Arap Dili ve Belagatı Çalışmaları

Abdulaziz ʻAtîk Eserleri ve Arap Dili ve Belagatı’na Katkıları

        Arap dili ve belagatının gelişimine katkıda bulunmuş olan dil ve belagat âlimlerinden birisi de Abdulaziz ʻAtîk’tir. Abdulaziz ʻAtîk, 1906-1976 yılları arasında Mısır’da yaşamış muasır âlimlerden birisidir. Dil, edebiyat ve belagat unsurlarını derleyip bir araya topladığı eserleriyle, Arap dili ve belagatı alanında, neredeyse tek elden bütün bilgileri vermiştir. Avrupa’da bulunmuş olmasıyla hem doğu, hem de batı kültürlerine vakıf oluşu ona, Arap dili, edebiyatı ve belagatına çok farklı bir perspektiften bakma imkânı vermiştir. Bu makale, Abdulaziz ʻAtîk’in hayatı, eserleri ve Arap Dili ve Belagatına katkılarını ele almaktadır.…

Şiirsel Derkenarlarda Zemâneden Şikayet

        Şiirsel Derkenarlarda Zemâneden Şikayet: Şâfiî, Edib Ahmed b. Yüknekî ve 20. Yüzyıl Şiiri Örneğinde Zamanın Ahlakiliği ve Zamânenin Ahlakı Üzerine Değerlendirme Bu bildiride “zamâneden şikâyet” olgusu, ilk olarak, Ebû ‘Abdullâh Muhammed b. İdrîs eş-Sâfiî’nin Divân’ı ve Edib Ahmed b. Mahmud Yüknekî’nin Atebetü’l-Hakâyık adlı eserindeki şiirler bağlamında incelenmiştir. Ulaşılan sonuçlar, yirminci yüzyıl ediplerinden bazılarının şiirlerine yansıyan toplumsal şikâyet konularıyla ayrıca mukayese edilmiştir. Bu bağlamda farklı etnik kültürlere mensup Müslüman ediplerin, içinde yaşadıkları toplumun fertlerine yönelik tenkitleri değerlendirilmiştir. Böylece düşünen sosyal bir varlık olan insanın, değişik…

Kâfiyecî’nin “Nuzhetu’l-Ashâb” ve “Remzu’l-Esrâr” Adlı Eserlerinin Tetkiki

        İsm-i tafdîlin açık isimde amel edip edemeyeceği meselesi Arap dilcileri tarafından tartışılmış ve bu hususta farklı görüşler ileri sürülmüştür. Söz konusu tartışmaların bir semeresi olarak yazılan irili ufaklı eserler sayesinde hatırı sayılır büyüklükte bir literatür oluşmuştur. Bu literatüre ait eserleri, müstakil bir telif eser suretinde bulmak mümkün olduğu gibi, bir kitabın müstakil bir bölümü mahiyetinde bulmak da mümkündür. Öte yandan, bu literatüre ait bilgilerle sarf ve nahiv kitaplarında ism-i tafdîl konusu içerisinde özel başlık açılmaksızın zikredilmiş paragraflar halinde karşılaşmak da mümkündür. Müstakil olarak yazılmış eserlerden bazıları belli bir müellife nispet…

Kâfiyecî’nin “Nuzhetu’l-Mu‘rib” Adlı Eserinin Arap Dilindeki Yeri

        Muhyiddin Ebu Abdillah Muhammed b. Süleyman b. Sa‘d b. Mesut el-Berğamî er-Rûmî el-Hanefî el-Kâfiyecî, 15. yy. Osmanlı döneminin öne çıkan bilim adamlarından biridir. Vermiş olduğu çok sayıda eserle dikkat çekmektedir. İslami bilimler başta olmak üzere, bilim dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur.Bu itibarla, onun eserlerinin gün yüzüne çıkarılıp değerlendirilmesi önem arz etmektedir.Bu araştırmada, küçük ebatlı ancak bir ansiklopedi maddesi kadar özlü ve yoğun bilgiler içerdiği düşünülen Nuzhetu’l-mu‘rib fi’l-Meşriki ve’l-Mağrib adlı eserin,Arap dilindeki yeri ve önemi incelenerek ilmî değeri ortaya konmaya çalışılmıştır.

Bir Varağın Meramı: “Fecru’s-Semed fî İ‘râbi “Ekmeli’l-Hamd”” Adlı Eser Üzerine Bir İnceleme

         Bu araştırmada, es-Suyûtî’ye ait Fecru’ṣ-ṣemed fî i‘râbi “Ekmeli’lhamd” adlı eser, değişik açılardan incelenerek, es-Suyûtî’nin bilim dünyasına sağladığı katkı gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Celâluddîn es-Suyûtî h. IX. ve X .asırlarda yaşamıştır. Kendi  beyanından anlaşıldığına göre tam adı şu şekildedir: Abdurrahman b. el-Kemâl b.Ebubekir b. Muhammed b. Sâbikiddîn b. el-Fahr Osman b. Nâzıriddîn Muhammed b. Seyfiddîn Hıdır b. Necmiddîn Ebi’s-Salâh Eyyûb b. Nâsıriddîn Muhammed b. eş-Şeyh Humâmiddîn el-Humâm el-Hudayrî el-Esyûtî 1 Receb 849’da (3 Ekim 1445) Kahire’de doğmuştur.3 Yetim olarak yetişen es-Suyûtî, sekiz yaşından önce Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlemiştir.

İbn Tabâtabâ’ya Göre Şiirin Mahiyeti ve Türleri

          Ebu’l-Hasen İbn Tabâtabâ edebî tenkit alanında dikkat çeken isimlerden biridir. Zira klasik Arap şiirine yönelik yapıcı eleştirileri, farklı meselelerdeki yenilikçi yaklaşımları ve aynı zamanda geleneğe olan saygısı onu önemli bir isim haline getirmektedir. Edebi açıdan çok canlı bir dönemde yaşamıştır. Bu dönemde pek çok eser kaleme alınmış ve edebiyat alanında yenilik hareketleri hız kazanmıştır. İbn Tabâtabâ da eserleri ile, bu alana katkı yapan edebiyatçılardandır. Kaynaklarda sekiz eserinden söz edilmektedir. Günümüze de ulaşan ‘İyâru’ş-şi‘r adlı eserinde, edebî tenkit alanındaki farklı meselelere dair görüşlerini görmek…

Arap Şiirinde “Dârusselâm” (Barış Yurdu) Tasavvuru

        Allah-u Teâla Hz. Âdem’i yaratıp meleklere ona secde etmelerini emrettiğinde, İblis savaş denen olgunun kıvılcımını ateşleyen ilk varlık olmuştur. Zira haset, kibir ve üstünlük duygusu onun Hz. Âdem’e secde etmesine engellemiştir. Bunun neticesinde âdemoğulları ile şeytan arasında kıyamete değin sürecek çetin bir savaş başlamıştır. Yeryüzünde de ilk olarak şeytanın yolundan giden Kâbil onun secde etmeyi reddetmesine neden olan hislerin benzerleriyle hareket ederek, Hâbil’i öldürmüş ve masum birinin canına kıymıştır. Sonraki dönemlerde sosyal ve ekonomik ilişkilerin daha karmaşık hale gelmesi, ihtiyaçların artması gibi sebepler kin, nefret, üstünlük…

Osmanlı Dönemi Arap Şiirinde Taştîr

        Osmanlı Dönemi Arap Şiirinde dikkat çeken en önemli hususlardan biri bedî sanatlarının yoğun bir biçimde kullanılmasıdır. Şairler bir yandan önceki dönemlerde bilinen sanatlara şiirlerinde yer verirken diğer yandan da yeni sanatlar geliştirip Arap Edebiyatı’na katkıda bulunmuşlardır. Bu dönem şiirlerinde karşılaşılan sanatlardan biri de taştîrdir. İşte bu çalışmada Arap şiirinde taştîr farklı yönleriyle ele alınmıştır. Öncelikle kavramın Osmanlı dönemi öncesi Arap şiiri ve kaynaklarındaki kullanımına değinilmiş, ardından Os-manlı Dönemi Arap Şiirinde taştîr incelenmiştir. Bu bağlamda taştîr yapan şairlerin kullandıkları tekniklere işaret edilmiş ve taştîrin olumlu…

Bir Öğrenim İmparatorluğu: Küresel Bir Dil Olarak Arapça

       VII. yüzyıldaki fetihlerin ardından İslam yerel niteliğinden sıyrılıp evrensel bir dine dönüştü. Benzer bir durum Arap dili için de geçerlidir: Arap kabilelerin kullandığı dil, İslam’ın dili haline geldi. Fethedilen bölgelerde fethedenler ile fethedilenler arasındaki yakın ilişki pek çok yerel dilin yok olmasına ve sonunda Arapçanın birincil dil olarak kabullenilmesine sebep oldu. Arap dünyasının dışındaki İslam ülkelerinde Arapça hiçbir zaman günlük iletişim dili haline gelmese de eğitimin temel aracı oldu. Arapça sayesinde insanlar sadece din alanında değil diğer birçok bilimsel alanda da muazzam bir bilgi arşivine erişim imkânı elde ettiler. Bu makale…

Ebu’l-Fadl İbnu’l-‘Amîd’e Ait Bir Risâlenin Edebî Tahlili

        İbnu’l-‘Amîd hicri IV. asırda yaşamış önemli bir devlet adamı ve edebiyatçıdır. Buveyhî Devleti’nin bir veziri olan İbnu’l-‘Amîd asıl şöhretini risâle yazımı konusundaki mahareti sayesinde elde etmiştir. Öyle ki Arap Edebiyatı’nda, Abdülhamîd el-Kâtib eliyle nesir alanında bir tür haline gelen risâlenin zirve ismi kabul edilmiştir. Bu durumu ifade etmek için risâlenin Abdülhamîd’le başlayıp İbnu’l-‘Amîd’le son bulduğu söylenmiştir. İşte bu çalışmada İbnu’l-‘Amîd’in devlete isyan eden bir komutan olan İbn Bullekâ’ya yazdığı risâle ele alınmıştır. Risâle ilk olarak yapı bakımından incelenmiş, ardından da dil ve üslup açısından tahlil edilmiştir. Bu bağlamda risâlede…

Suriyeli Öykücü Muhammed Câsim el-Humeydî’nin “Ehlu’l-Kehf” Adlı Öyküsü

        Suriyeli öykü yazarı Muhammed Câsim el-Humeydî’nin Ehlu’l-Kehf adlı öyküsü, Kur’ân-ı Kerîm’de bahsi geçen Ashâb-ı Kehf kıssasına öykünerek kaleme aldığı fantastik bir öyküdür. Yazar bu öyküsünde içinde yaşadığı ülkedeki rüşvet, yolsuzluk, adaletsizlik gibi sosyal sıkıntılara değinmiş ve kendine has anlatım üslubuyla kaleme aldığı bu edebi çalışmasında teşbih, iç ve dış diyalog, ironi gibi sanatlarla eserinin edebî değerini artırmıştır. 1. Suriye Öykücülüğüne Genel Bir Bakış Modern öyküyü, ilk kez Amerikalı yazar Edgar Allan Poe’nin (1809-1849) ortaya koyduğu kabul edilir. Bunun dışında Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1952), Guy de Maupassant (1850-1893) ve…

Arap Dilinde İdğam Kavramı

        Bu çalışma, “idğam” terimini konu almaktadır. İdğam sözcüğü, birbiriyle aynı olan ya da ses çıkış noktaları yakın iki harfin şeddelenerek tek bir harf olarak okunmasıdır. Bundan amaç, telaffuza kolaylık sağlamak ve ahenk katmaktır. İdğam, sarf ve tecvld bilimlerinin temel konularından biridir. İdğam hareke, mahrec ve gunne itibariyle üç kategoride ele alınır ve her bir kategori, kendi içinde farklı kısımlara ayrılır. İdğam, iki bağımsız harfi belli kurallar çerçevesinde birleştiren bir bağdır. Bu sözcük daha çok “sarf’ ve “tecvid” bilimlerinde terim olarak kullanılır. Sarf biliminde hem ses hem…

Yakın Çevresini Oluşturan Kadın Şairlerin Hz. Peygamber Hakkındaki Şiirleri Üzerine Analitik Bir İnceleme

        Arap toplumunda önemli bir yer tutan şiirin tarihini incelersek, er-kek şairler gibi kadın şairlerin de bu alanda etkili rol oynadıklarını görürüz. Bunlardan bazıları Hz. Peygamber hakkında çeşitli şiirler söyle-yen yakın çevresi kadın şairlerdir. Bunlar annesi Amine; sütannesi Ha-lime; süt kız kardeşi Şeyma; kızı Fatıma; halalan ‘Atike, Erva ve Safiyye; amcası Ebü leheb’in karısı Ümmü Cemll ve hizmetçisi Ümmü Eymen’dir. Bu makalede sadece bu kadın şairleri tanıtacağız ve onların sadece Hz. Peygamber hakkında söyledikleri şiirleri inceleyeceğiz. Dolayısıyla Hz. Peygamber’in yakın çevresini oluşturan fakat onun hakkında…

İmlasında Şapkalı a (â) Kullanılmadığında Anlamı Değişen Arapça Asıllı Türkçe Kelimeler

        Bu çalışmamız, 1998 tarihli IDK Türkçe Sözlükte şapkalı a (a) ile gösterilen kelimeler üzerinde yaptığımız bir inceleme sonucunu ihtiva etmektedir. Şapkalı a ile yazılan 27 kelimenin, şapkasız a ile yazıldığı takdirde söz varlığımız içinde yer alan başka bir kelimeyle iltibasının mümkün olduğu görülmektedir. Söz konusu kelimeler şunlardır:

Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Arap Diline Karşı Davranış ve Tutumları

        Yüksek İslam Enstitüsü, 13 Eylül 1966 tarihinde İzmir’de açılmıştır. öğrenim süresi dört yıl olan bu Enstitü, 20 Temmuz 1982 tarihinde ilahiyat Fakültesine dönüşerek, Dokuz Eylül Üniversitesine bağlanmıştır. İlahiyat Fakültesi halen üç bölümü kapsamaktadır ve şunlardır: 1- Kelam ve İslam Felsefesi Bölümü, 2- Tefsir-Hadis Bölümü, 3- İslam. Medeniyeti ve Sosyal Bilimler Bölümü. Fakülte, sömestr sistemini kabul ederek bir akademik yıl iki sömestreye ayrılmıştır. öğrenim süresi, hazırlık sınıfı da dahil olmak üzere, beş yıldır. öğrenciler, hazırlık sınıfında Arapça (Metin, Dil Laboratuvarı, Sarf ve Nahiv ) ve Kur’an-ı…

Arap Dilindeki Mesellerinin Oluşumunda Kur’an’ın Etkisi

        Bu makalede Arap atasözlerinin oluşumunda Kur’an ayetlerinin etkileri konusu incelenmektedir. Bu bağlamda bazı ayet/erin Araplar tarafından kullanılan meselleri andırdığı veya aynı anlamı taşıdığı (el-meselü’l-kâmin) örnekleriyle ortaya konmakta,• bazı Kur’an ayetlerinin zamanla meselleştiği (mûcez mesel) diğer bazı ayetlerin ise mesellerin oluşumuna katkıda bulunduğu ifade edilmektedir. Son olarak da Kur’an’ın getirdiği yeni bir tür olan karşılaştırmalı mesellerden (el-meselü’l-mufassal) söz edilmekte ve bu mesel türünün daha önce Araplar tarafından bilinmediği ve Kur’an’la başladığı anlatılmaktadır.

Arap Edebiyatında ‘Makame’ ve el-Hariri’nin Osmanlı Medreselerinde Yüksek Arapça Öğretimi Çerçevesinde Okutulan ‘el-Makamat’ı

        H. IV (M. X). asırda Arap Edebiyatı tarih, lugat, gramer, bibliyografya ve dini ilimlerdeki gelişmelerle sağladığı zengin malzemeyi okuyucularına değişik tarzda sunmak gibi bir görevle karşı karşıyaydı. Geniş anlamıyla edep türünün bu fonksiyonunu İbn Kuteybe, el-Câhız ve el-Muberred gibi edip ve alimler başarıyla gerçekleştirdiler. Bunların ortaya koyduğu eserlerde o güne kadar toplanan malzeme günün oknyucusuna onları sıkmadan kendi Arap ve İslam kültürlerini sunma istikametindeydi.

Arapçada Çok Anlamlılık ve Kur’an-ı Kerim

        Çok anlamlılık, bir kelimenin iki veya daha fazla farklı manaya delalet etmesidir. Arap dilinde ve Kur’an’da çok anlamlılık olgusunun varlığı her ne kadar bazı dilci ve usulcü tarafından münakaşa konusu yapılmış olsa da lügatçilerin ve usulcülerin çoğuna göre inkar edilemez bir gerçektir. Çok anlamlılık olarak tanımladığımız lafz-ı müşterek, mutlak manada tek bir lafzın birden çok anlama delalet etmesi şeklinde tanımlanacak olursa bu tanıma uygun olarak eşadlılık, zıt anlamlılık ve bunun dışında kalan mecaz, istiare, lehçe farklılıkları gibi tüm olguları müşterek lafız içerisinde ele almak mümkündür.

Arap Şiirinde Adı Geçen Şarap Adları ve Bazı Hamriyyat Terimleri

        Araplar, Cahiliye Döneminden beri, şiirlerinde şaraba yer verip onu tasvir etmişler, ona değişik adlar takmışlar ve zamanla sadece şarabı konu edinip onu her yönüyle ele alan hamriyyat türü şiirler söylemişlerdir. Cahiliye şairleri arasında şaraba en çok yer veren şairlerin başında el-A’şa gelir. Peygamber şairi olarak tanınan Hassan b. Sabit de Cahiliye Döneminde söylediği şiirlerinde şarabı tasvir eden şairler arasındadır. İmru’u’l-Kays, Lebid ve Zuheyr gibi muallaka şairlerinin divanlarında da şaraptan söz eden beyitlere rastlamaktayız.

Arapça Yazmaların Neşir Kaideleri

        Bir çeyrek asırdan beri Araplar, eski metinlerinin neşrine hususi bir ِnem atfetmektedirler. Şarkiyatçılar, Arapça ve ilim bakımından aralarında zaifleri de bulunmakla beraber, bir asırdan fazla bir zamandır bu mirasın neşrinde tekaddüm etmiş ve sabit bir ilmi metod dairesinde onları neşretmiş bulunmaktadırlar.

Celalüddin es-Suyûti Hayatı ve Eserleri

        Celalüddin Ebü’l-Fadl Abdurrahman b. Ebi Bekr b. Muhammed el-Hudayri es-Suyûti eş-Şafi’i el-Mısri, Mısır ve Suriye’de hüküm süren Memlukler devletinin son zamanlarında Kahire’de yetişen ve Arap dilinde en fazla eser vücuda getiren müelliflerden biri ve belki de birincisidir.

Arapça’da Kelime ve Kuralların Doğrulanması için Hadislerin Kullanılması

        Arap dili kurallarının tespiti noktasında; hemen herkesin ittifakla benimsediği iki temel referans söz konusudur: Kur’an-ı Kerim ve Arap şiiri. Bununla birlikte, söz konusu referanslardan ilkinin kaynaklığı hususu tartışmasız iken, ikincisiyle ilgili olarak bir takım sınırlamalar getirilmiştir. Dil bilginleri, dilin bozulmaya başlamasından önceki dönem şairlerine ait şiirlerin, -söz konusu şiirler bize sağlam kanallardan intikal etmek koşuluyla- dilde delil olarak kullanılabileceği görüşündedir. Asıl ihtilaf ise, Hz. Peygambere ait hadislerin dilde şahit olarak kullanılıp kullanılamayacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.

el-Ferra’nın, Meani’l-Kur’an’ında Kullandığı Kûfe Dil Okulu’na Ait Terimler

        Bu makalenin amacı, el-Ferra’nın Meani’l-Kur’an’ında kullandığı Kufe Dil Okulu terimleriyle Basra Dil Okulu terimlerinin karşılaştırılmasıdır. Makale dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda meani’l-kur’an kavramı hakkında bilgi verildi. İkinnci kısımda h. 207 yılında vefat eden el-Ferra’dan bahsedildi. Üçüncü kısımda da el-Ferra’nın Meani’l-Kur’an’ı kısaca tanıtıldı. Makalenin esas kısmı olan dördüncü kısımda ise el-Ferra’nın bu eserinde kullanılan Kufe Dil Okulu’na ait terimler incelendi. Makalede vanlan sonuç şudur: Bu terimlerden çoğu kullanım alanı bulamayıp unutulmuştur. Sadece nesak, cahd gibi pek azı dilciler tarafından kabul görmüştür. Basra Okulu’na ait terimler…

Abbasiler Dönemi Tercüme Faaliyetlerinin Arap Edebiyatına Etkisi

        Tarihte her medeniyet, bilgi ve kültür birikimini önceki medeniyetlerden veya aynı dönemdeki medeniyetlerle iletişim ve irtibat kurmak suretiyle kendi dillerine nakil ve tercüme yoluyla aktarmışlardır. Bilgi aktarımında en önemli rolü, tercüme faaliyetleri yapar. Milletler, kendi bilgilerini, tercüme faaliyetleri ile elde ettikleri bilgilerle kaynaştırarak yeni ürünler elde ederler. Emevilerle başlayıp, Abbasilerde zirveye ulaşan tercüme faaliyetleri vasıta­sıyla İslam dünyasına giren felsefe, mantık ilmi ve Aristo’nun Poetika ve Retorik. adlı eserleri ile Fars ve Hint kültürlerinden yapılan tercümeterin Arap edebiyatına metodolojik içerik yönünden önemli etkileri olmuştur. Edebiyatın,…

Ebu Hilal el-‘Askeri’ye Göre Lafız ve Anlam

        Lafız ve anlam ilişkisi, Arap edebiyatının en önemli sorunlarından biridir. Arap eleştirmenleri ve belagatçılan ilk dönemlerden itibaren bu konuyla ilgili görüşler öne sürmüşlerdir. Fakat, bu konunun tartışmaların merkezine oturmasında en önemli etken, dini bir mesele, Kur’an-ı Kerim’in i’cazı mese-lesi olmuştur. Tartışmalar, Kur’an-ı Kerim’deki i’ca.zın lafzında mı, anlamın­da mı, yoksa her ikisinde de mi bulunduğu çerçevesinde gelişmiştir. Daha sonra bu konu edebiyat alanına taşınmış, edeb1 eserde hangisinin daha önemli olduğu konusu tartışılmaya başlamıştır.

Klasik Dönemde Arap Diline Giren Yabancı Sözcükler

        Her dilin sözdağarcığını oluşturan sözcükler yerli ve yabancı olmak üzere ikiye ayrılır. Bir dilin kendisine ait olan, kökeni o dilde bulunan, başka bir dilden alınma­yan sözcükler yerli; tersi olanlar da yabancı olarak kabul edilirYabancı sözcükler, Arap dilcileri tarafından dahil veya muarreb olarak adlandırılır. Sini’ye göre “dahi-l” in kapsamına değişikliğe uğrayan ve uğramayan bütün yabancı sözcükler girerken; “muarreb”in kapsamına daha ziyade harf veya hareke açısından değiştirilerek Arap-çalaştırılan yabancı sözcükler girmektedir

Abdu’l-Kahir el-Cürcani’de Fesahat Kavramı

        Cürcani’ye göre fesahat ve belağat vasfı sözün nazım yapısıyla ortaya çıkmakta­dır: Nazm, “kelimeleri birbirine bağlı kılma, bazı kelimeleri diğer bazısı sebebiyle (söze) yerleştirme”dir. Başka bir yerde de, “Nazm, sözünü (kelamı) nahiv ilminin gerekli gördüğü yapıda kurman, onun kuralları ve usullerine göre planlaman (tertib etmen), nahvin işleyen yöntemlerini bilmen ve buna bir hale! getirmemen, sana çiz-diği şekilleri koruman, her şeyi eksiksiz yapmandır” şeklinde tanımlamaktadır. Cürcani fesahat ve belagat ile, kelimelerin mufred (tekil) anlamlarını değil, te’lif ve terkibde oluşan hükümleri kasteder

Arapça’da İki veya Daha Fazla Yüklemin Bir Ögeyi Sahiplenme Mücadelesi: Tenazu’

       Arapçada, tıpkı Türkçede olduğu gibi, cümlenin iki temel öğesi vardır. Türkçe’mizde özne ve yüklem terimleriyle karşıladığımız bu iki öğenin Arapça’daki terminolojik karşılıkları onlardan hangisinin önce zikredildiğine bağ­lıdır. Şayet özne önce zikredilmişse buna isim cümlesi; öznesine mübteda, yüklemine ise haber adı verilir. Sözdizim sırası bunun tam tersi bir keyfiyet arz ettiğinde, yani önce yüklem sonra özne gelmesi durumunda ise fiil cümlesi adını alır ve öznesine fail, yüklemine ise fiil adı verilir. Yüklemin zarf veya car mecrur, öznenin ise nekra veya yükleme ait bir zamiri haiz olması;…

Arapça’da Mahalli Lehçelerin Yazı Dili Yerine Kullanılma Teşebbüsleri

        Arap dili, İslam’dan önce sadece Arap yanmadasında konuşuluyordu. İsla­m’ın gelişi ile yayılmaya ve gelişmeye başladı. Bu, günümüze kadar da devam etti. Ancak, Arap dilinin gelişme seyri içinde fasih ve ammi Arapça, hep mücadele içinde olmuş ve özellikle de son dönemlerde bazen iyi niyetli bazen de kasıtlı olarak bu mücadele, farklı mecralara çekilmek istenmiştir. İki grup arasında cereyan eden bu mücadelede fasih Arapça’yı savunanlar, ammi Arapça’yı, dilin bozulması diye telakkİ etmiş; ikinci grup ise fasih Arapça’yı geri kalmışlığın en önemli sebepleri arasında görmüştür2. Burada bu…

Arap Filolojisindeki İştikak-ı Ekber-Sünaiyye Kuramları ve Müsellesat Olgusuna Courtenay’ın Fonem Kuramı Çerçevesinde Yeni Bir Yaklaşım Denemesi

         Miladi onuncu yüzyılda İbn Cinni tarafından ileri sürülen ve “konsonantların deği­şimine bağlı olarak kelimelerde anlam farklılaşır” şeklindeki düşünceye dayanan büyük iştikak kuramı ve bu kuramın çağdaş versiyonu olan sünaiyye kuramı, Arapça’da kelimelerin nasıl oluştuklarını açıklayan önemli kuramlardır. Müselles olgusu da bu kuramlar kadar önemli bir olgudur. Büyük iştikak ve sünaiyye kuramları ve müselles olgusu Batı’ da Courtenay tarafından 1894 yılında ileri sürülmüş olan fonem kuramına benzer yanlara sahiptir.Bu maka-lede Arap filolojisinde büyük öneme sahip kuramlar, çağdaş fonem kuramı çerçevesinde değerlendirilmiş, kuramların benzer ve farklı…

el-Murteda ez-Zebidi: Tacu’l-‘Arus Müellifi

        Dil ve edebiyat sahasında XII/XVIII. yüzyılda yetişmiş alimlerden biri olan ez-Zebidi’nin ismi Muhammed’dir. Çocuklarından dolayı aldığı bir künyesi yoktur. Bununla beraber müellifimiz Ebii’l-Feyd, Ebii.’l-Vakt, Ebii’l-Eşbaf ve Ebii’l-Cüd künyeleriyle anılmıştır. Bu nisbelerin bazılarını kendisinin aldığı, bazılarının da başkalan tarafindan verildiği anlaşılmaktadır. Nitekim Ebü’l-Feyd künyesini ona Veia.iye tarikatı şeyhlerinden Ebü’l Envar b. Veta bir mevlit münasebetiyle 17 Şaban 82/715 tarihinde vermişti.

Yabancılara Arapça Öğretiminde Mısır Modeli

         Bu makale, kendine özgü doğal dil ortamında yabancı dil olarak Arapça öğretmek için Kahire’de açılan Merkezu’n-Nil’i bir kurum olarak değerlendirmeyi hedefliyor. Bu merkezde uygulanan Arapçanın yabancı dil olarak öğretim yöntemleri ve kendisine mahsus geliştirdiği öğretim modeli, ders kitapları ile uyguladığı teknikleri inceliyor. Fiziki yapısı, donanım imkanları ve başarı değerlendirmeleriyle birlikte Merkezu’n-Nil bir yabancı dil öğretim kurumu olarak ele alınıyor.

Şair Kimliğiyle İbn Hazm

        Yazıcılığı kasideler çerçevesinde İbn Hazm, içinde feveran eden duygulan dile getiren bir şair midir? Yoksa bilgisini, yeteneğini, entelektüel birikiminin genişlik ve şümulünü ve bu konuda başkalarından hiç de geri olmadığını ispatlama gayreti güden sade bir nazım kalır? Kendisinin, en azından hayatının ilk yıllarında, şiiri toplumsal bir prestij aracı olarak telakki ettiğini bir an olsun unutmamalıyız. Şiirini değerlendirir­ken de, hayal gücünün kanadını budayan ve onu sanatsal yaratım şemasının yükseklerinde süzülüp uçmaktan alıkoyan aşağıdaki etmenleri hesaba katmalıyız.

Arapça ve Türkçede İsim-Fiil-Ünlem Karşılaştırması Üzerine Bir Deneme

        Bu makalenin amacı Arapçadaki isim-fiillerle Türkçedeki ünlemlerin mukayesesinin yapılmasıdır. Makalede ilk önce isim-fiilin tanımı, tasnifi ve özellikleri konusu; daha sonra ünlemlerin tanımı, tasnifi ve özellikleri ele alınmıştır. Değerlendirme ve sonuç kıs­mından sonra da tablo. halinde isim-fiil ve ünlemlerin benzer yönleri ortaya konmuştur.

Modern Arap Edebiyatında Bir Öncü Mustafa Lutfi el-Menfalutı

        Mustafa Lutfi el-Menfalüti, 1876 yılında Asyüt şehrinin Menfalüt beldesinde dünyaya geldi. Babası Arap asıllı olan Menfalütl’nin annesi Türktür. Dindar bir ailenin çocuğu olması nedeniyle küçük yaştan itibaren iyi bir dini eğitim almıştır. Öğrenimine Menfalüt’ta bulunan Celaleddin es-Suyüti Kur’an kursunda Kur’an-ı ezberleyerek başlar. Daha sonra el-Ezher’de tahsilini sürdürür. Başarılı bir öğrenci olan Menfalütl, burada on yıl boyunca dini ilimler öğrendiği gibi, dille ilgili dersler de alır. Edebiyata düşkünlüğü nedeniyle eline geçirdiği edebi kitapları okumak onda hobi halini alır. Bu nedenle edebiyat ve şiire iyi gözle…

Halil Cubran’ın el-Mevakib ”Kafileler” Adlı Şiirine Bir Bakış

        Amerika’daki göçmen Arap edebiyatının en önemli temsilcisi olan Cubran Halil Cubran makaleleri ve öyküleriyle ünlüdür. Onun, nesir türü eserlerine kıyasla az da ol-sa, şiirleri de vardır. Bu çalışmada onun el-Mevilkib “Kafileler” adlı şiiri incelenip Türkçe çevirisi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Göçmen Edebiyatı, Cubran Halil Cubran, Mehcer, el-Mevakib, Kafileler.

İslam’ın İlk Asrında Kur’anın ve Hadis’in Arap Dili ve Edebiyatına Olan Tesiri

        Arap Edebiyatında İslam Devri (İslamın gelişiyle başlayan dönem) Arap Edebiyat tarihinin ikinci dönemini ihtiva eder. Bu dönem Resulullah (s.a.)’e miladi 610 yılında Vahyin gelişi ile başlamış ve Hicri 41. yılda (Hulafa’i Raşidin döneminin sona erişiyle) biterek yaklaşık 53 yıl devam etmiştir. Bu dönem İslam’ın yayılışının ilk ve en büyük dönemi olmuştur. insanları cahiliye karanlığından çıkarıp imanın Nuru ve Hak olan hidayete çağıran İslama davetin yayıldığı bir dönemdir. İslam onlara öyle bir yol göstermiştir ki bu yol Hayır, Fazilet, Kardeşlik olup kötülüklerden, haksızlıklardan vazgeçiren bir…

Osmanlı Son Dönemi Müfekkirlerinden Babanzade Ahmed Naim’in Arapça Öğretimi Hakkındaki Görüşleri ve Uygulamaları

         Anadil dışında ikinci bir dil öğrenme olgusu, siyasi ve kültürel şartlar veya ihtiyaçlar bağlamında ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu sempozyumun temasım teşkil eden zaman dilimine bakıldığında, Osmanlının Avrupa ile ilişkilerinin sıkılaşması bağlamında eskiden beri süren Arapça yanında Fransızca, Almanca ve İngilizce dilleri Osmanlı coğrafyasındaki okullarda öğretimdeki yerini almıştır. Osmanlı dönemi okulları; Maarif Nezaretine bağlı modern okullar, Azınlık okulları ve Geleneksel Medrese ve Sıbyan mektebleri olmak üzere temelde üç kategoriye ayrılmaktadır. Arapça, genelde medreselerde ve bir kısım mektepte yer almaktadır. Örneğin İbtidai seviyesindeki mekteplerde Arapça olamamakla…

Arap Dilinde “Tağlib”

        Tağlib kelimesi tef’il vezninde mastardır. Bu kelimenin üç harfli kökü genelde kuvvet, şiddet, galibiyet, üstün gelme, kazanma, kahretme ve zorla alma anlamlarına gelmektedir. Tağlib kelimesinin kendisi ise, sözlükte galip getirmek, üstün kılmak anlamlarında kullanılır.

el-Mutenebbi’nin Şiirinde Humma Tasviri

         Suriyeli hikayeci ve romancı Abd u’ s-Selam el-‘Uceyli (1917-?)’nin edebi kişiliği ve hikayeciliği üzerinde çalışırken, onun Türkçe’ye de çevirdiğim ‘Humma’ adlı hikayesi hakkında Arap müellifleri tarafından kaleme alınan yazılarda, özellikle bu hikaye ile Mutenebbl’nin adı geçen kasidesi arasında ilişki kurulduğunu okudum; bu, benim de merakıma sebep oldu, Mutenebbi’nin ‘Humma’ adlı kasidesini inceledim. Kasideyi okuyup üzerinde ön çalışma yaptıktan sonra, kasidenin iyi anlaşılabilmesi için Mutenebbinin kısaca hayat hikayesi ve şiirine yansıyan dünya görüşü ve insanlara bakış tarzını da ele almanın uygun olacağını düşündüm. Çünkü kaside…

Ebu Madi’nin et-Talasim ”Bilmeleceler” Şiirine Bir Muaraza

        Mehcer (Amerika’daki göçmen Arap) edebiyatının kesinlikle en büyük şairi olduğu kabul edilen ve şiirlerindeki iyimserlik temasıyla ön plana çıkan İliyya Ebu Madi’nin şiirlerindeki düşüncelerine, özellikle divanında yetmiş bir dörtlükten oluşan “et-Talasim: Bilmeceler” başlıklı şiirine dini ve edebi çevrelerden pek çok itiraz ileri sürülmüştür. Fakat, hemen hemen bütün göçmen Arap şair ve yazarlarında olduğu gibi, Ebu Madi’nin de şiirlerinde dil hataları bulunduğunu ortaya kQ.yan araştırma ve incelemeler yapılmakla birlikte, özellikle “et-Talasim: Bilmeceler” başlıklı şiirine öne sürülen itirazların büyük çoğunluğu dini ·düşünce kaynaklıdır.

Arapça’da Ezdad Meselesi

        Hiç şüpehesiz Arapça’da zıd anlamı kelimeleri işlemeden önce sıra­sıyla Araplar ve Arapça’nın aslından yani Sami dillerinden bahsetmek yerinde olacaktır. Bu sebeple konuyu mümkün olduğu kadar kısa ve sathi bir şekilde başından ele almaya çalışacağım.

İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerinde Arapça Ögretimi Üzerine

        İslam ilimlerin temeli ve dili olması hasebiyle Arapça’nın sağlıklı bir şekilde öğrenilmesi ve öğretilmesi, dinin öğretilerinin, kaynağından ve doğru anlaşılması yönünde önemli bir katkı sağlayacağı muhakkaktır. Din eğitimi­nin sağlıklı, planlı ve programlı bir şekilde, formasyon sahibi kişiler tarafından verilmesinde, bu dilin ideal bir zeminde öğretilmesinin katkısı son derece önemlidir. Çünkü dinin ilk ve en önemli kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ile Hz. Peygamber(s.a.v)’in hadis-i şeriflerinin/sözlerinin orijinal dilinden anlaşılması ve bu iki kaynağa asırlar boyu ecdadımızın getirdiği yorumların sağlıklı değerlendirilmesi, her Müslüman toplum gibi Türk toplumunun…

İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Arapçaya Yönelik Motivasyonu ve Başarıları

        İnsan davranışlan dinamik ve karmaşık olma özelliğini haizdir. İnsanın yaşamını sürdürmesi için duyduğu ihtiyaçlar, ihtiyaçlarını karşılamak için kendisinin de belli davranışlarda bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Genellikle insanın motivasyonu, biyolojik, sosyal ya da öğenilmiş kazandırılanlara ayrılmaktadır. Bireyler, aralarındaki bireysel farklılıklar nedeniyle motivasyonlan derecesinde ve onlan doyurmak için farklı yöntemler kullanmaktadırlar. Önemle söylenmesi gereken bir husus da motivasyon gözlenemez. Motivasyonun varlı~ da ancak bireyin yaptığı davranışlardan gözlenmektedir.

Şiir ve Şiirin Neliği Üzerine Birkaç Söz

        Bu makale, İslam öncesi de dahil olmak üzere, şiirin ne olduğu konusunda söylenmiş birtakım ifade ve tanımları ele almaktadır. Konu hakkında dile getirilen görüşlere baktığımızda bunların, baş­langıçta bir tanım olmaktan ziyade; bazen şiirin özelliklerini bazen de unsurlarını açıklamaya matuf gayretler olduğunu, ancak siste-matik ilimlerin tesis edilmeye başlandığı veya oluştuğu dönemler-de ise efradını cami tanımlar hüviyetini kazanmaya başladığını ancak yetersiz olduğunu görüyoruz. Bazı konularda tanımların yetersiz olmasında, tanımlanmak istenen şeyin mahiyetinin özelliği de etkili olmaktadır. Şiir de bunlardan birisi olsa gerek. Zira şiir, söylenenlerden de…

Çagdaş Arap Şiirinde Tekrir Sanatı

        Tekrir sanatı, şiirde müzikaliteyi sağlayan ve anlama vurgu yapan bir anlatım tekniğidir. Bu teknik, sadece çağdaş Arap şiirine özgü bir durum değildir. Klasik Arap şair­leri tarafından da anlamı pekiştirmek ve bir konudaki kararlılığı dile getirmek için baş­vurulan bir yöntemdir. Ancak Çağdaş şair/er, anlamı vurgulamadan çok, bu sanatı şiir­de ahengi sağlamak amacıyla bir müzikal öğe olarak genişçe kullanmışlardır. Bu çalış­mada tekririn simgelerine açısından taşıdığı anlam ve kullanımı hakkında da bilgi verilmiştir.

Arapça’da “el” Takısı ve Fonksiyonları

       Bu çalışma, Arapça’da “harfu’t-ta’rif’ olarak adlandırılan belirleme takısı “el-” i ele almaktadır. Temel olarak Arapça’da; belirleme, bağlaç ve zait olmak üzere üç çeşit “el-” vardır. Ancak bu takı, farklı fonksiyonlarıyla on beş çeşide ulaşmaktadır. Ayrıca Arapça’daki “el-” takısının kullanım ve fonksiyon/arına ilave olarak, bu takı ile İngiliz­ce’deki belirleme harfi “the” ve Türkçe’de isim/erin nasıl belirleneceğine dair kısa bir mukayese yapılmıştır.

Ferrâ’nın Kıraatlere Yaklaşım Tarzı

        Bu makalede Ferrâ’nın kıraatlere yaklaşımını Meâni’l-Kur’an bağlamında tasviri bir şekilde ele aldık. Ferrâ kıraatlerin gelişim sürecinde kendi dönemi bakımından aydınlatıcı bir örnektir. Ferrâ Kur’an kıraatlerinin yerleşik yapısının teşekkülünden önce yaşamıştır. O bir filologdur. Bu bakımdan Arap grameri onun kıraatlerle ilgili fikirlerini etkilemiştir. Klasik kıraat öğretisinde kıraatin sahihliğini tespit noktasında üç kriter belirlenmiştir. Bu kriterler Ferrâ’nın yaklaşımında bir değer ifade etmesine rağmen o, bunlardan başka kriterler de öngörmektedir. Bunların ilki ve en önemlisi kıraatin Arap gramerine uygun olmasıdır. İkincisi Osman Mushafı’na ve cumhurun görüşüne diğeri…

Arap Şiirinin İntikalinde Dini ve Ahlaki Değerlerin Rolü

        “Divanu’l-‘Arab” olarak bilinen ve islamiyetin doğuşundan sonra H.II. asra kadar sözlü olarak rivayet edilen Eski Arap şiiri, Kur’an-ı Kerim’in açıklanması ve dil çalış­maları bakımından önemli bir kaynak olmuştur. Yazıya aktarılan bu şiirin üzerinde değişik şekillerde yapılan çalışmaların şekillenmesinde dini ve ahlaki değerlerin rolü büyüktür. Dine ve ahlaka aykırı söz ve ifadeler ile kişiliklere saldırı niteliğinde olan sözleri bulunduran şiirlerin ilmi ve edebi materyal olarak kullanılması uygun görülürken, bunun dışındaki maksatlarla rivayet edilmesi hoş karşılanmamıştır.

Arapça Öğretiminde Başvurulacak Bazı Yöntem ve Teknikler Pedagojik Bir Değerlendirme

        Arapça Dil öğretiminde dilbilgisi kurallarını esas alan geleneksel dil öğretimi yöntemlerine farlı dil öğretim yöntemleri eklenmiştir. Artık günümüzde öğrencilerin daha etkin olduğu yöntemler önem kazanmıştır. Yeni dil öğretim yöntemlerinde öğrenciler, kurallar yerine doğrudan dil gerçeğiyle tanıştırılmaktadır. Bu makale bu yöntem ve pratiklerin neler olabileceği üzerinde durmakta ve ideal bir programın ne olacağı konusunda çeşitli görüşler ileri sürmektedir. Bu çerçevede makalede sınav uygulaması, gramer-metin bilgisi, uygun kelime kadrosunun seçimi, ilgi çekici metin seçimi, metin dersinde uygulamalı gramer yapılması, dil oyunları, belâgatin dilbilgisine yedirilmesi ve diller…

Arap Dilinde Zaid Edatların İletişim Değeri

        En az, konuşmacı, dinleyici ve mesaj üçlüsünden oluşan iletişimin gerçekleşmesi için, öncelikle iletişim aracının seçilmesi gerekmektedir. Eğer, iletilmek istenen mesajın muhatap tarafından da anlaşılması isteniyorsa -ki iletişimin temeli buna dayanır-onun anlayacağı bir iletişim aracı kullanılmalıdır. Bu gerçek, Kur’an-ı Kerim’de çok güzel bir şekilde ifadesini bulmuştur: Bu sebepledir ki, Allah, insanlarla sözlü iletişime girdiğinde hep insanların bildiği dille hitap etmiş; mesajını insanlara onların kullandığı bir dille. ulaştırmıştır. Kur’an-ı Kerim’e bu açıdan yaklaştığımızda Onun, Arap Edebiyatının en beliğ metni olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. O, Arap diliyle vahyedilmesi…

Modern Arap Dilbilim Çalışmaları

         Bu makalede, Arap diline ilişkin klasik dönemde yürütülen çalışmalardan daha ziya-de, Batıda Ferdinand de Saussure ile başlatılan dil olgusuna yönelik yeni yorumların ve dilin esas niteliğinin ortaya konulduğu linguistik açılımların, Arap dili ve dilbilimleri üzerindeki yansımaları, dil incelemelerine getirilen bu yeni yorumun Arap dilindeki uygulama alanı üzerinde durulmaktadır. Çalışmamızın girişinde, de Saussure ile gerçek anlamını bulan dilbilimsel çabaların bir özeti sunulmakta, daha sonra özellikle 1900’lü yıllar ve sonrasını kapsayan Arap diline yönelik genel dilbilimsel yaklaşımların gelişim seyri verilmekte ve bu yaklaşımların şekillendirdiği yeni dönemin…

Arap Dilinde “Fıkhu’l-Luga” ve ” İlmu’l-Luga” Terimlerinin Kullanımı, Tanımı, Konusu ve Gayesi

       Bu makalede ilk ve çağdaş dönem Arap dili bilginleri arasında fıkhu’l-luga ve ilmu’l-luga terimlerinin kullanımı konusu incelendi. Söz konusu terimlerin tanımı, konusu ve gayesi üzerinde duruldu.İlk dönemde fıkhu’l-luga ve ilmu’l-luga ayırımı bulunmamaktadır. Bu ayırım, daha çok çağdaş Arap dili bilginlerinin bir kısmı tarafından yapılmıştır. Söz konusu ayırım da ilk dönem Arap dili bilginlerine ait dil çalışmalarının batı üzerinden okunup, Batı‟daki filoloji (philology) ve dilbilim (linguistic) terimlerinin tercüme edilerek Arap diline uygulanmasından kaynaklanmakta-dır. Bu sebeple öncelikle Batıda bu terimlere atfedilen anlam üzerinde duruldu. Akabinde Arap dili…

el-Lemhatu’l-Bedriyye fi’İlmi’l-‘Arabiyye

        Arap diline ait kaidelerin ortaya çıkı§ından günümüze kadar geçen süre içinde gerek bu dilin mantığını sistematik olarak izah etmek gerekse Arap olmayanlara bu dili doğru öğretebilmek maksadıyla birçok eser telif edilmiş, buna bağlı olarak da farklı metotlar ortaya çıkmıştır. Kimi müellifler isim, fiil ve harften yola çıkarak dile ait müfredatı açıklamaya çalışırken kimileri amil, ma’ mü! ve i’ rab sistemini esas alarak Arap dil mantığını ortaya koymayı amaçlamı§, kimileri de kendilerine has metotlarla dile ait malzemeyi mantık! bir silsile içinde takdim etmeye gayret etmişlerdir.…

Arapçada Dua Üslubu

        Bu çalışmada yeryüzünün yaşayan en köklü ·dillerinden biri olan Arapçada duanın nasıl ifade edildiği konusu üzerinde durulmaktadır. Arapçada bazılan meşhur bazılan da pek bilinmeyen pek çok dua üslubu (formu) bulunmaktadır; yaygın kanaatin aksine Arapçadaki dua formlan bir kaç meşhur şekilden ibaret değildir. Özellikle klasik Arapçada dua anlamında yaygın olarak kullanılan çok sayıda kalıp ifade yer almaktadır. Bunların büyük bir kısmı günümüz Arapçasına intikal etmemiştir. Ancak özellikle klasik metinler içerisinde bunlar varlıklarını devam ettirmektedirler. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde de pek çok ve çeşitli dua ifadesi…

Klasik Arap Şiirinde Nazım Şekilleri (Vezin Sayısı ve Kafiye Yönünden Klasik Arap Şiir Şekilleri)

        Bu makalede, vezinlerin sayısına bağlı olarak klasik Arap şiirinin kazanmış olduğu özel yapılar üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada, şiirden bahseden eski eserlerde bahirlerle ilgili ifade edilen müsemmen (sekiz vezinli), müseddes (altt vezinli), murabba’ (dört vezinli), müselles (üç vezinli), müsenna (iki vezinli) vb. kavramlar hakkında önemli ip uç/an elde edilmiş ve onlar kafiye şekillerine bağlı olarak tanımlanmaya ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu örnekler ışığında, klasik Arap şiirinin vezin ve kafiye yönünden şekilsel zenginliği büyük oranda tespit edilmiştir. Aynca, islam ve Arap toplumunun doğru bir şekilde okunmasında, Arap…

Arap Dilinde İltifat Sanatının Tarihi Seyri Üzerine Bir İnceleme

        Arap Dilinde en çok kullanılan edebi sanatlardan biri iltifat sanatıdır.. Belağat alimlerinin iltifat sanalı ile ilgili yaklaşımları onun tahlili, ifade gücü ve cümle akışındaki etkisini ele almaktan ziyade örnekleme veya bunun Arap dilinde kullanılan bir tarz olduğunu ifade kabilindendir. Konuyla ilgili müstakil çalışmaların ise sınırlı sayıda olduğu anlaşılmak­tadır. Bu nedenle öncelikli olarak bir makale düzeyinde iltifat sanatının tarihi seyri ve belağat ilmindeki yerini incelemek ve iltifat olgusunun tarihi kökenlerini ortaya çıkarmak istedik. İltifat sanatı kapsamına dahil edilen yeni bazı türleri de tespite çalışacağımız bu…

Aristoteles Poetika’sının Arap Edebiyatındaki Yansımaları

        Klasik Yunan düşüncesinin, Arap edebiyatını etkileyip etkilemediği konusu özellikle Arap dünyasında tartışılmaktadır. Bu etki çağdaş yazarların çoğu tarafından kabul edilmekteyken, bazıları bu etkiyi kabul etmemektedir. Başlangıçta parçacı ve zevke dayalı bir karakter arz eden Arap eleştirisi gerek dolaylı, gerekse direkt olarak Yunan düşüncesinden etkilenmiş ve bunun sonucu olarak kurallara ve ilkelere dayalı bir metot gelişmiştir. Bu makalede Aristoteles’in şiir sanatı hakkında yazmış olduğu Poetika adlı eserinin İslam dünyasında geçmişte ne kadar anlaşıldığı ve ne ölçüde etkisinin olduğunu incelemeye çalışacak ve İslam filozoflarının Poetika’ya yazdıkları…

Muhadram Şairlere Göre Hz. Muhammed

        Peygamberler birer önder olarak hem kendi toplumlarında büyük değişim ve dönüşüm sağlamışlar hem de bütün insanlığa örnek olmuşlardır. İşte böyle üstün şahsiyetler hakkındaki tasavvur ve algılamaları ortaya koymak ve onları daha iyi bir şekilde tanımak ve onların örnek kişiliklerini bugüne aktarmak günümüz toplumları için daha çok gerekli hale gelmiştir. Çünkü insanlar, örnek aldıkları şahsiyetten etkilenerek hareket tarzı ve tavır belirler. Biz de bu çalışma­mızı, Hz.Peygamber’in yaşadığı dönemdeki şairlerin gözüyle nasıl algılandığını, onu nasıl görmek istediklerini ve onun şair muhayyilesinde nasıl yer ettiğini ortaya koymak…

Araplarda Sesbilim (Fonetik)

        Fonetik (phonetique) hem yeni hem de eski bir bilimdir. Yeni-dir; çünkü İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure (1857-1913) tarafından bu asrın başlarında kurulan dilbiliminin (linguistique) bir koludur.Eskidir; çünkü bütün dillerin dayandığı bilimlerden biridir. Dil, cümle içinde sıralanan ve değişik anlamlar ifade eden kelimele-rin oluştuğu sesler bütünüdür. İbn Cinni’nin tarifine göre dil: ‘Toplumların maksatlarını ifade ettikleri seslerdir.” Ses ise el-Cahız’ın dediği gibi, “Belli bir sıralamayı gözeterek harflerin anlamlı bir bütün oluşturduğu bir telaffuz/ söyleyiş aracıdır. Dilin hareketleri, ancak sesin ortaya çıkışıyla, bir sözü veya vezinli ya…

Arap Dilinde İkincil İsimler

        Bu makalede, Arapça’da ikincil/türemiş isimler olarak adlandınlan kelime türleri, bunların anlamları ve kullanımları ele alınmaktadır. Yazı, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci .bölümde ikincil isimler müennes, cem’ ve bunun alt grupları, ism-i tasgir ve ism-i mensubun yapılış şekilleri ile bunların asıl anlamları üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde ise, birinci bölümde anlatılan kelime gruplarının asıl manalarının dışında kullanımlarına etki eden sebepler ayet, hadis, şiir ve Arap kelamından örneklerle anlatılmaktadır.

Arap Aleminde Fasih Dil-Ammi Dil Mücadelesi

        Dil, Allah Teala’nın insanlara balışettiği sayısız nimetierin başında gelir. Şayet, Allah Teala, insanlara konuşabilme kabiliyetini vermemiş olsaydı hayvanlardan bir farkı kalmazdı. Allah Teala’nın insanlara bahşetmiş olduğu dili, bir organ olarak değil de, seslerden müteşekkil bir konuşma ve anlaşma sistemi olarak gerek doğulu, gerekse batılı ilim adamları çeşitli şekillerde tarif etmişlerdir. Ta-rifler farklı olmakla birlikte netice 9larak hemen hepsinin ifade ettikleri mana aynıdır. Mesela CemiHuddin Abdurrahim ibn el-Hasen el-İsnevi (öL 772/1370) dili: “Çeşitli manalariçin vaz’edilmiş lafızlardan ibarettir.” şeklinde; İb­nu’l-Hacib (öl. 6’46/1248): “Mana için vaz’edilmiş her…

eş-Şafiye İle Esasu’s-Sarf’ın Karşılaştırmalı Analizleri

        Bu makale, Arapça sarfı anadil olarak öğreten İbn Hacib’in eş-Şafiye’siyle yine Arapça sarfi yabancı dil olarak öğreten Molla Fenari’nin Esasu’s-Sarf’ının karşılaştırılma­lı olarak incelenmesini hedefliyor. Her iki yazarı, eser/erini, yaşadıkları dönemi kısaca anlatıyor. Her iki kitabın yöntem ve içeriklerinin yazılış maksatlarına uygun olup olmadığım araştırıyor. Klasik eğitimde karşılaştırmalı yabancı dil öğretimi uygulamalarının özelliklerini belirlemeye çalışıyor. Klasik dil öğretim, yaklaşım, yöntem ve tekniklerinin çağdaş öğrenime katkılarına işaret ediyor. Yabancı dil öğreniminde karşılaştırmanın giderek artan önemine vurgu yapıyor.

Mu’allakalar ve Kabe’ye Asılmalarına İlişkin Görüşler

          Mu’allakalar, Cahiliye döneminde söylenmiş eski Arap Edebiyatının en olgun şiir/eridir. Bu harika kasideler genel kabule göre yedi şaire aittir. Bunların bu ismi nasıl aldığı konusunda farklı görüşler vardır. Ancak bu konuda birçok ilim adamının da kabul ettiği yaygın kanaat ve geleneğe dayanan görüş onların Kabe’ye asıldığı görüşü, dolayısıyla Mu’allakat adının da bundan kaynaklandığıdır.

Arap Dilinde Sesler

        İnsan, ictimai bir varlıktır. Yalnız değildir. İnsanların anlaşma vasıtalarından biri de dildir. İnsan konuşur ve dinler, yazar ve okur. Maksadını anlatır. Varlığında konuşma ve dinleme için cihazları bulunduğu gibi, konuşmanın mümkün olmadığı durumlarda da yazma ve okumaya müracaat eder. Bu çalışma, tarih! yapısı içerisinde Arapçadaki sesleri ele almaktadır. Yer yer tavsifi bir bakış da yapılacaktır. Konu aşağıdaki plan dahilinde işlenmeye çalışılacaktır: Konuşma Cihazı, Sesin Tarifi, Sesler ve Harfler, Seslerin Meydana gelişi, Mahrec Tayini, Mahrec Adedi, Harflerin Lakabları, Harflerin Sıfatları, Sıfatların Lakabları, Bazı Mülahazalar.

Arapça Öğretiminin Ana Problemlerini Belirleme Amaçlı Deneysel Bir Araştırma

        Hızla değişen dünyamızda her gün yabancı dil bilmenin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu bağlamda bilgilenme, ulusal ve evrensel kültür birikimini tanıma, bu birikime katkıda bulunma veya tarihi ve kültürel mirasımızı, bölgesel sorunları kavrama ve yorumlama bölge dillerini bilmekle mümkün olabilir. Öte yandan çağımız insanının başarısı; ulusal ve evrensel değerler bütününü kendi bilgi, tutum, duygu, düşünce ve beceri· alanlarından geçirerek toplumla paylaşabilmesiyle orantılıdır. Doğal olarak paylaşım sürecinde-ki kişilerin etkinliği ise, yaşanılan bölge insanlarıyla iletişim ve etkileşim kurmayı sağlayacak dillerinin en başında uluslararası bir dil…

Edebi Bir Sanat Olarak Arap Belagatinde Teşbih

        Edebi sanatlar dilin ifade gücünü artıran, anlamın daha kolay kavranmasını sağlayan ve üsluba renklilik katan dilsel öğelerdir. Dünyanın bütün dillerinde sözün etkili olabilmesi, muhatabı ikna edebilmesi ve anlatılmak istenen duygu ve düşünceleri daha belirgin bir halde aktarabilmesi için edebi sanatlara başvurulur. Eski Yunan kültüründe “retorik” olarak karşımıza çıkan edebi sanatların Arap . dilindeki karşılığı “belagat”tir. Belagat, söz söyleme sanatlarını inceleyen bilimin adıdır. Bu bilim üç alt bilim dalından oluşur. Bunlar: “Beyan”, “bedi”‘ ve “me’ani”dir. Teşbih ise, beyan biliminin üç temel konusundan ilkidir, diğer ikisi…

Şiir ve Nesir Bağlamında Arapça’nın İslam Kültüründeki Yeri

         Günümüzde yazı, tasnif ve edebiyat dili olarak kullanılan Arapça, Sami ırkının en eski memleketi olan Hicaz ve Necd bölgelerinde ortaya çıkmış, daha sonra birçok lehçeye ayrılarak çeşitli mıntıkalara dağılmıştır. Bu lehçeler arasında, dini, iktisadi, siyasi ve dil zenginliği gibi özelliklere sahip olan Kureyş Lehçesi, diğer Arap lehçelerine galip gelmiş, Kur’an da bu lehçe üzere nazil olmuştur. Dil bilim adamları filologların inceleme ve araştırmaları sonucu varılan kanaate göre Arapça, Sami dillerinin en üstün ve en zengin olanıdır.1 Sami dillerinin şubelerinden olan Arami ve İbri dillerini…

İslam Mizahının Ortaya Çıkışı ve İlk Örnekleri II

        İslam toplumunda başlangıçtan itibaren belirgin bir mizah kültürünün varlığı gözlenmektedir. Hz. Muhammed (sav) şaka; mizah ve espri yaptığı gibi, kendisiyle yapılmasını da müsamaha ile karşılamıştır. Her konuda onun yolunu takip etmeye çalışan arkadaşları da birbirlerine şaka yapmışlar, yeri geldiğinde mizah ve espri içeren sözler söylemişlerdir. Bu mizah ve şaka anlayışı, Emeviler döneminde de geliştirilerek sürdürülmüş, hatta kimilerince bir sanat haline dönüştürülmüştür. İnsan hayatında önemli bir yeri olan şaka ve mizahın İslam toplumunda ortaya çıkış sürecini izleyip tespit etmek, bu çalış­manın asıl hedefidir. Bu münasebetle,…

Arap Dilinde Naht ve Kelime Türetmede “Naht” Yönteminin Kullanımı

         Dilbilimciler, büyük dillerin, zaman içinde ortaya çıkan yeni varlıklar ve olaylar karşısında, kendi bünyesine uygun yeni kelimeler ve kavramlar türetme imkan ve kudretini taşıdığını belirtmektedirler. Dünyanın önemli dillerinden bir kabul edilen Arap dilinin de kendine has, iştikak, ta’rib, tevlid, kalb, terkib, ve naht gibi çeşitli kelime tü-retme yöntemleri bulunmaktadır. Çalışmamızda, iki yada daha fazla kelimeden farklı anlamlı bir kelime oluşturulması anlamına gelen naht olgusunun kelime türetiminde bir yöntem olarak kullanılıp .kullanıla­mayacağı konusunu ele alacağız. Klasik dilciler arasında naht bir kelime türetme yöntemi olarak ele…

Muzari Fiilin Çekim Tablosu ve İ’rabı Üzerine

        Dilbilgisi kitaplarında, kelime çeşitleri arasında zikredilen ve dilin, yargı bildiren en küçük birimi olan cümlenin vazgeçilmez öğesi fıil­ler, siygası açısından mazi, muzari ve emir fiili olmak üzere üç kısma ayrılmış ve bunlar arasında sadece muzari fıilin bazı çekimleri mu’rab olarak kabul edilmiştir. Oluşturulan fıil çekim tabloları ise zamiriere göre yapılmıştır. Bu çalışmada, muzari fıiller için lamel-fiii merkezli bir çekim tablosu sunulacak ve bunlar arasında zikredilen efal-i hamse (beş fıil)’nin mu’rab ya da mebni oluşu üzerinde durulacaktır.

Türkçe’de Kullanılan Arapça Çogul Kalıpları

       Bilindiği gibi Türkçe’miz, dünya üzerinde konuşulan en eski diller arasında yerini almaktadır. Türkçe, tıpkı Türk milleti gibi tarihin son dokuz asrında, dünyanın üç kıtası üzerinde lisanlı bir imparatorluk kurmuş ve bir imparatorluk dili halinde işletilmiştir. Bu bakımdan dilimiz hüküm sürdüğü toprakların neresinde güzel bir ses bulmuşsa, onu, kendi bünyesine almakta büyük kabiliyet göstermiştir. Zaten Türkçe, daha Asya topraklarında iken, Çin, Kore, Hind, İran, MoğoL İslav ve Yunan dilleriyle kelime alışverişi yapmıştı) Bu durum da gösterirki Türkçe’nin doğuşunda, karakterinde, an’anesinde ve dehasında başka dillerden derlenmiş kelimeleri…

Necib Mahfuz’un Miramar Adlı Romanı Üzerine Bir İnceleme

        Necip Mahfuz’un 1967 yılında yayımladığı Miramar adlı romanı,1959 yılında yayımlamaya başladığı bir dizi sembolik romanın yedincisini oluşturur?. Romanda olaylar Mısır’ın İskenderiye şehrinin Akdeniz kıyı kordonu üzerinde bulunan Miramar adlı pansiyonda kalan kişiler arasında geçer. Pansiyonun sahibi Yunan ~asıllı Mariyana’dır. Pansiyona ilk gelen kişi orta tabakadan eski bir gazeteci olan ‘Amir Vecdl’dir. Ikinci olarak pansiyona gelen Mariyana’nın eski sevgilisi aristokrat tabakadan Tulba Merzuk’tur. Üçüncü olarak pansiyona hizmetçilik amacıyla gelen Zehra’dır. Dördüncü olarak gelen kişi Zehra’yı dışarıda görüp, aşık olan ve onunla aynı ortamda bulunmak isteyen…

Arapça’da Meani (Semantik) Açısından Atıf (Bağlama) Edatları

        Atıf (bağlama), ilgili edatları vasıtasıyla kelime gruplarını veya cümleleri biçim ya da anlam yönüyle birbirine bağlamaktır. Tekrarı önlemek ve gereksiz uzatmaların önüne geçmek amacıyla başvu­rulan atıf (bağlama) operasyonu bütün diller için geçerli bir olgudur. Bütün dillerde atıf edatları dil mekanizmasına hareketlilik kazandıran ve önemli açılımlar getiren unsurlardır. Arapça’da zengin bir kullanım alanına sahip olan ve ifadeye önemli açılım ve nüanslar yükleyen atıf edatlarının tanınması dile hakimiyetin önemli bir kanıtıdır. Bu makalede, Arapça’daki atıf edatları seman-tik açıdan yorumlanmaya çalışılacaktır.

Arapçada İkil Sözcük Yapısı

        Bu çalışma, Arap dilinde var olan ikil ve ikillik (musenna, tesniye) konusunu ele almaktadır. Arapça isimler, tıpkı fiilierde olduğu gibi tekil, ikil ve çoğul olmak üzere üç biçimde kullanılır. Arapçada ikil yapı, genellikle bir türün iki adedini ifade etmek için gelir. İkil sözcük yapısı Sami dillere özgü bir olgudur. Bununla birlikte, Arapçada, diğer Sami dillerine oranla bu olgu daha belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Bu yüzden ikillik olgusunun tanınması, Arap dili araştırmalarında oldukça büyük önem taşımaktadır.

Kur’an Nahvi-I

        Nahiv nazariyesi konusuna girmeden önce şu soruyu sormamız gerekiyor: “Kur’an nahvi” diye bir olgu var mıdır?Bu soruya olumlu cevap verilecek olursa, ayrıca şu soruyu sormamız icap eder: Kur’an nahvinin alışılagelen nahiv kurallarıyla örtüşen veya ayrılan noktaları nelerdir? Böyle bir soruya, gönül rahatlığı ile şöyle cevap verebiliriz: Evet, Allah’a hamdolsun ki, “Kur’an nahvi” diye mükemmel bir nahiv vardır. Ancak, Kur’an nahvinin alışılagelen nahivle örtüşüp örtüşmediği hususu aşağıdaki tasniften anlaşılacaktır.

Arap Gramerinde Yenilikçilik ve ibn Rüşd’ün Nahve Getirdiği Yenilik

         Arap gramerinin esasları tedvinle birlikte belirlenmeye ba~lamı~, grameri ele. alan eserler yazılmış ve nahiv ilmi bu gramerin büyük bir bölümünü oluşturmuştur. Nahiv ilmi, ilk çalışmalarla birlikte alimlerin yoğun bir ilgisi ile karşı karşıya kalmış, bundan dolayı hacimli eserler telif edilmiştir. Genelde bu ilmi kolaylaştırmak, genç nesillere öğretmek gibi amaçlarla yenilik hareketleri başlamış ve günümüze kadar devam etmiştir. Bu hareket, ihya veya yenilikçilik (tecdi’d) adları ile anılmıştır. Biz de bu sempozyumu fırsat bilerek felsefi görüşleri ile hem doğu hem de batıyı aydınlatan ibn Rüşd’ün (ö.…

Bazı Arap Lehçelerinde Kullanılan Türkçe Sonekler Üzerine Yeni Bir İnceleme

        Dünyanın en eski dillerinden biri olan Türkçe, üzerinden geçen uzun zamanla birlikte bazı dünya dillerinden etkilenmiş ve birçok dünya dilini de çeşitli yönlerden etkilemiştir. Türkçe, Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinden itibaren Farsça ve Arapça gibi dillerin yoğun tesiri altında kalmış ve bu dillerden birçok kelime almıştır. Bununla birlikte Türkçe de sözü edilen dilleri etkilemiş ve bu dillere birçok kelime ve ek kazandırmıştır.Bu kısa araştırmada Türkçeden Arapçaya geçen dört farklı son ekten söz edilecek ve bu eklerin Türkçe ve çeşitli Arap lehçelerindeki işlev ve örneklerine yer…

Mısır Gramer Ekolüne Genel Bir Bakış

        Bu çalışma, Arapların Mısır’ı fethedişinin ardından başta Kahire ve İskenderiye kentleri olmak üzere bölgedeki gramer faaliyetlerini ve temsilcilerini konu almaktadır. Mısır gramer ekolü, Basra ve Kufe ekollerinde olduğu gibi çok sayıda orijinal görüş ileri sürmemiş olsa da, mevcut gramer kuraliarının mukayese ve yorumunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu ekol mensuplarının Arap dili gramerinin eğitim ve öğretimine önemli katkıları olmuş, özellikle de Endülüslüi gramer bilginlerinin yetişmesinde aktif bir rol oynamış/ardır. İbnu ‘l-Hacib, İbn Hişam ve es-Suyuti gibi bilginler tarafından temsil edilen bu ekol, Arap dili gramerinin…

Ma ef’alehu Taaccüp Kalıbının İ’rabıyla İlgili Farklı Bir Değerlendirme

        Bu makalede Arap dilinde, taaccüp için kullanılan “Ma efa’lehu” kalıbı ele alınmakta onunla ilgili daha önceki i’ rabdan farklı bir i’ rabdan bahs edilmektedir. Bunun için klasik ve çağdaş kaynaklarda bulunan bilgiler bir araya getirilmiş ve değerlendirilmiştir. Son olarak savunduğumuz i’rabı gerektiren durumlar zikredilerek teker teker açıklanmıştır.

Kaside-i Bürde’ye Reddiye Kitapçığına Kısacık Reddiye

       Kainatı, içindeki canlı ve cansız varlıkları yaratan Alemlerin Rabbi Allah Sübhaneh’in insanlığa en büyük lütuf ve ihsanı olan Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.)’in İslami edebiyatın bir dalına konu olduğu tarihi bir gerçektir. · Onu metheden, benzersiz hasletlerini, örnek ahlakını, üstün yaratılışını, hayatının çeşitli safhalarını; nihayet sevgisini işleyen, nazım ve nesir, sayılamayacak kadar çok eser vardır. Denilebilir ki, eli kalem tutan, güzel söz söyleme sanatının ustalığından nasibini almış hayli edip, şair ve hatip mü’min, /Allah Resulü (s.)’e övgüler söylemiş; yazmıştır. Daha sağlığında başlayan gayretler, zaman içinde…

Harf-i Cerlerin Fiile Anlam Kazandırması: Kur’an-ı Kerim Örneği

        Harf-i cerlerin fiile ayrı ayrı manalar kazandırması, nahivciler tarafından bilinen bir husustur. Fiil müccerred halde iken bir mana taşıdığı gibi bazı harf-i cerlerle de daha farklı anlamlar ihtiva eder. Harf-i cerlerin bu fonksiyonu bilinmeden, lügatte fiilin sadece yalın haldeki anlamının göz önünde bulundurulması durumunda, ibareye yanlış anlam verilmesi ihtimali söz konusudur. Arapça ibareler için söz konusu olan bu durum dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm için de geçerlidir.Gerek böyle bir yanlışa düşmeme, gerekse –özellikle– Kur’ân-ı Kerîmde harf-i cerlerin fiillere kazandırdıkları manaları daha kolay ve kısa yoldan öğrenme…

Arap Dilinde Ezdad Olgusu

        İki zıt anlama gelebilen veya sahip olduğu iki anlam birbiriyle çelişen sözcük manasındaki Ezdad, kapalılığın veya yanlış anlamanın bağlama dikkat edilerek giderildiği sözcük anlamına gelmektedir. İşte bu konu, hicri ikinci asrın sonlarından itibaren dil-bilimle ilgilenenlerin çalışma sahasına girmiştir. Bu makalede ezdadın tanımı, ortaya çıkma sebepleri, bu konuda dilbilimle uğ­raşanların görüşleri ve eserleri üzerinde durulup, Kur’an’da ezdaddan kabul edilen kelimeler ve ayetlerle konu açıklanmaya çalışılacaktır.

Çağdaş Arap Hikayeciliğinde Betimleme Örnekleri

        Bu çalışmada tasvir (betimleme) hakkında genel bilgi verdikten sonra Çağdaş Arap ediplerinin hikaye ve romanlarında kullandıkları tasvire ait bazı örnekler sunmaya çalıştık. Bunlardan büyüklük-küçüklük, uzunluk-kısalık, şişmanlık-zayıflık ve biçim ile nitelemenin yanında, karakter ve davranışa; renk, ses, hareket, his, ruhi durum, iç güdü ile korku ve gölgeye dair betimleme örneklerini verdik. Anahtar Kelimeler: Arap, Betimleme (Tasvir), Hikaye, Roman.

İbn Hazm’ a Göre Dilin Menşei ve İlk Dil Problemi

        Dil ve düşünce, insanı insan yapan onu diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerdir. Aslında düşünme ve konuşma aynı olayın farklı görünüş­leridir. Çünkü ifade edilemeyen bir düşüncenin bir anlamı yoktur. İnsanın kendisini, düşüncesini ve duygularını ifade etme vasıtalarının en önemlisi, en kolayı ve en kullanışlı olanı şüphesiz dildir. Burada dilden kastımız sese dayalı konuşma düzenidir. “Nitekim İbn Hazm (v. 456/1064) da sadece iradeye ve kasda dayanan sesleri incelemeye değer bulmuş ve dilin bu tür Bu makale. doktora tezimiz kapsamında hazırlanmıştır. Bu sebeple son derece önem…

Arap Dilbilimindeki ‘Terâdüf’ ve ‘Furûk’ Argümanlarının Mukayeseli Tahlili

        Bu makale, ‘terâdüf eleştirisi’ ve ‘furûku’l-luğaviyye’ye giriş’ şeklinde tasarlanan bir dizinin üçüncü basamağını oluşturmaktadır. Terâdüf ve furûkun olgusallığı için sunulan dilsel, tarihsel ve Kur’ânî argümanların yeterliliği ve tutarlığı kritize edilecektir. Bu bağlamda terâdüf ve furûk için sunulan argümanların hangileri daha otantik-tir; tutarlıdır ve yeterlidir? Bu argümanların kritiği, hangi dilsel alanı öncelememizi gerektirecektir; veya öncelemek gerçekten kaçınılmaz mıdır? gibi soruların cevapları, bu makalenin iskeletini teşekkül ettirmektedir.

Arapçada Dil Bilimlerinin Tarihsel ve Kavramsal Temelleri

        İslam tarihinde dini bilimlerin gelişimine paralel olarak dil bilimleri de gelişim sürecine girmiştir. Çünkü Arap dilinin bilimsel yönden incelenmesi İslami bilimlerin anlaşılmasında çok büyük bir önem taşımış, “nahiv”, “sarf’, “belagat”, “sözlük bilim”, “fikhu’l-luğa”, ‘”ilmu’l-luğa” gibi dile özgü bilimler, başta Kur’an ve hadis çalışmaları olmak üzere dini bilimlerin olmazsa olmaz ön koşulu olarak kabul görmüştür. İşte bu yüzden Arap diliyle ilgili bilimlere “alet i/imler” adı verilmiş ve yüzyıllarca Müslüman milletlerin eğitim kurumlarında dini bilimlerden önce dille ilgili bilimler okutulmuştur. İslam öncesi Arap toplumunda dil bilimleri…

Abdurrahman Nureddin el-Cami’de Diziler

         Bu makalede 15. yüzyılda yaşamış olan Abdurrahman Nureddin el-Cami’in Risale-i Musiki adlı eserindeki makamsal diziler incelenmiştir. Cami diziler konusunda Meragi’ye nispetle bir takım yeni arayışlara girmişse de, bu diziler ne kendi döneminde ne de günümüzde kullanılmıştır. Dizileri, Meragi’de olduğu gibi, makam, avaze ve şube baş­lıkları altında incelediğine bakılırsa, onun yenilik çabaları daha çok teorik düzeyde kalmış ve müzik anlayışında köklü bir değişiklik sağlamamış görünüyor.

Yabancı Dil Eğitimi – Ögretimi ve Arapça

        Çeşitli şekillerde tarif edilmiş olan dil, lisan veya konuşma; insanlar arasında anlaş­mayı sağlayan fıtrl, tabii bir vasıta ve kendine mahsus kanunları olan anlaşmalar sistemi ve içtimai bir müessesedir’. Farabi dili özetle; Herhangi bir halk arasında bir manaya delalet eden kelimeleri ezberlemek ve onlardan her birinin delalet ettiği şeyi, tek ve toplu kelimelerin ilim ve kanunlarını bilmektir, diye tarif eder. Yine dil, sade bir tarifte şöyle tanımlanır. Dil, insanların meraıniarını anlatmak için kullandıkları bir sesli işaretler sistemidir. El, kaş, göz işaretleriyle de bazı duygu ve…

Kahvenin İslam Dünyasına Girişi ve Arap Edebiyatında Ele Alınışı

        Kahve İslam dünyasına ilk defa XV. yy’ da girmiştir. Bu asırdan itibaren Yemen’ de ve daha çok da tarikat çevrelerinde kullanılmaya başlanmıştır. Güney Arabistan’dan Suriye, İran ve Anadolu ;ya Mısır aracılığıyla ulaşmıştır. Kahve, helail veya haram oluşu yönünden bütün İslam coğrafyasındaki fıkıhçılar arasında seviyeli tartışmaların da konusu olmuştur. Burada, kahvenin İslam dünyasına girdiği bu ilk dönemdeki fıkıh ve edebi serüveni ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kahve, Kahve Kültürü, Yemen, Mısır, Tarikat, Ratib, Kavf, Edebiyat, Fıkıh.

Eşanlamlılık ve Kur’an Bağlamı

        Eşanlamlılık dilbilimcilerin eskiden beri üzerinde önemle durdukları bir konu olarak süregelmiştir. Bu olgunun özellikle Arap dilbilimcileri tarafından daha yoğun bir biçimde tartışılması, kanaatimizce konunun Kur’an ve diğer temel İslami alanlarla bağlantılı olmasından kaynaklanmaktadır. Kur’an-ı Kerim’in bir kısım sözcüklerinin kısa ve öz ifadelerle okurlarına ulaştırılma çabası, yine Kur’an’ın anlaşılıp birtakım dini ve sosyal içerikli çıkarımlar elde edebilme gayretleri, konunun önemini bir kat daha artırmıştır. Bu çalışmada dilde eşanlamlılığa genel bir çerçeveden baktıktan sonra, konu Arap dili eksenine oturtularak Kur’anın anlaşılması bağlamında bir bakış açısı ortaya…

Arapçanın Gelişimindeki Dış ve İç Etkenler

        Dil, aynı toplulukta yaşayan veya aynı milletten olan insanlarda bulunan duygu, düşünce ve güdülerin, direkt ya da dolaylı olarak karşısındakine bildirmeye yarayan anlatım aracına verilen isimdir. Başka bir ifade ile dil; ses, sözcük ve dilbilgisi dizgelerinden oluşan karmaşık bir yapı, bir kurallar bütünüdür. Her türlü etkiye açık, durmadan değişen ve gelişen canlı bir varlık olarak kabul gören dilde, çeşitli nedenlere bağlı olarak birtakım değişmeler göze çarpmaktadır. Bu değişim sonucunda dil yeni sözcüklerle zenginleşirken, bazı sözcükler ölür veya yerini başka sözcüklere bırakır. Bu süreçte kimi…

Arap Dilinde “Me’ani’l-Huruf” İlmine Dair Literatür Çalışmaları

        Bu makalede ilk dönemden günümüze kadar Arapça’da harf ve edatların anlamları ve kullanımlarını inceleyen “Meani’l-Huruf’ ilminin doğuşu ve gelişimi döneminde or-taya konulan eserler ele alınmaktadır. Bu bağlamda önce kısaca harfler ve edatların genel nahiv kaynakları içerisindeki yerine değinilmiş, daha sonra sırasıyla sadece harfler konusunu ele alan kaynaklarla yalnızca tek bir harf veya edatı ele alan kaynaklar üze-rinde durulmuş, makalenin sonunda ise harfler ve edatlar konusunda son dönemlerde yapılan bazı çalışmalardan kısaca söz edilmiştir.

Mevlana‘nın Arapça Şiirlerinin Dil ve Edebi Sanatlar Açısından Bazı Özellikleri

        Mevlana 38 yaşında iken irticalen tasavvufi şiirler söylemeye baĢladı. Mevlana‘nın en önemli manzum eseri remel-i müseddes-i maksur yada mahzuf bahriyle yazılmış ve yaklaĢık 26000 beyitten oluĢan Mesnevisi‘dir. Mevlana bu uzun manzumesinde önemli irfani, dini ve ahlaki konuları dile getirmiştir. Bu manzumesinde ele aldığı konuları açıklamaya çalışırken Ayet ve Hadislere yer vermiĢ veya onlara işaretlerde bulunmuştur. Mevlana‘nın ikinci büyük manzum eseri Divan-ı Gazaliyat-ı şems-i Tebrizi adıyla bilinen Divan‘ı Kebir adlı eseridir. Mevlana, kendi adı veya mahlası yerine gazellerinin çoğunun sonunda ġems-i Tebrizi‘nin adını zikretmiştir. Bu…

Ni’me ve Bi’se Özelinde Basra ve Küfe Arap Dili Ekollerinin Övgü ve Yergi Sözcüklerine İlişkin Yorumları

         Arap dilinde kelime, isim, fiil ve harf olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. Çoğunlukla kelimelerin hangi türden olduğu ittifakla sabit olmasına rağmen, Basra ve Küfe dil ekolleri övgü ve yergi fiilleri olan ni’me ve bi’se sözcüklerin türüyle ilgili farklı yorumlar ortaya koymuşlar, buna bağlı olarak da bunların yer aldığı cümleleri değişik şekillerde i’rab etmişlerdir. Biz bu çalışmada Basra ve Kufe dil ekollerinin sözünü ettiğimiz yorumlarını, i’rab yapma biçimlerini ve birbirlerinin tezlerine karşı ileri sürdükleri delilleri detaylı olarak ele alıp inceledik.

Tunus Nahiv Ekolü ve Tunus’ta Arap Dili ve Edebiyatı Alanında Yapılan Yüksek Lisans Doktora Tezleri

        Tunus nahiv ekolünden kastımız, nahiv derslerinde gerek tarih boyunca işlenen metotta bir kırılmanın ve gerekse diğer Arap ülkelerinde kullanılan metottan farklı, yeni bir metodun uygulamaya konulmuş olmasıdır. Bunun en büyük nedeni ise bu ekole yön veren ilk şahısların Avrupa’da (özellikle de Fransa’ da) lisans/üstü eğitim gören bazı hocalardır. Diğer bir neden ise Tunusluların genel olarak Fransızca’yı iyi bilmeleri ve bu nedenle kolaylıkla batıda dilbilim alanında meydana gelen yeniliklere anında vakıf olabilmeleridir.

Sözlükbilim ve Arapça Sözlük Çalışmalarına Tarihsel Bir Yaklaşım

        Sözlükbilim, bir dilin ya da karşılaştırmalı olarak çeşitli dillerin söz varlığını sözlük biçiminde ortaya koymaya yönelen, bu amaçla yöntemler geliştirerek uygulama yollarını gösteren bir dilbilim alanıdır. Bir dildeki sözlüksel birimleri, başka bir deyişle, anlambirimlerin sözlükbirim niteliği taşıyanları ile, dilbilgisel olmayan ve sözlükbirimler gibi işlem gören çeşitli birleşimleri (bileşke birimler) dilbilim yöntemleriyle inceleyen, bu arada sözlük yapımının kuramsal sorunlarını ele alan bilimdir. Dünyada ilk sözlüğün ne zaman, nerede ve hangi dili temel alarak hazırlandığı konusunda kesin bir bilgimiz olmamakla birlikte leksikografi çalışmalarının, insanın tarihi kadar…

Türkçe Meallerde Hasr Üslübunun Yanlış Anlaşılmasından Kaynaklanan Yanlış Tercüme Sorunları

        Hasr, Türkçe’de “daraltma, özgüleme” olarak adlandırılır. Türkçe’de hasır anla-mı “ancak, sadece, başka, özge, yalnız vb. kelimelerle ifade edilebilir ‘Hasr’ Arap dilin-de bir çeşit anlatım biçimidir. Haliyle bu anlatım tarzı Kur’ anı Kerimde de farklı üsluplarda yer almıştır. Bu ifade tarzları dilciler tarafından çeşitli terimlerle ifade edilmiştir. Örneğin; Kasr, hasr, tahsis gibi kavramlar her ne kadar gramatikal olarak-farklı yapılar şeklinde karşımıza çıksa bile, yansıttığı anlam itibariyle ‘hasr’ kavramının içinde müta-la edebileceğimiz anlamlar taşımaktadır. Bu nedenle burada farklı adlandırmalarda bulunabilecağimiz bazı cümle yapıları karşımıza çıkacaktır. Haliyle…

Kelime Çeşidi Olan Harfin Tanımına ve Özelliklerine Eleştirel Bir Yaklaşım

        Bilindiği üzere Arap Dili Grameri’nde kelimeler üç kısma ayrılmaktadır. Bunlar isim, fiil ve harftir. Gramer kitaplarında bunlar için değişik tanımlar yapılmış ve değişik özelliklerden bahsedilmiştir; ancak tespit edebildiğimiz kadarıyla kelime çeşitlerinden biri olan harf için yapılmış tanımların çoğu ya eksik ya da müphemdir. Harfin özelliklerine gelince, gramer kitaplarında genelde lafzf yönüyle ilgili özellikler zikredilmiş; manevi’ özelliklerine ise fazla değinilmemiştir. Bu makaleyi yazmamızın sebebi, harf için yapılmış tanımları değerlendirmek, o tanımlara yöneltilmiş olan eleştirileri ortaya koymak ve harf için uygun olan tanımı belirlemeye çalışmaktır. Diğer…

Nahivde Hadisle İstişhad Meselesi

        İslam dininin ikinci ana ·kaynağı sayılan hadisler de Kur’an’ı Kerim gibi Arapçanın kelime yapısına, cümle yapısına, gramerine ve edebi sanatlarına tesir etmiş; yüzyıllar boyunca dilin yozlaşmasını önlemiş, zenginleşmesini sağlamışlardır. Bu hususta, dil bilginleri ittifak etmişlerdir. Fakat Arap dilinin sentaks kaidelerini tesbit eden ilk nahivciler; ölçü, şahit ve delil olarak ayetler ve cahiliyye dönemi şairlerinin şiirlerinden istifade edip onlarla istişhad ettikleri halde hadislerle çok az ihticac etmişlerdir? Bazı arap dilcileri, nahivde hadisleri şahid göstermenin doğruluğunu savunurken, diğerleri bunun aksini savunmuşlar. Bu çalışmamızda, her iki grubun…

Arap Dilbiliminde Kırılma Noktası: İbnu’s-Serrac ve Nahiv İlminde Usul Geleneği

        Arap dilbilim çalışmaları erken dönemde başlamış ve Sibeveyhi ile birlikte yapılan çalışmalar bir eserde derlenmiştir. Sibeveyhi’nin yaptığı bu çalışma uzun bir süre hem Basra ve hem de Kufe ekolleri için temel bir yapıt olmuştur. Ancak zamanla bu eserde, bazı kapalılıklai, eksikler ve yanlışların olduğu öne sürülmeye başlanmıştır. Özellikle İbnu ‘s-Serrac ile birlikte, bunlara ilaveten, metoda yönelik çabalar da öne çıkmıştır. İbnu’s-Serrac, Farabi’den almış olduğu mantık derslerinin etkisiyle, kendisin-den önce dağınık olan bu çalışmalar~ bir yön verme çabası içine girmiştir.

Klasik Arap Edebiyatında Edebi Tenkidin Ortaya Çıkışı

        Klasik Arap edebiyatında edebi tenkit önceleri basit, sade ve gerekçe belirtilmeden yapılıyordu. H. lll. asırdan itibaren edebi tenkit İbn Selim ile birlikte ilmi bir hüviyet kazanmıştır. Bu dönemde edebi tenkit bağımsız bir ilim haline gelmese de, bu ilim ile ilgili pek çok konu hızlı bir şekilde gelişme kaydetmiştir. Kudfune ise ”Nakduş­’şi’r” ve Nakdu’n-nesr” adlı eserlerinde nakd-tenkit ismini kullanmış, tenkitle ilgili pek çok meselelerden bahsetmiştir. H. JV. asırda muhdes ve kadim şairler tartışması gündeme gelmiştir. Bu tartışmalarda önem-li tenkit meseleleri ele alınmıştır. Hatta bu dönemde…

İlâhiyat Fakültesi Arapça Hazırlık Sınıfı Öğrencilerinin Yabancı Dil Yetkinlik Beklentisi ve Yabancı Dil Öğrenme Kaygısı -Hitit Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Örneği-

         Bu çalışmada, İlâhiyat Fakültelerinin hazırlık sınıflarında verilen Arapça eğitimi tartışılmıştır. Araştırmaya katılan hazırlık sınıfı öğrencilerinin “Yabancı Dil Yetkinlik Beklentisi” ve “Yabancı Dil Öğrenme Kaygısı” düzeyleri çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin öğrenim gördükleri program türü ve lise öğreniminde Arapça dersindeki akademik başarıları ile “Yabancı Dil Yetkinlik Beklentisi” arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Aynı şekilde lise öğrenimi sırasında Arapça dersindeki akademik başarıları, Arapçayı zor ya da kolay bir ders olarak değerlendirmeleri ve Arapça öğrenmek için günlük ayrılması gereken zaman ile “Yabancı…

Dilde Küçültme (Tasgir)

        Diller arasındaki ortak noktalardan biri de küçültme/tasglr olgusudur. Kelimenin yapısında meydana gelen bir değişiklikle yepyeni bir anlam ifade etme imkanı sağlayan tasglr, Arapça dışındaki Sami ve Hint-Avrupa dillerinin genelinde artık neredeyse rastlanmamaktadır. Küçültme, azaltma, yaklaştırma … gibi anlamlar ifade eden tasgirin, artık Arap dilinde de yerini vasıflandırmaya bırakma eğiliminde olduğu görülmektedir.

İlk Filolojik Çalışmalar Döneminde Kur’an-ı Kerim’in Arapça’ya Kazandırdıkları

        Dünya üzerindeki diller, çeşitli yönlerden sınıflandırılmış ve bu konuda çok sayıda teoriler ortaya atılmıştır. Dillerin sınıflandırılmasında en meşhur nazariyelerden biri Max Muller’in fikridir. Dilleri gruplara ayırırken Muller, cümle kuruluşlarındaki yakınlıklara, asılları arasındaki alakaya, akrabalık vb. hususları dikkate alarak bir fikir yürütür ve dünya dillerini şu üç grupta toplar : 1. Hint -Avrupa Dilleri, 2. Hami -Sami Dilleri, 3. Ural -Altay (Turan) Dilleri. Bu sınıflandırmaya göre Arapça, “Sami Diller”in “Güneyde konuşulanlar” dalının ilk sırasında bulunur ve Hz. Nuh’un çocuklarından Sam’ın oğullarının konuştuğu dillerin başında gelir.…

Yunus b. Habib ve Nahivdeki Yöntemi

        Bu makalede Yunus b. Habib’in hayatı ve nahiv ilmindeki yöntemi ele alınmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yunus’un yetişmesi, hocalan, öğrencileri ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Yunus’un, nahiv ilmin-de takip ettiği yöntem incelenmiştir. Yunus’un eserlerinden hiç birisi günümüze ulaşmamıştır. Onun dile . dair görüşleri en yoğun olarak öğrencisi Sibeveyh’in el-Kitab’ında mevcuttur. Yunus, dil çalışmalarında hem sema hem de kıyas yöntemini kullanmıştır, ancak hocası Ebu Amr b. el-Ala gibi sema yönüyle tanınmıştır. Aynca Yunus, Arap kelamını ceyyid, hasen, kabil vb. terimlerle…

Arap Dilinde Tağlib Sanatı ve Örnekleri

         Bu çalışmada; Arap Dilinde Tağlib Sanatı ve Örnekleri konusu ele alınmıştır. Arapça’da tağlib: Aralarında benzerlik bulunan iki isimden birini diğerine tercih etmektir. Misal: Valideyn: Anne ve baba. Bu örnekte ‘Valid’ kelimesi ‘Valide’ kelimesine galib olmuştur. Kamereyn: Ay ve Güneş. Bu örnekte de ‘Kamer’ kelimesi ‘Şems’ kelimesine tağlib edilerek Kamereyn olmuştur.Başta Kur’an ve Hadis olmak üzere pek çok kaynakta yer alan tağlib; Araplar tarafından telaffuz kolaylığı amacı ile kullanılmıştır. Çükü dilde kolay olan lafzı tercih etmek Arapların bir geleneğidir. Bir dil kuralı olarak literatüre geçen…

Arapçada İsm-i Fail ve İşlevleri

        İsm-i fail, Arapçada sıkça kullanılan, hem isim,· hem fiil görevi yapan, sıfat özelliğine sahip, ism-i meful gibi türemiş kelimelerdendir. İsm-i fail, sıfat fiil olma özelliği ile Türkçedeki etken ortaçlara benzemektedir. Kullanımındaki kolaylık ve akıcılığından dolayı ism-i· fail, ilk dönem şiir divanlarında, Kur’an ve hadislerde ile e-debi ve tarihi eserlerde sıkça kullanılmıştır. H.II. asırdan itibaren Basra ve Küfe dilcilerinin Arap gramerinin kuralla-rını tespit etmeye başlamalarıyla birlikte, teorik planda da ism-i fail ele alınmaya başlanmıştır. ileriki zamanlarda Bağ­dat, Mısır ve Endülüs dilcilerinin katkıları ile ism-i fail…

Ma’rife (Belirtili İsim) Kullanımının Semantik Boyutu

        Abdülkahir el-Cürcani’nin pratikleriyle başlayıp Ebu Ya’kub es-Sekkaki’nin(ö. 626/1229), kendisine kadar ulaşan materyali zamanın ilmi anlayışı içerisinde mükemmel bir teorik zemine oturtmasıyla devam eden klasik belagat literatüründe zengin bir materyal olu§mU§tur. Kur’an üslubuna hizmet maksadıyla çok erken tarihlerde başlayıp önemli bir ivme kazanan ve ciddi bir birikime sahip olan bu materyalin günümüz anlayı§ına taşınması önemli bir zarurettir. İşte sahip olunan bu materyalin bugüne taşınması ve eski ile yeni arasında bir köprü oluşturulması çerçevesinde bir gayret ortaya koymaya çalı§ıldı ve ma’rife üslubunun belagat açısından değerlendirilmesine karar…

İslam’da Sözlük Çalışmaları II

        İslami sözlüklerden bahsederken çalışmamızı aşağıdaki şekilde ele almayı uygun gördük: A -Arapça sözlükler, B -Türkçe sözlükler, C -Arapça Türkçe sözlükler, D -Farsça sözlükler. A. ARAPÇA SÖZLÜKLER 1-.el-Halil b. Ahmed el-Ferahidi (175/791) Kitabu’l-Ayn: Bu sözlük, Arapçada ilk sağlam ve güvenilir sözlük olarak kabul edilmektedir. Bazılarına göre el-Halil tara-fından değil, onun öğrencisi veya yakın dostu olan Leys b. Seyyar tarafından yazıldığı ileri sürülmektedir. Kelimeler, ağız­dan çıkış yerine göre sıralanmıştır.

İmam Şafii’de Arapça Vurgusu ve Lafız-Mana Dengesi

        İmam Şafii, elinin lisani ifadeler aracılığıyla bize aktarıldığını, bu ifadelerin de Arapça olduğunu belirtmektedir. Arapçanın kendine özgü üslup ve özelliklere sahip olduğunu, bu konuda sağlam bir alt yapı sahibi olmadan Kur’an ve Sünneti doğru anlamanın mümkün olmadığını ifade etmektedir. Arapların bu konuda daha fazla imkana sahip olduklarını, Arap olmayanların da bu meselede Arapları izlemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Şafii’nin Arapçaya yaptığı bu vurgu kavmiyetçilikle ilişkilendirilemez. Öte taraftan Şafii’nin içtihadlarında izlediği usul incelendiğinde onun hem lafza hem de gaye ve maksada dayalı bir yorum sistemini izlediği anlaşılmaktadır.…

Arapçada Şibh Cümle ve Fonksiyonları

        Arapçada ifadede kolaylık sağlanması ve amacın da-ha kısa olarak ifade edilmesi için kullanılan üsluplardan biri de şibh cümledir. Şibh cümle, harf-i cer ve zarflarla yapılır. Genellikle harfi cer ve zarfın bağlı olduğu fiil veya fiilimsiler öğenin durumuna göre düşürülür {hazf). Şibh cümlenin kolaylık ve kısa olma özelliği daha ziyade şibh cümlenin fiilinin hazfedilmesi durumunda ortaya çıkar. Fiili açıktan geldiğin­de ise, ana fiile yan cümle olarak katkı sağlar.

Arap Nahvinin Doğuşu

        Diller, ancak gramere uygun olarak konuşulduklarında doğru olur ve kulağa hoş gelirler. Bu sebeple bütün diller, tarihi süreç içerisinde gramerlerini oluşturmuşlardır. Dolayısıyla nesilden nesile aktarılabilmeleri de bu sayede olmuştur. Aynı şey Arap dili için de geçerlidir. Arap dilcileri, grameri genel olarak ikiye ayırmışlardır: Birincisi, fiil, kök ve çekimlerini, isim ve sıfatları ile bunların müennes ve cemilerinin yapılışlarını ihtiva eden ve böylece yalnız kelimelerin şekille­ri ile meşgul olan şekil bilgisi ilmi yani sarf veya tasriftir. İkincisi, kelimenin. dar manası ile sentaksı anlamına gelen nahiv ilmidir

VII-XI. Asır İslam Dünyasında Dil Olgusuna Yaklaşımlar ve Batılı Dilbilimcilerle Mukayesesi

        Dil, insanı hayvandan ayıran, insan yapan olguların başında gelir. Bazı islam bilginleri insanı “konuşan hayvan/canlı  olarak tanımlamışlardır. Dil olgusu günümüzde modern dilbilim alanına girip, bilimsel bir çerçevede ele alınmadan önce de, ilk çağlardan bu yana araştırılmış ve değişik şekilde tanımlanmaya çalışılmıştır. Arap dilbilim çaJışmalarının başladığı hicri II-VII. miladi VII-XII. yüzyıldan itibaren Başta dilciler olmak üzere farklı ilim disiplinlerine mensup Müslüman ilim adamları dil olgusuyla, bilimsel anlamda ilgilenmişler ve bu olguyu tanımlamaya, açıklamaya çalışmışlardır. Zaten bu dönem Arap dilbilim çalışmalarının yüksek bir seviyeye ulaştığı bir…

Arap Dilinde Bagımsız Yargı Bildiren Cümleleri İsimleştiren Edat ve Terkipler

        Arap dilinde kendi içinde bağımsız bir yargı bildiren yapılar, isim ve fiil cümleleridir. Bağımsız yargı bildiren bu yapılar, çoğu kere, isimleştirirmek suretiyle daha karmaşık yargıların ifadesinde tek bir öğeye karşılık kullanılırlar. Cümleleri yargı bildirmekten çıkarıp kavramlaştıran edat, terkip ve siygalar şunlardır: Masdar edatları, şart edatları ve ism-i mevsuller, zarflaştıran yapılar (zarf edatları), nitelik bildiren müştak isim kalıpları (ism-i fail, ism-i mef’uI, sıfat-ı müşebbehe ve ism-i tafdil siygaları), masdarlar, haber ve hal öğe­leri, sıfat ve isim tamlamaları ve atıf terkibi.

İngilizcede Zamanlar ve Arapça Karşılıkları

        İnsan zamana bağlı bir varlıktır. Canlılar aleminde belki de zaman kavra-mına sahip tek varlık insandır. insanın en ayırt edici özelliklerinden biri olan dil de onun zamana bağımlılığına paralel olarak teşekkül etmiştir. Bu nedenle bir dilin mantalitesini anlamanın en önemli yollarından birisi, onun zamanlarla ilgili kurallarını tespit etmektir. Günümüzde yaşayan diller arasında yer alan ve dünya dili olma noktasında hayli mesafe almış bulunan İngilizce’nin, gramatİk yapısının merkezinde “zaman” kavramı önemli bir yer tutar.

Arap Edebiyatında İlk Modern Kısa Öykü: Muhammed Teymür’un Fi’l-Kitar’ı

        Arap edebiyatında ilk modern kısa öykü Muhammed Teymur’un fi’l-Kitar (“Trende”, 1917)’ıdır. Muhammed Teymur 13 Temmuz 1892 tarihinde devrin Türk asıllı aristokrat ailelerinden Teymur ailesinin bir üyesi olarak Kahire’de dünyaya geldi. İlk ve orta .öğrenimini orada tamamladı. Tıp eğiti­mi almak üzere ailesi tarafından Berlin’e gönderildi. Üç ay gibi kısa bir süre sonunda tıp eğitiminden vazgeçerek hukuk tahsili yapmak üzere Paris’e gitti. Orada kaldığı üç yıllık süre içerisinde üniversite eğitiminden daha çok edebi-yat ve tiyatro ile ilgilendi

Kur’an-ı Kerim’de Arapça Oldukları Tartışmalı Kelimeler

        Arapların, tabiatları gereği çeşitli lehçeleri vardır. Bunlar, ton, ses ve harf bakımından birbirlerine göre farklılıklar içerirler. Çoğunlukla, bir kabiledeki lehçeyi bir başka kabilede bulamayız. Bu farklılıkların tezahürünü, bölgeler arasındaki iletişimin;, kolay ve hızlı olmasına rağmen, açık ve hissedilir şekilde, Arap toprakları boyunca hatta tek bir bölgede bile görürüz. Arapça ‘nın tarihine göz gezdirdiğimizde şunu fark ederiz: Kureyş, Arap kabileleri arasında ,özel bir konuma ve mümtaz bir mevkie sahipti. Bu konum. sahip oldukları · mevki, Kabe’ye·komşu olma ile hacıların su ihtiyacını karşılama ve Mescid-i Haram’ı…

Türklerin Arapçanın Ünsüzlerinde Karşılaştıkları Sorunlar ve Çözüm Önerileri

        Bu çalışma, Türklerin Arapçanın ünsüzlerinde karşılaştıkları sorunları ele almakta-dır. Bu sorunların nedenlerini belirlemek için, öncelikle iki dilin ünsüzlerinin karşılaş­tırması yapılmıştır. Arapçanın ünsüzlerinde Türklerin karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri üç başlık altında incelenmiştir. Söz konusu sorunlarda, .Türkçede bulunmayan Arapçanın ünsüzlerinin etkisinin yanı sıra, önceden Arapçaya geçen· kelimelerin dilimiz-deki yerleşik telaffuzlarının da ana dilden amaç dile yapılan olumsuz aktarım nedeniyle etkili olduğu düşünülmektedir.

Arap Dilinde Sözlük Çalışmaları

        Arapça’da aceme kelimesi belirsizliği ve gizliliği ifade eder. el-Cevhe-ri, es-Sıhah adlı eserinde “Arap dahi olsa sözleri açık olmayan ve konuşması anlaşılmayan kişiye A’cemu” demektedir. Yine ibn Cinni, Sirru Sina’atu’l-İrab adlı eserinde anlaşmazlığı ifade eder demektedir. Mu’cem yani sözlük kelimesi bir dilin kelimelerini belirli bir düzen içinde şerhedip anlamlarını veren kitaba verilen isimdir. Bir eserin sözlük sayılabilmesi için dilin bütün kelimelerini ihtiva etmesi ve bu kelimeleri açık bir şekilde izah etmesi gerekir. Dolayısıyla bir dilin bütün kelimelerini ihtiva eden fakat bu kelimelerin anlamlarını açık bir…

Arap Dili ve Belâgatı Açısından Mesnevî Üzerine Bir İnceleme

         Bilindiği gibi Mevlana Mesnevî’sini Farsça yazmıĢtır. Fakat kimi beyitlerinde dilbilgisi ve dilbilim bağlamında Arapça bazı kelime ve terimlerin tahlili de yapılmış;. bunun yanında belâgat ilminin “bedî’”, “beyan” ve “me’anî” dallarıyla ilgili dikkat çekici sanatsal örneklere sıkça yer verilmiştir. Bu durum Mevlana’nın Fars dilinin yanında Arap Dili ve Belâgatı sahasında da geniş bir birikime sahip olduğunu göstermektedir. Bu bildirimiz “Arap Dili ve Edebiyatı Açısından Mesnevî” başlığıyla yapmayı düşündüğümüz bir kitap çalışmasının çok sınırlı bir ön hazırlığı niteliğindedir.

Arap Dilinde Terim Sorunu

        Yeni kelimeler ve terimler türetme bu makalenin temel konusunu teşkil etmektedir. Bilimsel çalışmaların anahtarı konumunda olan terimler bilgi transferinde önemli bir etkendir. Terimler modern dil sorunlarından biridir. Araştırma bu yönde yapılan çalışmalara ışık tutmaktadır. Araştırmada Arapçadaki kelime türetme yollarından hareketle terim sorunu değinilmektedir. Her gün artarak devam eden terim akışına iştikâk, ta‘rîb, naht gibi yöntemlerle karşılık bulma çabaları devam etmektedir. Sonuçta Arapça zengin türetme gücüne sahip bir dil olarak terim sorununu aşmada önemli bir yol almıştır

Telbiyelerin Arap Edebiyatındaki Yeri

        Hac maksadıyla Mekke’ye giden insanların, birlikte yüksek sesle söyledikleri dua, niyaz ve münacatlarına telbiye adı verilir. İslam’ın bazı değişikliklerle birlikte kabul ve emrettiği bu pratik, İslam’ dan önce ele mevcuttur. Hacı adayları, hareme veya mukaddes topraklara girdiklerinde, mikat denilen yerlerde toplandıklarında bu sesli söylemlerine başlarlar. Onlar, mukaddes beldeye girdikleri zaman, telbiye söyleyerek gelişlerindeki asıl maksatlarını ilan etmiş olurlar.

