Müellifler – Eserler

Abdulaziz ʻAtîk Eserleri ve Arap Dili ve Belagatı’na Katkıları

        Arap dili ve belagatının gelişimine katkıda bulunmuş olan dil ve belagat âlimlerinden birisi de Abdulaziz ʻAtîk’tir. Abdulaziz ʻAtîk, 1906-1976 yılları arasında Mısır’da yaşamış muasır âlimlerden birisidir. Dil, edebiyat ve belagat unsurlarını derleyip bir araya topladığı eserleriyle, Arap dili ve belagatı alanında, neredeyse tek elden bütün bilgileri vermiştir. Avrupa’da bulunmuