gelinlerin beter olduğu dönemde kaynana oldum.” Bir realiteyi ortaya koyan bu mizahi sözü ilk olarak duyduğumda, çok kısa zamanda sosyal değişimlerin ciddi ivmesi beni hayrete düşürmüştü ve sosyal olayların değişim hızına dikkat eder olmuştum. Hayatın ritmini yakalamak da bana göre hızlı sosyal değişmeleri yakalamaktı. “Hocaların, öğretmenlerin değerli olduğu dönemde öğrenci konumundaydık, öğrencilerin değerli olduğu dönemde ise hoca konumundayız.” Bu söz de yukarıdaki sözden esinlenerek kafamda şekillenen bir söz. Biz öğrenciyken, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite döneminin ilk iki yılını kastediyorum, bir bilgi edinmek için ya bir kütüphaneye gidip hummalı bir araştırma yapmalıydık…

Din ve İktisadi Hayat

İsmail EKİNCİ ANKARA 2005 GİRİŞ İnsanoğlu yaşamını idame ettirebilmek amacıyla kendisine bir dünya kurmuş ve bu dünyasını ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirmiştir. Birey, oluşturduğu dünyayı din ile koruma altına almıştır. Din, oluşturduğu yüksek ahlak ile toplumsal anomiyi, istikrarsızlığı, düzensizlik ve bozulmayı ortadan kaldırmış ve bireylerin toplum içerisinde huzur içinde yaşamaları için birtakım normlar koyarak bireysel ve toplumsal hayat idamesini kolaylaştırmıştır. Din bu fonksiyonunu yerine getirmek amacıyla hemen hemen hayatın her noktasına girmek durumunda kalmıştır. Ekonomi de dinin etkilediği bir kurumdur. Tabii sadece dinin ekonomiyi etkilediğini söylemek doğru değildir. Ekonomi de belli konularda dini etkilemiştir. Burada biz ekonomi ve iktisadi hayat ilişkisini ve…

Türkiye’de Küreselleşmeye Karşı Ekonomik Tepkiler ve Din

TÜRKİYE’DE KÜRESELLEŞMEYE KARŞI EKONOMİK TEPKİLER VE DİN YÜKSEK LİSANS TEZİ İSMAİL EKİNCİ GİRİŞ 1. Konu ve Problem 5-7 Eylül 2005 tarihlerinde, Ankara’da, Türk Sosyal Bilimler Derneği, “Küreselleşmeye Güney’den Tepkiler” başlıklı uluslar arası düzeyde bir sempozyum düzenledi. Bu sempozyum, sermayenin emperyalist sistemin çevresinde gerçekleştirmekte olduğu tahakküme karşı entelektüel, akademik, siyasal ve toplumsal direniş eylemleri üzerinde bir tartışma ve deneyim alışverişi olması amacıyla düzenlenmişti. Sempozyumun düzenleyicileri, küreselleşme ya da neo-liberal politikalar ve dönüşümler olarak adlandırılan süreçlerin, aslında sermayenin toplumlarımız üzerinde tam, sınırsız bir tahakküm oluşturma çabası olarak anlaşılması gerektiğini savunmuşlardır. Küreselleşme gerçekten de ekonomik ve siyasi bir tahakküm oluşturmakta mıdır, yoksa küreselleşme,…

Descartes’ta Metafizik – Fizik İlişkisi

T.C. ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DESCARTES’TA METAFİZİK – FİZİK İLİŞKİSİ TEZ YÖNETİCİSİ Doç. Dr. H. Ömer ÖZDEN HAZIRLAYAN İsmail EKİNCİ ERZURUM 2004 İÇİNDEKİLER Kısaltmalar Önsöz GİRİŞ I. DESCARTES’İN HAYATI II. DESCARTES’İN FELSEFESİ III. DESCARTES’İN METODU VE SİSTEMİ I. BÖLÜM DESCARTES’İN METAFİZİK ANLAYIŞI Tanrı Anlayışı – Tanrının Varlığının Delillendirilmesi Ruh Nazariyesi – Ruhun Ölmezliği II. BÖLÜM DESCARTES’İN MADDE NAZARİYESİ Âlem Görüşü Varlık Anlayışı Cevher Anlayışı Mekanizm Anlayışı III. BÖLÜM Madde – Metafizik İlişkisi Descartes’in Madde Anlayışı Üzerine Bir Değerlendirme SONUÇ BİBLİYOGRAFYA KISALTMALAR Bkz . : Bakınız c. : Cilt s. : Sayfa vd. : Ve devamı krş. : Karşılaştırınız. md. :…

Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi

İsmail EKİNCİ ANKARA 2005 GİRİŞ Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi adlı bu çalışmamızda, temel olarak ekonomi kurumunun ana çatısını vermeye çalıştık. Konumuza başlamadan önce, konunun daha iyi anlaşılması açısından, ilk önce genel olarak kurum kavramını ana özellikleriyle verdik. Daha sonra Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi ana başlığı altında, Ekonomi nedir, ne değildir?, Ekonominin işlevi ve alt kurumları, Ekonomik hayatın tarihi gelişimi, Temel ekonomik olgular, Ekonomik olguların yapısı, Ekonomik sistemler, Toplum – ekonomi ilişkisi, Ekonominin diğer kurumlarla ilişkisi gibi alt başlıklar ile ekonomi kurumunu açıklamaya çalıştık. GENEL OLARAK KURUM Sosyolojik açıdan kurum, kültür normlarının yerleşmiş, belli ve sürekli tatmin yollarıdır. İhtiyaçları…

Türkiye’de Nasıl Doçent Olunur?

ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kürşat ÇAĞILTAY Nasıl Doçent Olunduğunu ve Olunması Gerektiğini Bir Yazısında Değerlendirdi. Profesörlük pozisyonuna ulaşıldığında önünüze gelen görevlerden birisi de Doçentlik pozisyonuna başvuran adayların dosyalarının değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme sürecinin Türkiye’deki tek tipçi üniversite sistemi nedeni ile bol miktarda sorunlarının olduğu biliniyor. Ayrıca, Doçentlik jurilerinin oluşturulması ve jurilerin çalışması da kişiler arasındaki farklılıklar nedeni ile farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Az sayıda/yetersiz akademik etkinliği olan bir aday Doçentlik sürecinde başarılı bulunabilirken, farklı bir juride öbür adaydan daha kuvvetli bir dosyaya sahip aday başarısız bulunabilmektedir. Ayrıca, juri üyelerinin dosya değerlendirme kriterleri belli olmadığı için…

Yaşama Dokunmak

Nesilleri inşa etmek, tuğla arası kerpiç döşemek kadar kolay değildir. Bir insan bir dünyadır. İnsanı yetiştirmek, dünyayı nizama sokmak için atılan en güçlü adımdır. Günümüze baktığımızda, manevi donanımdan yoksun, egosunun hizmetinde materyalist çizgide günü tüketen insan topluluklarıyla karşı karşıya gelmekteyiz. Aile toplumu oluşturan en küçük birimdir. İnsanı şekillendiren en güçlü kurumdur. Yeni doğan birey zaman içinde konuşmayı, yemek yeme adabını, yatma ve kalkma saatlerini, rutin alışkanlıklarını önce ailesi içinde şekillendirir, sonra içinde bulunduğu sosyal ortamlara göre sınırlarını genişletebilir ya da daraltabilir. Özsaygısı oturmuş, kendi önceliklerinin farkında olan, hedefleri için azmeden profildeki insan toplum için kaybedilmesi göze alınamayacak değerdir. Tarihinden, geleneklerinden,…