Arap Dilinin Doğuşundan Günümüze Tarihi Seyri

        Her şeyde olduğu gibi dillerin de doğuşu, gelişme çağı, rüşt çağı ve ölümü vardır. Dünyanın var oluşundan bu yana binlerce dil konuşulmuştur. Bunlardan bazıları günümüze kadar varlığını sürdürürken bazılan ise tarih sayfalarında yalnızca ölü diller olarak bilinmiş ve hakkında herhangi bir malumat edinilememiştir. Bilindiği gibi İslam dininin kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim Arapça olarak indirilmiş ve Allah tarafından kıyamete kadar her türlü tahrifattan korunacağı vaadi verilmiştir. Bu özelliğiyle Arapça’yı gelmiş geçmiş diller arsında en şanslı dil olarak kabul edebiliriz. Gayemiz Arap dilinin doğuşundan günümüze…

Nahvin Kolaylaştırılması

        Çocuğun zihnini nahivle fazla meşgul etme. Ona, konuşurken yanlış yapmaktan koruyacak ya da yazılı bir metin veya şiiri doğru okuyacak kadarını öğret. Bundan daha fazlası çocuğu, atasözü, şiir şevâhidi, sahîh hadis ve güzel deyimleri rivâyet etmek gibi bir güzellikten alıkoyar. Nahivde aşırıya kaçan ve ölçüyü kaçıran kimseler, ülke ve milletin önemli işlerini ve maslahatlarını öğrenmeye gerek duymayan kimselerdir. Bunlar, bu yolla geçim sağlayan ve başka bir zevkleri olmayan kişilerdir. Derin nahiv bilgisi muâmelatta bir fayda sağlamaz. Hiçbir şey insanı bu derecede nahiv öğrenmeye zorlayamaz.

İslamda Sözlük Çalışmaları

        Tarih boyunca sözlüksüz bir topluma rastlamak, hemen hemen mümkün değildir. Her dil, zamanla o kadar değişir ve gelişir ki, aynı soya mensup kişilerin torunları veya aynı soyun kolları, atalarının kullandığı bir çok kelimeyi anlayamaz hale gelir. Onları anlamak i!çin sözlüklere başvurulur. Çoğu zaman bir soyun kolları arasında kelime veya şive farkları bulunur .Hele başka bir dilde araştırma gerekiyorsa sözlüğe olan ihtiyaç kat kat artar. Günümüzde bir İngilizin, Şekspir’i, bir Arabın, cahiliyye devri şiirini veya Kur’an-ı Kerim’i anlayabilmesi için mutlaka bir sözlüğe başvurması gerekir. Aynı…

Kur’an’da Gramer Hataları İddiası ve Bir Reddiye

          Bu makale bir önsöz ve iki çeviriden oluşmaktadır. Çeviriler iki bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde M. Rafiku’l-Hakk ve P. Newton tarafindan kaleme alınan ve orijinal adı “The Qur’an: Grammalical Errors” olan çalışmanın çevirisine yer verilmiştir. Yazarlar, Kur’an’da gramer hatalarının varlığını iddia etmekte ve iddialarını ayetlerden örnekler vererek açıklamaya çalışmaktadırlar. Makalenin sonunda, bu yanIışların birer yazım hatası olduğunu zikreden yazarlar, elimizde mevcut bulunan Kur’an metninin “Peygambere indirildiği şekliyle bozulmadan günümüze ulaşan vahyedilmiş yegane metin” olmadığını; dolayısıyla ilahi menşeli edebi bir mucize olamayacağını iddia etmektedirler.…

Hazırlık Sınıflarındaki Devamsızlıkların Sebebleri ve Arapça Öğretiminin Verimliliği Üzerine Bir Araştırma

          İlahiyat fakültelerindeki hazırlık sınıflarında ağırlıklı olarak Arapça öğretimi yapılmaktadır.! İslami bilimleri anlama ve araştırmada, Arapça bilmenin önemli bir araç olduğu düşüncesi, hazırlık sınıflarında verilmekte olan Arapça öğretimine daha da önem verilmesine sebeb olmuştur. ilahiyat fakültesinde okuyan öğrenciler için son derece önemli görülen Arapça dersinde uygulanan proğramlar kadar, öğrencilerin derslere devam etmeleri de önemli bir husustur. Arapça öğretiminden istenilen verimin alınabilmesi, büyük ölçüde öğrencilerin, derslere devamı aksatmamasıyle de yakından ilgilidir. Çünkü proğram, içerik,müfredat ne kadar mükemmel olursa olsun, proğramın hedef kitlesi durumunda olan öğrenciler,…

Arapça ve Türkçe’de Sözdizimi-Cümle

         Her dilin kendine mahsus bir iç yapısı vardır. Kendi ana dilinden başka ikinci bir dil öğrenme veya ediniminde karşılaştığımız güçlüklerin temelinde, anadilimizin iç yapısıyla hedef dilin iç yapısı arasındaki farklılıklar bulunmaktadır. Edinilmesi amaçlanan bir dile ait cümleleri zihnimizde çevirirken veya kendi dilimizdeki cümleleri bu dile aktarırken, çoğu kez kendi dilimizle düşündüğümüz için, kendi dilimizin cümle yapısı ve sözdiziminden uzaklaşamayız.1 Bu konuda Amerikalı ruhbilimci C. E. Osgood “İkinci dil okulda öğrenildiğinde, öğrenilen dil hep anadiline gönderme yapılarak kullanılır; konuşucu hep anadiline çevirme gereksinimi duyar. Kendi…

Arap Dilinde İ’rabın Yeri Anlatım ve Anlamadaki Rolü

         Konuşmacı mesajını muhataba iletirken, sadece, kelimeleri bir araya getirerek oluşturduğu cümleleri kullanmaz, bununla birlikte, anlamın anlaşılır olması için karlneler gibi başka yardımcı unsurları da kullanır. Örneğin ses tonu, jest ve mimikler, mesajın iletilmesinde kullanılan yardımcı unsurlardan bazılarıdır. Arap Dili’nde, anlamın anlaşılmasında yardımcı bir unsur olarak kullanılan karlnelerden biri de i’rabdır. İ’rab, cümle içinde bulunduğu yeri ve diğer öğelerle olan ilişkisini göstermek amacıyla -genellikle-kelimenin son harfi üzerinde meydana gelen/ gerçekleştirilen bir ses değişikliğidir. Diğer bir ifadeyle o, bir kelime veya cümleciğin temel cümle içindeki sözdizimsel…

Sulasi Mucerred Fiillerin Mezid Olmakla Kazandıkları Yeni Anlamlar

        Arap dilinde en çok kullanılan fiiller sülasi mücerred fiillerdir..Duygular,düşünceler ve eylemler öncelikle bu üç harfli yalın fiillerle ifade edilmiştir.Fakat kelimeler ve üsluplar sınırlı,manalar ise sınırsız olduğundan adı geçen fiil kipleri zamanla ortaya çıkan yeni manaları karşılamada yetersiz kalmıştır.Bundan dolayı bu yeni manaları ifade etmek için sınırlı olan söz konusu kipleri değiştirme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Her dünya dilinde kendine özgü kurallarla yapılan bu değişiklik için ilerde görüleceği gibi Arap dilinde daha çok “iştikak” yöntemi benimsenmiştir.Bu yöntemin bir sonucu olarak çoğunlukla fiilden ,bazen de isim ve…

Arap Dilinde İlk Siga Meselesi

         Arap dilinde kelimelere ait ilk siga (es-sigatu’l-akdem) yani tarhi seyirdeki ilk kök’ün mahiyeti ve gelişmesi araştırıcıların konusu olmuştur. Sami dilleri ve Arapçanın mukayeseli çalışmaları değişik eserlerde parçalar halinde bulunmasına rağmen; bu asırda yapılan araştırmalar konuyu hızlandırmış ve Sami-Hami dillerini içine alan bir genişleme göstermiştir. . Mukayeseli dil çalışmaları, bir dili sadece kendi içerisinde ele almanın, o dilin meselelerini çözmekte yetersiz kaldığını ortaya koymuş ve bazı mütaaları ta’dll etmiştir. Bir takım araştırıcılar, kelimelerin başlangıçta kısa olduğunu, zamanla gelişerek uzadığını kabul ederler. Bunlar, “tabiat seslerinin dilin…

Arap Dilinde Sülasi Mücerret Siygalar ve Yapısal Çokanlamlılık Yönü

        Arap dilinde isim ve fıiller için oluşturulan vezinler, birden fazla yapısal anlama sahip olduklarından dolayı, bir tür yapısal çok anlamlılığa neden olmaktadır. Vezinlerin yapısal çok anlamlığı, onların birden fazla kategoriye ait olabilmesinden ve birden fazla gramatik fonksiyonda kullanılabilme kabiliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışma, söz konusu edilen bu tür yapısal çok anlamlığı, Arap dilindeki sülasi mücerret kelime yapıları çerçevesinde ele almakta, diğer bir ifadeyle sülasi mücerret kelime yapılarının yapısal çok anlamlılığını ortaya koymaktadır. Bu bakış açısıyla makalede anlam, çok anlamlılık, yapısal çok anlamlılık, sülasi mücerret kelime…

Basra ve Kufe Ekollerinin Kullandıkları Farklı Nahiv Terimleri

        Arap nahiv tarihinde Basra ve Küfe ekolleri, önemli bir konuma sahiptirler Bu önemlerini Arap gramerinin kurallarının ve nahiv terimlerinin tespitinde oynadıkları rolden almaktadırlar. Farklı görüşlerle ortaya çıkan bu iki ekol bazı nahiv meselelerinde ihtilaf etmişler ve bazı konularda deği­şik nahiv terimleri kullanmışlardır. Bu çalışmada bu iki ekolün ortaya çıkış­ları ve özellikleri kısaca anlatılmış daha sonra aralarındaki ihtilaflı meselelere değinilerek nahiv terimlerini belirlemede yaptıkları hizmetler ortaya konulmuştur. Aynı terime verdikleri farklı isimler söz konusu edilmiş ve kullanımları örneklerle açıklanmıştır.

el-Kavâ‘idu’l-Arabiyyetu’l-Muyessere Adlı Eserde Anlatılan Gramer Kurallarının Değerlendirilmesi

           Bu çalışmada el-Kavâ‘idu’l-‘Arabiyyetu’l-muyessere adlı eserde anlatılan gramer kuralları incelenmektedir. Giriş kısmından sonra kitap hakkında genel bilgi, kitabın kaynakları, içeriği, konuların sıralaması ile ilgili bilgi verilmektedir. Bundan sonra bu makalenin en önemli kısmı olan gramer kuralları tahlil edilmektedir. Burada yanlış veya yanlış anlaşılmaya neden olan ilgili kural olduğu gibi alınmakta ve detaylı bir şekilde üzerinde durulmaktadır. Son kısımda ise anlatılan eksik veya yanlışlıkların nedenleri, kategorileri ve doğuracakları muhtemel sonuçları anlatılmaktadır.

Arap Gramerinde İki “Avamil” Risalesi ve Bunların Mukayesesi

         Kur’an-ı Kerim’in nüzulünden önce Araplar, kendi dillerini sellka halinde konuşurlar, onu tabii olarak güzel ve yanlışsız bir şekilde (fasih) kullanırlardı. Araplar arasında gramere dair yazılı bir eser mevcut olmadığı gibi gramer konuları da bahis konusu edilmezdi. Müslüman Araplar, Hulefai Raşidin döneminde İslamı yaymak için Irak, İran, Horasan, Suriye, Mısır ve Mağrib (Kuzey Afrika) ülkelerini fethedince Arapça da Himalayalar’ dan Pirene dağlarına kadar uzanan bölgelerde süratle yayılmaya başladı. Fethedilen ülkelerin insanları -müslüman olmayıp, eski dinlerinde kalanlar dahi- farklı sebeplerle Arapçayı öğrenmeye koyuldular. Yarım asır geçmeden…

Abdurrahman eş-Şarkavi’nin el-Fellah Adlı Romanı

        Ta başından beri düşüncelerimi sınırlayan fakir bir köyde çiftçiler arasında büyüdüm. Çünkü onlar İngilizlere, sosyal ve siyasal baskıya karşı gelmekle birlikte, sürekli olarak siyasal ve sosyal özgürlük istiyorlardı. Daha küçük yaşlardayken özgürlük, adalet, bağımsızlık ve kahrolsun zulüm sloganlarını duydum. Köyde cereyan eden gösteri yürüyüşlerinde adamların arkasına takılıp bu sloganları attık. O çocukluk zamanlarından bu yana içimde zulme nefret, adalete sevgi ve özgürlük yolunda mücadele hisleri depreşti. Böylece çiftçilerin şarkıları ve halk türküleri vicdanımın oluşmasına katkı sağladı .

Sibeveyhi’de “Tanık Gösterme” Metodu

        Bu çalışma Sibeveyhi’nin el-Kitab adlı gramer eserini kaleme alırken konuları daha iyi anlatabilmek için başvurduğu çeşitli yöntemlerden biri olan “tanık gösterme metodu”nu ele almaktadır. Sibeveyhi bu metodu kullanarak hem anlatımıma renklilik katmak, hem de görüşlerini ispat etmek çabasındadır. Kur’an, hadis, şiir ve atasözlerinden seçtiği cümleleri örnek olarak sunmaktadır. Bu metod onun eserine bilimsel bir nitelik kazandırmakta ve eseri güvenilir bir kaynak haline getirmektedir.

Arapça

         Bu makale, Arapçanın Türk insanı için önemini konu almaktadır. Yaklaşık bir asır öncesinin değer yargılarını, bakış açısını ve kültürünü yansıtmaktadır. Atalarımızın kültürel mirasını anlayabilmenin Arapçaya dayandığı görüşünü savunmaktadır. Ayrıca, Arapçayı Türkçenin dilsel zenginleşmesi için kaynak bir dil olarak tanımlamaktadır.

Arap Dilinde Naht

        Arap dilinde, dili  geliştirme, söz varlığını çoğaltma ve yeni kelime üretme yollarından biri de nahttır. Naht, iki kelime ya da bir cümlenin bazı harflerini alıp, ·aynı (yani söz konusu iki kelime veya cümlenin delalet ettiği) anlamı ifade edecek yepyeni bir kelime üretmektir. Özellikle . günümüzde bilim ve sanatlarda ortaya çıkan yeni .anlamların, kısa Arapça lafızlarla anlatılmasında ortaya çıkan aşırı ihtiyacın karşılanmasında bu yola başvurulabilir

Arap Dilinde Terkib

        Diğer dillerde olduğu gibi, Arapçada da, birden fazla kelimenin birleşerek tek kelime haline gelişi, bazan da cümle oluşturarak kullanılışı yaygın bir türetme yoludur. Bunlar ya bir kelime şeklinde muamele görürler, ya da kelimelerin oluşturduğu deyimleşmiş kalıplar tarzını alırlar. Mürekkeb oluş· kelime çapında ele alınırsa, “asli harflerinden her hangi birini düşürmeden birden fazla kelimeyi birbirine birleştirmektir. ibare çapında ele alınırsa, yanyana gelen kelime topluluğu bir kalıp oluşturur ve kullanıldığı cümlede bu kalıp şekil değiştirmez.Ayrıca ibare! erin bazan da müstakil bir cümle olduğu nazardan uzak tutulmamalıdır.…

Sîbeveyhi’nin el-Kitâb’ı Çerçevesinde Arap Dilbiliminin Başlangıç Safhası

        Bir dilin bilimsel incelemeye konu edilmesi, o dilin çeşitli yapısal özelliklerinin kurallar halinde belirlenmesi yani sürekli değişim halinde olan dil gibi bir olgunun muayyen bir zaman ve mekân dâhilinde sınırlarının çizilmesi anlamına gelmektedir. Tarihte bu tür çabaların başlaması çoğunlukla kutsal metinlerin veya yüksek edebî ürünlerin korunması yani doğru bir şekilde gelecek nesillere intikalinin sağlanması amacı ile gerçekleşmiştir. Arap diline dair çalışmalar da Kur’ân-ı Kerîm’in hatalı okuyuşlardan korunmasını sağla-mak amacı ile başlamıştır. Fetihler ile Yarımada’dan çıkarak farklı kavimlerle karışan Arapların dillerinde bozulmalar meydana gelmiş, bu…

Arap Gramerinde İlk Yenilikçilik Hareketleri ve Etkileri

        Kur’an dilinin ve hadislerin Arapça olması; temel dinî eserlerin de aynı dille yazılması ve benzeri başka sebepleri de göz önünde bulundurduğumuzda Arap olmayanların Arapça öğrenmesi kaçınılmaz olmuş, hatta zaman zaman kutsal bir görev olarak da kabul edilmiştir. Ancak Arapçayı Arap olmayanlara ve ye-ni Arap gençliğine öğretmek, daha ilk dönmeden itibaren özellikle de gramer kurallarını öğretmek amacıyla yazılan kitaplar, öğretimde yeterli derecede başarı gösterememiş ve böylece yüzyıllarca problem olmaya devam etmiştir. Dolayısıyla Arapçayı kolay bir şekilde öğretme arayışları, Arapçanın kurallarının tedvinini takip eden ilk eser…

Zunburiyye Tartışması ve Arka Planı

        Abbasilerin ilk dönemlerinde Arap dili ve grameri ile ilgili çalışmaların ağırlık kazandığı bilinmektedir. Zira bu dönemde yapılan fetihler sonucunda ülkenin sınırları genişlemiş ve anadili Arapça olmayan çoğu yabancı halk Arap toplumuna girmiştir. Bu halkların Arapça’yı ikinci dil olarak öğrenmeleri ve öğrendikleri bu dili yanlış kullanım­ları sonucunda lahn adı verilen birtakım dil hataları ortaya çıkmıştır. Bu durum Arap dilini bozulma endişesi ile yüz yüze getirmiştir. Bunun yanısıra Kur’an’ın doğru okunup, anlaşılma ihtiyacı da Arap dilinin kurallarının tesbit edilmesi gerekliliğini gündeme getiren diğer bir etkendir.

Kıraatçılar ve Nahivciler’e Göre Sakin Nûnun ve Tenvînin Hükümleri

        Kıraat ve Nahiv âlimleri sâkin nûnun ve tenvîni; İzhâr, İhfâ, İklâb ve İdğâm olmak üzere dört ana kısma ayırmışlardır. Tenvîn’in manası nûnlamak demektir. Bilhassa isimlerin sonuna yazı olarak değil, lafzan sıla halinde bitişen sakin nûndur. Sâkin nûn ise harekesi olmayan nûn demektir. Tenvîn telaffuz bakımında sâkin nûn demek olduğu için, sâkin nûna ait olan hükümler ona da şâmildir. Tenvînin sâkin nûndan farkı; yazıda harf olarak bulunmaması, aynı zamanda vafk halinde de telaffuzda düşmüş olur. Kıraat ve Nahiv âlimlerine göre sâkin nûn ve tenvîninin hükümlerini…

Arap Dilinde Teradüf

        Dilbilimciler teradüfü; “farklı lafızları değişik dillere dönüştürmeksizin ve söylenen lafız­lar arasında fonetik bir yakınlık olmaksızın, tek bir mana için kullanılan kelimelerdir” şeklinde tarif etmişlerdir. Ancak bazıları bu yaklaşımın aksini söylemişler, dolayısıyla bu çeşitliliği de dilsel doyumun kaybı, kasdedilen anlamı belirleyememe, lafızları sınırlandırmama veya gereksiz bir ziyadelik saymışlardır. Bazı dilbilimciler ise Arap dilindeki bu olguyu zenginliğin delili, kullanabilirlilik yeteneği ve dilin üstün bir meziyeti kabul etmişlerdir.

Yusuf İdris’in el-Haram Adlı Romanı

        Mısır’da kırsal kesimde yoksulluk sebebiyle yaşanan trajik olayları ve çiftçilerle gündelikçi işçiler arasındaki ilişkileri konu edinen Yusuf İdris’in, el-Haram (“Haram”) adlı romanı 1958 yılında yayımlandı. Yusuf İdrls; 19 Mayıs 1927 tarihinde Mısır’ın doğu vilayetlerinden Fakfıs’a bağlı Bayrum köyünde doğdu. Babasının müfettiş olması sebebiyle öğrenim yıllarında ailesinden ayrı olarak yaşamak zorunda kaldı. Bu durum Yusuf İdris’in küçük yaşlarda kendine güvenmesine ve olgun bir kişiliğe sahip olmasına sebep oldu. Aynı zamanda, edebiyata ve sanata olan kabiliyeti de bu dönemlerde gelişti.

Arap Dilinde İtba’

          İba’ Arap dilinde te’kid (pekiştirme) amacıyla kullanılan bir yapıdır. Makalede itba’nın tanımı, fonksiyonu, çeşitleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca Türkçedeki itba’ya benzeyen kullanımlara da kısaca değinilmiştir.

Muhtasar Nahiv Kitaplarına Bir Bakış

        Hiç şüphesiz bu eserler, Arap gramerini çok kısa bir şekilde özetleyen kitap veya kitapçıklardır. Arap filolojisisinde bu muhtasarlar ve-ya mukaddimelerin önemli bir yeri vardır. Arapça ögretiminde bu ki-taplardan çok istifade edilmiştir. Mahiyeti itibariyle Arap gramerine bir giriş, bir Önsöz olarak telakki edebileceğimiz bu gibi eserler, ilk planda mübtediye öğretilmesi gerekli mevzulan veciz bir ·şekilde sun-· maktadır. Hangi kitabın muhtasar, hangisinin mufassal olduğu hususunu tesbit, her ne kadar subjektif bir seçiş ise de, biz burada, azami 40-50 sayfa civarında olan kitapçıkları esas aldık. Zira hacmi…

Arap Dilinde Lahn’ın Ortaya Çıkışı ve İlk Görüntüleri

        Bu makalede, teknik anlamda islami fetih hareketleri sonucu Araplarla Arap olmayan ulusların fethedilen bölgelerde birlikte yaşamaları sonucu, Arapçanın bu ulusların dilleriyle etkileşimi sonucu Arapçada meydana gelen dil bozukluklarını ifade etmek için kullanılan lahn olgusuna ışık tutmaya çalıştık. Lahn kelimesinin lugat ve ıstılah anlamlarını, ilk ne zaman ortaya çıktığını, tarihi sürecini, Arapçanın diğer dillerden ne boyutta etkilendiğini ve bu dilleri ne ölçüde etkilediğini, Kur’an’ın bu etkileşim karşısında oynadığı rolü, Arap dilinde baş gösteren dil hatalarının çeşitlerini, Basra ve Kufe dil ekollerine mensup dilcilerin lahn tehlikesi…

Arap Dilinde Muratabı İkna Etme Açlsından Haberi Cümlede Tekid Edatlarının Rolü

        İnsanlar, bilgiye muhatap olma açısından üç durumda bulunur; Muhatabın zihninde önceden bir bilginin olmaması ve bilgiyi duyduğunda da tereddüt etmemesi; muhatabın bir bilgi hakkında tereddüt etmesi; muhatabın bir bilgiyi asla kabul etmeyip onu reddetmesi. Bu durumlarda bulunan kimselere söylenecek ifade biçimleri; hüküm cümlelerinde tekid edatlarının kullanılıp-kullanılmaması açısından ele alınmaktadır. Tekid edatlarının kullanım derecesine göre muhatabın ikna durumu ortaya çıkmaktadır.

el-Cahız ve İ’lmu’l-Lugadaki Yeri

          İlmu’l-luga (dilbilim=lengüistik) bu günkü şekliyle, yeni bir ilim dalıdır. Ancak bu, onun önceden de yok oldu~u ve uğraşanlarının olmadığı anlamına gelmez. İlmu’l-Luğa önceden vardı ve onun konuları başka isimler altında inceleniyordu. Pek tabii onun konularıyla uğraşanlar da vardı. Hicri II. asrın ikinci yarısıyla lll. asrın ilk yarısında yaşayan ve Arap edebiyatının seçkin simalarından olan el-Cahız, daha o zamanlar, şimdiki Umu’l-luğanın bazı konularını ele alarak incelemiş ve hatta o, bazı hususlarda ilk olma özelliğine sahip olmuştur. Arap edebiyatının bu önemli şahsiyetini tanıtmak ve onun…

Kur’an’da Arap Sarf ve Nahvine Dair Üç Mesele

        Klasik Arapçayı temsil eden metinlerden biri olan ve “fasih Arapça ile nazil olan Kur’an-ı Kerim, edebi mükemmeliyetini kabul ettirmiş, yüksek belağatı karşısında Arapları hayrete düşürmüştü. Kur’an-ı Kerim daha Hz. Peygamber zamanında yazıyla tesbit edilmiş ve çok geçmeden kitap haline getirilmiştir. Gerek kısmen veya tamamen ezberlenerek, gerek mushaf halinde süratle yayılan, aynı zamanda dilin bütün hususiyetlerini aksettirecek genişlikte bulunan Kur’an, fasih ve edebi Arapçanın en mükemmel numunesi, miyarı olmuş ve bu hüviyetini devam ettirmiş, dil ve edebiyata dair çalışmaların da ·hareket noktası olmuştur.”

Arap Dilinde Bir Çokanlamlılık Türü: Ezdad

         Bir kelime vaz’ı itibariyle birden fazla manaya delalet edebilir. Zıt iki anlamı olan kelimeler, vaz’ları farklı anlamlara delalet eden kelimelerdendir. Klasik Arap dilbiliminde “ezdad” kavramıyla kastedilen, modern dilbilimindeki uzun-kısa, güzel-çirkin gibi bir-birine zıt anlamlara sahip farklı lafızlar demek olan karşıtanlamlı kelimeler değildir. Bu kavram, birbirine zıt iki anlamda kullanılabilen aynı lafızlara delalet etmekte ve birden fazla anlam taşıyan lafızlar (el-müşterekü’l-lafzl) kavramının kapsamına girmektedir. Arap dili ve Kur’an’da ezdadın varlığı meselesi karnın dilbilimciler tarafından tartışına konusu olmuştur. Konuya müsbet anlamda yaklaşanlar çoğunlukta görülmekle birlikte bir…

Nahiv ve Sarf İlimlerinin Doguşu Üzerine

        Sami dil ailesinden olan Arapça Cahiliye döneminin sonlarında büyük bir ilerleme kaydetti. Çeşitli kabilelerin konuştukları lehçeler gelişti.Bütün bu lehçelerden beslenen şairlerin, şiirlerinde kullandıklan, hatiplerin konuşma yaptıkları yüksek bir edebi lehçe doğdu. Araplar kendi yurtlarında ticari yolculuklar yaparlar ve pek çok panayırlar kurarlardı. Bu panayırların en meşhurlarından biri Mekke ile Taif arasında Zulkade’nin başında kurulup yirmisine kadar devam eden Ukaz’dır. Daha sonra Zulkade’nin son on gününde kurulan Mecenne, Mecenne panayırından sonra Zulmecaz panayırı kurulurdu. Bu panayırlar hayat icin gerekli olan eşyayı bulundurmanın ötesinde bir takım…

Türkçe – Arapça Arasındaki Sözcük İlişkileri

        Türkler, İslam ordularıyla her ne kadar 751yılındaki Talas Savaşı’nda karşılaşmış olsalarda, Müslümanlığı bu tarihten başlayarak yüzlerce yıl sürecek farklı sosyal ve siyasal şartlar altında kabul etmişlerdir. VIIve X. yüzyıllar Emevi ve Abbasi ordularının İran ve Batı Türkistan’ı fetih süreçleri ile geçmiştir. Abbasiler döneminde önce askerî, daha sonra da siyasal alanda İslam uygarlığının başat bir unsuru olan Türkler arasında Müslümanlık toplum katmanları arasında aşama aşama yayılmış, buna koşut olarak Türklerin toplumsal yaşantılarında köklü değişmeler meydana gelmiştir.Türkler Müslümanlıktan önce ve sonra da çok değişik uygarlık ve…

Arapça-Türkçe Leksikografiye Dair Bir Tenkit Yazısı: Serdar Mutçalı’nın Arapça-Türkçe Sözlük Örneği

        Sözlük bir yabancı dil öğrencisinin eğitimi esnasında kendi-sinden asla vazgeçemeyeceği temel bir gereksinim olup, aynı zamanda herhangi bir dille ilgili olarak sözlük yazarlığı sahasında ortaya konulan çabalar da o dile verilen önemin tipik bir göstergesidir. Bu makale söz konusu fenomeni Arapça-Türkçe sözlükçülüğü açısından ele alacak ve bu alanda hazırlanmış en popüler sözlük olan Serdar Mutçalı’nın el-Mu’cemü’l-‘Arabiyyü’l-Hadis adlı çalışmasını muhteva açısından kritik edecektir.

Arapça’da Kelime Yapısı Açısından Tartışılan Camid Fiiller ve Camidlik Sebepleri

         Arapça’da fiiller, bir takım tasniflere tabi tutulmaktadır. Bu tasniflerden birisi de, camidlik ve mutasarrıflıktır. Fiillerden tasrifi yapılanlara mutasarrıf; yapılmayanlara da camid denmektedir. Bu fiili er, yapılan açısından tartışmalara sebep olmaktadır. Bu tartışmalann camidliğe de sebep olabildiği görülmektedir. Bir fiil bir sebepten dolayı camid olabildiği gibi, birden fazla sebepten dolayı da camid kabul edilebilmektedir. Diğer camidlik sebepleri arasında, fiil ölümü, hadese ve zaman delalet etmeme, mü balağa manası, harfe benzerlik vb. sayabiliriz. Bu konunun ne derece önemli olduğunu, camid fiillerin Kur’an, hadis ve Arap şiirlerinde…

Arapça’da Fiil ve Fiil Sistemi

         Eskiler, fiili ibare ya da cümlenin asli unsur olarak sayarlar. Fiil, çağdaş dilcilere göre de cümlenin oluşumunda önemli bir amildir. Fiil türleri, çeşitli milletlerin dillerinde farklılıklar arz eder. Hind-Avrupa (Indo-Europeanne) dillerinde fiilin çok çeşitli türleri mevcutken Arapça’da sadece mazi ve muzari’ :fiil vardır.l Arapça bu konuda aynı gruba girdiği Sami dilleri arasında da üstün bir konumda değildir. Sami dil grubunu inceleyenler, bu gruptaki dillerde fiil türlerinin (form) azlığını ifade etmektedirler.

Arapçada Yapılan Yaygın Dil Hatalarının Tashihinde Kur’ân’a Müracaat

         Bu araştırmada Muhammed el-‘Adnânî’nin “Mu‘cemu’l-Ağlâti’l-Luğaviyyeti’l- Mu‘âsıra” isimli sözlük çalışması örnekliğinde Arapçada yapılan yaygın dil hatalarının tashihinde Kur’an’a müracaat konusu ele alındı. Sözlükte düzeltilen hata sayısı 2113 olmasına karşın bunlardan sadece yaklaşık 400’ünün tashihinde Kur’an’a müracaat edilmiştir. Geriye kalan maddelerin tashihinde başka kaynaklara başvurulmuştur. Bu durum, Kur’an’ın bir dil yahut gramer kitabı olmadığı ve Arap dilinin yegâne kaynağı olmadığını ortaya koymaktadır. Ancak bunun yanı sıra, el-‘Adnânî’nin eserinde görül-düğü üzere, Kur’an Arapçanın öncelikli müracaat kaynağı olması münasebetiyle İslam tarihi boyunca dil ile ilgili yapılan çalışmaların esasını…

Mu’arreb Kelimelere Dair Yazılan Eserler Sözlükler

         Arapça’daki yabancı kelimelerin tespitiyle ilgili çalışmaları I. (VII.) asrın ilk yarısına kadar götürmek mümkündür. Zira bu devirden itibaren ·mahalli lehçelerden, akraba veya yabancı dillerden Kur’ an’a ve fasih dile geçmiş olan kelimeler üzerinde durulduğu ve bu konuda birtakım görüşlerin ortaya atıldığı ve bazı hararetli tartışmaların yapıldığı bilinmektedir. Başta gramer (sarf-nahiv) olmak üzere Arap diliyle ilgili diğer ilim dallarında olduğu gibi “mu’arreb” konusunun gündeme gelişi ve bu sahadaki ilk ve temel eserlerin ortaya çıkış amacı hiç kuşkusuz Kur’an metninin doğru okunup/yazılıp doğru anlaşılmasını sağlamak olmuştur.

Yabancı Dil Öğretimi Bağlamında Arapça Öğretiminde Motivasyonun Önemi

        Bu çalışma, esas itibariyle Arapça öğretiminde motivasyonun önemini konu edinmektedir. Çalışmada genelde dil öğretiminin özelde ise Arapça öğretiminin önemi, hedefleri ve sorunları üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda önce motivasyon, motive edilme, motive etme ve Arapça öğretimindeki önemi hakkında bilgi verilmiş, daha sonra da Motive edilmede öğreticinin fonksiyonu, tutum ve davranışlarına açıklık getirilmeye çalışılmıştır.

Arapça’da كلا’nın Yapısı ve Kuran-ı Kerim’de Kullanılış Şekilleri

        Arapça’da harfler üzerindeki araştırmalar, Kuran ve Arapça’nın grameri ile ilgili çalışmaların önemli bir bölümünü oluşturur. Araştırmacılar bu harfleri çeşitleri, yapıları, özellikleri, işlevleri ve manaları bakımından enine boyuna araştırmışlardır. Bir harf olarak كلا’ da, çeşitli manalar ifade etmesi ve Kuran’da çokça kullanılması sebebiyle, bu araştırmalar arasında yerini almıştır.كلا’nın Kuran-ı Kerim’de -ileride değinileceği üzere-otuz üç yerde geçmesi ve farklı manalar ifade etmesi dilbilimcilerin ve müfessirlerin dikkatini çekmiş, كلا’yı çeşitli yönleriyle araştırmaya sevk etmiştir.

Araplarda Ad Koyma

        Bu makalede özel isimlerin anlamı ve kullanılış sebeplerinden bahsettik. Bu nedenle özel ismin sözlük ile terim anlamı ve hakkında genel bilgileri kısa bir şekilde verdik. Ondan sonra özel ismi detaylı bir şekilde açıklamaya çalıştık. Bunun için özel ismin bir çeşidi olan isim, künye ve lakabı ayn ayn izah ettik. Aynca onların anlamı ve seçilmelerindeki muhtemel nedenleri de belirttik.

Arap Dilinde Fiil ve Fiilimsilerin Âkil ve Gayri Âkil Varlıklara İsnadı Meselesi

        Bilindiği gibi, Arapça, Sâmî diller grubunda yer alan bir dildir. Sâmî diller, yapılarının muntazamlığı, kelime bolluğu, üslûp çeşitliliği gibi farklı özellikleriyle dünya dilleri arasında temayüz etmiş bir dil grubudur. Sami diller içerisinde de Arapça’nın sayılan bu hususiyetler açısından ayrı bir üstünlüğe sahip olduğu genellikle kabul edilmektedir. Öte yandan Arapça ve Kur’ân-ı Kerîm arasında çok sıkı bir irtibat söz konusu olup bunları birbirinden ayrı düşünmek adeta imkansız gibidir. Öyle ki, Kur’ân-ı Kerîm dendiğinde Arapçanın, Arapça dendiğinde de Kur’ân-ı Kerîm’in akla geldiğini söylemek mübalağa sayılmamalıdır. Arapçanın…

Endülüs’te Dil ve Nahiv Çalışmaları

        Endülüs’te yapılan dil ve nahiv çalışmalarının tarihi seyrinin incelendiği bu makalede, ilim tahsili için doğuya seyahat eden Endülüslüler ile çeşitli nedenlerle Endülüs’e göç eden doğulu alimlerin dil ve nahiv ilimlerine yaptıkları katkılar incelenmektedir. Bu temel çerçevede, Endülüs nahvinin oluşum sürecinde Basra, Kûfe ve Bağdat dil ekollerinin oynadığı rol başta olmak üzere, bölgede şekillenen dil ve nahiv çalışmalarına zemin hazırlayan unsurlar, Endülüs nahiv ekolünün oluşum süreci, bu sürece katkı sağlayan meşhur dil ve nahiv alimleri, bu alimlerin vücuda getirdiği eserler ve bu eserlerin genel özellikleri…

Farklı İki Açıdan Arapça: Fusha ve Avamca

         Günümüzde geniş bir coğrafyada 250 milyondan fazla insan Hami Sami dil ailesinden olan Arapça’yı anadil olarak konu$maktadır. Arapça aynı zamanda din dili olup son ilahi kitap Kuran Arapça olarak indirilmiştir. Dolayısıyla anadili Arapça olmayan *Türkler ve Endenozyalılar gibi* milletler de bir şekilde Arapça ile iştigal etmektedirler. Ne var ki tüm diller*de var olan konuşma dili ile resmi dil farkı Arapçada kendisini daha ziyade göstermektedir. Buradan hareketle Kuran dili olan Fusha ile halkın konuşma dili olan Avamca diye adlandırabileceğimiz iki farklı kullanım ortaya çıkmaktadır. Bu…

Arapça’da Fiillerinin Yerine Mansub Olarak Kullanılan Mastarlar

        Arapça’da fillerinin yerine kullanılan mastarlar önemli bir yer tutar. Fiillerinin yerine kullanılmadıkları zaman, bazıları fiilleriyle beraber kullanılabilir, bazılarında ise hiç ]il kullanılmaz, sadece mastar kullanılır. Eğer fiilieriyle beraber mastarlar kullanılırlarsa Arapça’da Te’kid ifade ederler. Fiilsiz kullanılırlarsa te’kid ifade etmezler. Her iki kullanım da yaygındır.

Arapçada Eş veya Yakın Anlamlı Kelimelerin Peş Peşe Kullanımı ve Türkçeye Çeviri Teknikleri

         Biz bu çalışmamızda Arapçada yaygın olarak peş peşe kullanılan eş ya da yakın anlamlı olarak kabul edilen kelimelerin kullanışlarını örneklerle ele alarak Türkçeye nasıl aktarılması gerektiği üzerinde duracağız. Ancak konunun daha iyi anlaşılması için öncelikle “dil” ve “eşanlamlılık” hakkında kısa bilgiler vermenin faydalı olacağını düşünüyoruz.Dil, ‘insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş sosyal bir müessese’ olarak tanımlandığı gibi; ‘düşünceleri anlatmaya yarayan…

Arap Yazısının Ortaya Çıkışı

        Arap coğrafyası ve çevresinde elde edilen arkeolojik bulgular sonuncunda Arap yazısının başlangıcıyla ilgili genel olarak iki görüş ortaya atılmıştır. Bunlardan ilki Arap yazının Kuzey Sami alfabelerinden olan Arami-Nabati alfabelerinden türediği, diğeri ise Güney Arabistan’da ortaya çıkan ve Güney Sami alfabelerinden biri olan Himyeri ya da· Musned adı verilen bir yazıdan türediğidir. Bu alfabelerle yazılmış yazıtları örneklendirip incelemeden önce müsteşriklerin bu konudaki araştırmalarını yönlendirmiş olan, klasik Arap kaynaklarında Arap yazısının ortaya çıkışıyla ilgili rivayetleri nakletmek, onların genel olarak Arap yazısının kökenleri ve ortaya çıkışı konusunu…

İbn Kemâl Paşa’nın Arap Dilindeki Çalışmaları

        Bu makalede Osmanlı Devletinin yetiştirdiği seçkin şahsiyetlerden biri olan İbn Kemâl’in Arap Dili alanındaki çalışmaları ele alınmak-tadır. Önce onun diğer bilim dallarındaki çalışmalarından kısaca söz edilmiş, sonra Arap Dili’ndeki çalışmalarına geçilmiştir. Bu bağ-lamda, dildeki lahn ve hata meseleleri, ta‘rîb ve ta‘cîm meseleleri, edatlar ve anlam harfleri ile ilgili değişik lügavî tahkîkleri, belâğat ve kısımları ile ilgili çalışmalarından ayrıntılı olarak söz edilmiş, sonra onun et-Tenbîh ‘alâ Ğalati’l-Câhil ve’n-Nebîh ve Ehemmiyyetüh adlıeseri üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. İbn Kemal’in, kendisin-den sonra gelen dilcilere etkileri de ele alınmış,…

Nahvin Müsned, Müsned İleyh ve İsnâd Terimleri

          Arap gramercilerinin eserlerinde, müsned ve müsnedün ileyh hakkında iki temel görüş bulmaktayız: Sîbeveyhi (8. asır) ve büyük olasılıkla Müberred (9. asır) tarafından benimsenen kadim görüş ve 10. asır ile başlayan kaynaklara hakim olan müteahhir görüş. Sîbeveyhi ve Müberred’e göre, müsned ve müsnedün ileyhin her biri, cümlenin iki vazgeçilmez unsurudur. Sîbeveyhi’nin müsned ve müsnedün ileyh arasındaki ayrım için kriteri, cümledeki tertipleridir; gramatik fonksiyonları değildir: Müsned, cümlenin birinci vazgeçilmez unsuru; müsnedün ileyh ise cümlenin ikinci vazgeçilmez unsurudur. 10. asırdan 15. asra kadarki müteahhir kaynaklarda, müsned…

Arapça’da Allah (cc) İsminin Etimolojisi ve O’nunla Yapılan Deyimlerin Filolojik Yapısı

        Allah kelimesi, Kur’an düşünce sisteminde en yüksek odak kelimedir. Derece ve önem bakımından ondan üstün bir kelime yoktur. Kur’an düşünce sistemi, esas olarak merkezinde Allah olan bir sistemdir. Onun için bu sistemde, Allah fikri yukarıdan aşağı herşeye hakimdir ve bütün anahtar terimlerin sistematik yapısı üzerinde derin tesir gösterir. insan, Kur’an düşüncesini hangi bakımdan incelemek istese, her şeyden önce bu düşüncenin sernanlik yapısı hakkında bir fikir sahibi olmalıdır. Allah adının, cahiliyye ve Islam devrinde müşterek bir ad olduğuna işaret etmekle işe başlayalım. Yani Kur’an vahyi,…

Rifâ’a Râfi’î et-Tahtâvî ve Modern Arap Edebiyat Dilinin Leksikolojik Gelişimine Katkısı

        19. yüzyılda, Avrupa, Doğu Arap Dünyası üzerinde hissedilir derecede bir etkiye sahipti. Bu dönemde Arapça konuşan bölgeler Batı ile yakın bir temas halinde bulunuyorlardı. Bu temas, hem askeri müdâhaleler (örneğin, 1798-1801 yılları arasında Fransızların, 1882’de İngilizlerin Mısır’a müdâhalesinde olduğu gibi) hem de kurumsal nüfuz aracılığıyla (örneğin, 1800’lü yıllarda Hıristiyan misyonerler tarafından batı tarzındaki okulların ve yüksek eğitim kurumlarının faaliyete geçirilmesi yoluyla ki, bunlardan ikisi 1866’da Suriye’de açılan Protestan Koleji -bugünkü adıyla Beyrut Amerikan Üniversitesi- ve diğeri yine Beyrut’ta 1874’te öğretime başlayan St. Joseph Üniversitesidir)…

Arap Dili Gramerinde Kadının Statüsü

        Birçok kişiye göre; toplumlann edebiyatı, dili ve ahlak yasalan ile bütün bunların sosyal sonuçlanrın arkasında, değerler, kavramlar ve adetlerde kendini gösteren sosyal ilişki yapılan yer almaktadır. Bir filolog, bu sosyal yapıların Arap dili gramerinde Arap toplumuna nasıl tahakküm ettiğini ele alarak bu meseleyi incelemiştir. Arap dilinin sırlarını bir çırpıda anlamamız kolay değildir. Çünkü bu konu-da önemli hedeflere ulaşabilmek büyük çabalar sarf etmemize bağlıdır. Örneğin; Yüce Kur’an’ın dil uslubundan ve köklü Arap edebiyanndan neş’et ederi (belagat, fesahat ve bedi’)’i ele alalım. Bilginler bu konularda çok…

Nahvin Kur’an’ın Anlaşılmasına Etkisi Bağlamında İbn Medâ el-Kurtubî’nin Kitâbü’r-Red ‘ale’n-Nuhât Adlı Eserinin Değerlendirilmesi

        İslâm medeniyetinin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde müslümanlara dâimâ yön veren Kur’ân-ı Kerîm, fetihlerle ele geçirilen coğrafyalardaki Arap olmayan unsurların Arapça’yı konuşurken yaptıkları hatâların Kur’an’ın okunuşuna sirâyet etmemesi konusunda gösterilen ihtimam sebebiyle dil çalışmalarının başlamasında da en büyük âmil olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’in çoğaltılması ve harekelenmesinin temelinde hep Kur’an’ı doğru okuma hassâsiyeti yer almaktadır. Ayrıca onda bulunan kırâat farkları da, gramer çalışmalarına hız vermiştir.

Mecmau’l-emsâl’de Yer Alan أَفْعَلُ Veznindeki Hayvan Konulu Deyim ve Atasözleri Üzerine Bir İnceleme

       Bu makale çalışmasının temel hedefi, genel olarak Arap literatürü içinde önemli bir yere sahip ve tarihi boyunca Arap dili ve edebiyatı üzerinde hiç de azımsanmayacak bir etki yaratmış olan mesel türünü, muhtevasındaki hayvan çeşitliliği açısından ele almak ve bedevi düşünce yapısının biyolojik çeşitliliği kullanmadaki başarısını ortaya koymaktır. Ne var ki, zengin bir kaynak listesine sahip konunun, kapsam bakımından mesel literatürüne ait temel bir eserle sınırlandırılması daha doğru olacağından, araştırma Ebû Fadl el-Meydânî’nin (ö. 518/1124) آِتَابُ مَجْمَعِ الْأَمْثَالِ (Atasözleri Derleme Kitabı) adlı eseri çerçevesinde yürütülecektir. Bununla…

Arapça Alfabetik Sözlüklerin Tanıtımı

        Bu çalışmada Arapça alfabetik sözlüklerin tanıtımı ele alınmıştır. Bu bağlamda Arapça sözlük çalışmaları tür ve şekilleri ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Sözlük ve bu anlamı taşıyan müradif kelimeler izah edilerek yaygın dillerdeki karşılıkları verilmiştir. Ayrıca sözlük çalışmalarının tarih boyunca geçirdiği evrelere temas edilmiştir. Çalışmada ayrıca Araplarda sözlüklerin ortaya çıkış nedenleri üzerinde durulmuştur. Çalışma çerçevesinde belli başlı Arapça alfabetik sözlüklerin tesbit ve mahiyeti hakkında genel bilgi de verilmeye çalışılmıştır

Tek Dilli ve İki Dilli Sözlükler (Arapça-Türkçe)

        Cahiliye döneminde Arapların sözlük telifi ile uğraştıklarına dair herhangi bir bilgi yoktur. Sözlükçülüğe dair ilk çalışmalar Đslamî dönemde Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifleri anlama gayretiyle başlamıştır. Kur’ân’da garip, nadir ve anlamı Araplara yabancı gelen pek çok kelime ve hadislerde de Arapların daha önce hiç kullanmadığı ve duymadığı lafızlar vardı. Bütün bunlar, Kur’ân ve hadisi anlama gayreti içinde olan Müslümanları harekete geçirdi. Böylece Araplar Ğarîb’ul*Kur’ân ve Ğarîbu’l*Hadîs isimleriyle şöhret kazanmış Kur’ân ve hadis içerisindeki garib kelimeleri anlamaya yönelik ‘mevzuî (konulu) lügat de denilen teliflere başladılar.…

Arap Dilbilim Çalışmalarında “Had/Tanım” Terimi ve er-Rummânî’nin “el-Hudud” Adlı Eseri

        Ebu’l-Hasen Ali b. İsa er-Rummânî Arap dili çalışmalarında önemli bir yer tutmaktadır. Mu’tezili bir kelamcı olan er-Rummânî, mantık ilmiyle yakından ilgilenmiş, bu ilimden elde ettiği birikimi uğraştığı diğer dini ilimlere uygulamak istemiş ve bu yüzden yerilmiştir. er-Rummânî’nin bu özelliğini en fazla öne çıkaran eserlerinden biri-si de el-Hudud adlı eseridir. Nahiv ilminde kullanılan bazı terimle-rin tanımlanmaya ihtiyaç duyduğunu belirtmiş ve bu ihtiyacı gidermeye çalışmıştır. Eser, Arap dil çalışmalarında, gerek içerik ve gerekse metot bakımından bir ilktir.

Arap Dilinde Telif Edilmis “el-İfsâh” Adlı Eserin Aidiyet Problemi, Kaynakları, İçeriği ve Değerlendirilmesi

          Arap dili ve belagatini öğretme amaçlı günümüze değin birçok eser kaleme alınmıştır. Bunlardan çoğu dönemin ihtiyacına cevap vermek için yazılmış ve tarihte yerini almıştır. Fakat bazıları vardır ki dönemin ihtiyacına cevap vermekle kalmamış, sonrasında da güncelliğini korumuş, üzerine şerhler, haşiyeler, talikalar yapılarak tekrar tekrar ele alınmış ve işlenmiştir. Hatta bu tür eserler, sahasının kilometre taşları olarak görülmektedir. İbnu’l-Hâcib olarak tanınan Celaleddin Ebû Amr Osman b. Ömer’in (ö. 646/1249) kaleme aldığı nahve dair el-Kâfiye ve sarfa dair eş-Şâfiye adlı eserler Arap dili alanının temel…

Nahiv Eserlerinin Te’lîfinde Takip Edilen Yöntemler

        Nahiv ilmi alanında günümüze gelene dek bir kısmı genel, bir kısmı da özel konularda binlerce eser telif edilmiştir. Fakat bu kadar eser içerisinde aynı esere yazılmış şerhler hariç, konuların tertibi açısından birbiriyle aynen örtüşen iki eser bulmak zordur. Ancak konuların tertibindeki bu farklılığa rağmen takip edilen yöntem açısından eserleri belli gruplara ayırmak mümkündür. Bir takım eserler kelime türlerine göre tasnif edilerek yazılmıştır.Bu tür eserlerde önce isimler, sonra fiiller, sonra harfler konusu ele alınmıştır. Bir takım eserler irâb harekelerine göre tanzim edilmiştir. Bunlarda önce merfûlar,…

Hz. Muhammed Devrinde Arap Yazısında Hareke ve Nokta

        “Rivayet olunduğuna göre mushafların harekelenmesinin sebebi şudur: MüsIümanlar, Abdulmelik b. Mervan {öl. 86/ 705) zamanına kadar, 40 küsur yıl Hz. Osman’ın mushaflarını okumakta devam ettiler. Daha sonra birtakım yanlış okumalar zuhur edip çoğaldı ve bütün lrak’a yayıldı. Bunun üzerine Haccac {öl. 95/ 714), katiplere başvurarak, (harekelerini tayinde) güçlük çekilen harflere bazı (yardımcı) işaretler koymalarını istedi Söylendiğine göre bu işi Nasr b. Asım (öl. 100/719) üzerine aldı. Tek ve çift noktalar kullandı. Bazılarını harflerin üstüne bazılarını da altlarına koyarak yerlerinl ayırdetti. Halk bir müddet buna…

Arap Dilinde Tazmin

        Arap dilinde fiiller mef’ullerini ya doğrudan ya da bazı harfi cerlerle alırlar. Aslında mef’ullerini doğ­rudan almaları gerekir ya da diğer harfi cerlerle alırlar. Eğer kendi nesnelerinden ayrı harfi cerler alırlarsa Arap _dilinde bunlara “tazmin” denir. Diğer bir deyişle “tazmin” fiile başka bir anlam yükler. Anahtar Kelimeler: Arap dili, tazmin, harfi cerler. Tazmin in Arabic Language Summary: The verbs in Arabic language take their own objects either directly or with some propositions. In fact, white they should take their own objects directly, or they take…

Şeyhul İslam Ebus-Su’ud Efendi ve Dil ve Edebiyattaki Yeri

         Ebussuûd Efendi, Osmanlının yetiştirdiği seçkin âlimlerden birisidir. Onun, hayat boyunca ortaya koyduğu icraatlar ve geride bıraktığı eserler bu gerçeği gösterdiği gibi, hakkında yapılan çalışmalar da söz konusu hakikate işaret etmektedir. Bu sebeple şahsı ve eserleri hakkında yapılan çalışmalar onu tanıtmak açısından oldukça önemlidir. Ancak bu çalışmalar Türkçe ile sınırlı kalmıştır. Bundan dolayı biz, Türk olmasına rağmen değerli Arapça eserler de kaleme alan Ebussuûd Efendi’yi, Arapça bir makale boyutunda tanıtmak istedik. O, seçkin bir müderris, önemli bir kadı, ünlü bir Şeyhülislam olmasının yanı sıra aynı…

Basra ve Kûfe Ekollerinin Metot Konusundaki İhtilafı

         Dil ve nahiv öğretim tarihinde iki büyük okul vardır. Bunlardan birincisi Basra’da doğdu ve “Basra” adı verildi. İkincisi Küfe’de doğdu ve aynı şekilde “Küfe” adıyla adlandırıldı. Basralılar Nahiv meselelerinden biri üzerinde müzakere ederek herhangi bir görüş ortaya koyduklarında, benzer meslektaşları olan Küfe okulu taraftarlarının itirazlarına da karşı durarak bu görüşle ilgili bir kural koydular. Bu nedenle meseleler ve bunlarla alakalı ihtilaflar çoğaldı ve yayıldı. Onları sürekli olarak buna benzer tartışma ve inatlaşmaya sevk eden nedir? Bu, nahiv çalışmalarını yarış ve çekişme alanı görenlere, yahut…

el-Câhız’dan es-Safedî’ye Çeviri Teorisi

        Bu makalede, Araplarda ilk kez el-Câhız’da rastlanan çeviri teorisi ele alınmaktadır. Çeviri, bir dildeki ifadenin diğer bir dile aktarılmasıdır. İyi bir çeviri için çevirmenin bazı şartları taşıması gerekir. Şiir, düz yazı ve dinî metinlerin çevirisi için mütercimde farklı birikimlerin olması gerekir. Tercüme edilen eserde takip edilen yönteme göre çeviri, sözcüklerin ve anlamların çevirisi olmak üzere iki kısma ayrılır. Daha sonra el-Curcânî ve es-Safedî, el-Câhız’ın çeviri teorisini sistemleştirerek kendi çeviri teorilerini geliştirmişlerdir.

Arapça-Türkçe Sözlüklerin Öncüsü Sayılan-Subha-i Sıbyan

        İslam toplumlarında Kur’an’ı daha iyi anlama ihtiyacı, sözlük yazımını teşvik eden en önemli etkenlerdendir. Türkler de Müslüman olduktan sonra yeni  dinlerini öğrenmek ve öğretmek amacıyla Arapça-Türkçe sözlükler yazmaya önem vermişlerdir. Subha-i Sıbyan da eğitim ve öğretim amacıyla kaleme alınmış ilk Arapça-Türkçe sözlüklerdendir. Bu çalışma, manzum olarak yazılan bu sözlüğü tanıtmayı amaçlamaktadır.

Arap Dili

        Bu çalışma, Arap dilinin hem tarihi, hem de özellikleri hakkında genel bilgiler vermektedir. Arap dilinin İslâm öncesi durumu, dünya dilleri arasındaki konumu ve lehçeleri ele alınmaktadır. Aynı zamanda, Arapçanın İslâm dünyasındaki işlevi ile ilgili önemli tespitler yapılmaktadır. Ayrıca, Araplar arasında kullanılan halk dili ve fasîh dil ayrımına da temas edilmektedir.

Arapça’da Sözcük ve Biçimbirim

        Eskiden beri sözcük terimi tartışılmış ve bütün dilleri kapsayan bir tanımı yapılamadığı gibi belirli bir dil içinde dahi tanımlanabilmesi sorun oluşturmuştur. Dilbilim sözcüğün açık bir kapsayıcı biçimde tanımlanamaması ve daha küçük anlamlı birimlere bölünebilmesi nedeniyle dil çözümlemesinde daha hassas bir ölçü olan biçimbirimi (morpheme) tercih etmiştir. Biçimbirim daha hassas bir ölçüt olmasına rağmen tanımlanabilirliği tartışmalı olmak-la beraber tanınabilirliği daha kolay olduğu için kişisel kullanım-da sözcük vazgeçilmez gözükmektedir.

Arap Gramerinde Âmil Teorisi

        Bu makalede Arap gramerinin âmil teorisi ile ilgili özet bir çerçeve belirlenmeye çalışılmıştır. Bu teori Arapça cümle içinde yer alan kelime sonlarının başlarında yer alan âmil sebebiyle değişmesi esasına dayanmaktadır. Bu değişiklik cümle içinde yer alan isim, fiil ve harf gibi kelimelerin aralarında meydana gelen gramer ilişkileri sonucu meydana gelmektedir. Cümlede fiil, isim ve harfler diğer bazı isim ve muzari fiillerden önce gelmekte ve onların aralarındaki gramer ilişkilerini, iraplarını ve sıyga yapılarını değiştirmektedir. Buna bağlı olarak cümlelerin anlamları da değişmektedir. Cümlede önce yer alan…

Arap Dilinde Terhim

        Hazf, Arapçada oldukça sık rastlanan bir olgudur. Cümlenin temel1 unsurlarının2 bile bazı durumlarda hazfedilebildiği bir dil olan Cümledeki merfû‘ unsurlar cümlenin temel ögeleridir. Fâil, mubteda, haber ve (إنّnin ismi, ناك nin haberi gibi) aslı mubteda ve haber olan unsurlar cümlenin temeli olarak kabul edilir. Arapçada fiilleri vucûben hazfedilmiş mef‘uller bulunmaktadır. Bunlardan biri de munâdâdır. Fiilleri mahzuf mef‘uller içinde yer alan munâdânın kendinde de bazen hazf söz konusu olabilmektedir. Terhîm de bu bağlam içerisinde düşünüldüğünde, bilhassa Arap şiirinde pek çok örneklerine rastlanan bir hazf türüdür.…

el-Kisâî’nin Devrindeki Bazı Alimlerle Yaptığı Münazaralar

         el-Kisâî’nin (119-189 / 737-805 ) asıl adı, Ali b. Hamza b. Abdillâh’dır. O, el-Kisâî nisbesini daha sonra almış ve onunla tanınmıştır. Kûfe’de küçük yaşta ilim tahsiline başlamış ve orada Hamza b. Habîb ez-Zeyyât’tan kıraat, Mu ́âz b. Muslim el-Herrâ ve Ebû Ca ́fer er-Ruâsî gibi âlimlerden de nahiv okumuştur.Kıraat ilminde yeterli seviyeye ulaşmış, ancak nahiv sahasındaki bilgisini yeterli bulmayarak Basra’ya gidip, Ebû Amr b. el-Alâ ve el-Halîl b. Ahmed gibi meşhur dil âlimlerinden nahiv dersi alarak bu sahadaki eksikliklerini gidermeye çalışmıştır. Ayrıca Hocası, el-Halîl…

İlahiyat Fakültelerinde Yürütülen Arapça Öğretimine İlişkin Öğrenci Görüşlerinin Değerlendirilmesi: Isparta İlahiyat Fakültesi Örneği

        Bu araştırma, 2002/2003 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Isparta İlahiyat Fakültesinde okuyan öğrenciler üzerinde yapılmıştır. Fakültede yürütülen Arapça öğretiminin yeterliliğini belirlemek amacıyla yapılan bu çalımada öğrenciler, Arapça öğretimini ders saatlerinin özellikle ikinci ve üçüncü sınıfta az oluşu, uygulanan metot ve tekniklerin yeterli olmaması ve araç-gereçlerin eksikliği gibi nedenlerden dolayı yetersiz gördükleri belirlenmiştir.

Bir Tenkidin Tenkidi

        Bu makale Nejdet Gürkan tarafından yazılan ve Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nin 19. (2007/2) sayısında yayınlanan Arap Dilinde Lâm Edatı ve İşlevleri Adlı Kitap Üzerine Bazı Tenkit ve Değerlendirmeler başlıklı yazıdaki eleştirilere verilen cevaplardan olumaktadır. Söz konusu yazı metot, içerik ve iddialar açısından incelenmiş ve bilimsel yöntemler çerçevesinde eleştirilere cevaplar verilmiş ve eleştirmenin haklı olmadığı hususlar gösterilmiştir.

Belâgat’ta er-Rummânî

         Bu çalışma, yazar László Tüske’nin ar-Rummanî on Eloquence (Balâga) adlı makalesinin çevirisidir. Tüske bu makalede, Mu‘tezilî bir gramerci olarak tanınan Ebu’l-Hasen ‘Alî b. ‘Îsâ er-Rummânî (öl. 384/994)’nin belâgata ait özgün fikirlerini ve bu bilime katkılarını, en-Nuket fî İ‘câzi’l-Kur’ân adlı eserini göz önünde bulundurarak inceler. O, er-Rummânî’nin savunmacı belâgatından bahsederken karşılaştırmalara gider ve Aristoteles’in Rhetoric’inin içeriğiyle er-Rummânî’nin belâgat ögeleri arasındaki benzerliğe dikkat çeker. Neticede, er-Rummânî’nin belâgat anlayışının, Avrupaî gelenekten bilinen belâgata ait eserlerden etkilense de, farklı ve özgün olduğunu ve örneğin Fahruddîn er-Râzî, es-Sekkâkî, İbn…

Muhammed Said Ramazan el-Bûtî ve Edebi Kişiliği

        İslam dünyası Bûtî’yi genelde İslamî ilimlerdeki yetkinliği ve İslam davetçisi kimliği ile bilir. Hakikaten de o bu konularda çok miktarda eser yazmış, çok önemli faaliyetlerde bulunmuş ve büyük görevler üstlenmiştir. Dolayısıyla onun konumuz olan Arap edebiyatı alanındaki çalışmaları gölgede kalmıştır. Oysa kendisi, gençliğinde edebiyatla ilgilenmiş ve Mustafa Sadık er-Rafii, Mustafa el-Manfelûtî ve Abbas Mahmud Akkad gibi dönemin edebi şahsiyetlerini örnek almaya çalışmıştır. Kimi zaman onları taklit ederek deneme yazılar yazmıştır. Ancak daha sonra kader kendisini İslamî ilimlere yönlendirir ve o, edebi çalışmalarına ara verme…

Arap Dilinde Lâm Edatı ve İşlevleri Adlı Kitap Üzerine Bazı Tenkit ve Değerlendirmeler

       Bu çalımada, “Dr. Nevin Karabela’nın “Arap Dilinde Lâm Edatı ve İşlevleri” adlı kitabının değerlendirmesi yapılmıştır. Bu çerçevede eser, muhteva, metot ve alt balıklar açısından tahlil ve tenkide tâbi tutularak incelenmiş ve görülen eksiklikler belirtilmeye çalışılmıştır. Ayrıca mukayese yapılabilmesi için bu alanda daha önce yazılmış ez-Zeccacî’e ait bir eserin kısaca tanıtımı ve muhtevası hakkında bilgiler verilmiştir.

Sarf-ı Arabî ve Temrînat Adlı Kitabın Mukaddimesi

        Arap dili, din dili olması hasebiyle dünyada birçok Müslüman millet tarafından önemsenmiştir. Son dönem Osmanlı alimlerinden Babanzâde Ahmed Naim de, kitabının önsözünde, bu dilin iyi öğretilebilmesi için yabancı dil öğretim tekniği ile Türk’ün anlayışına uygun bir metot benimsenmesi ve eski usulden vazgeçilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu sadeleştirme, yazarın “Alıştırmalar” kitabının birinci baskısının önsözüdür.

Nahiv Terimlerinin Ortaya Çıkış Süreci

        Bu makalede nahiv terimlerinin ortaya çıkış süreci incelenmiştir. Çalışma bir giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte terim konusuna kısaca değinilmiştir. Birinci bölümde nahiv terimlerinin ortaya çıkış süreci ele alınmış, ikinci bölümde ise Ebu’l-Esved ed-Duelî‟den hicrî III. asrın sonuna kadar olan dönemde terimlerin gelişmesine katkıda bulunan âlimler zikredilmiştir. Gelişme sürecinde ortaya çıkan bu terimlerden birçoğu bugün hâlâ kullanılırken bir kısmı da ya kısaltılmış ya da değiştirilmiştir.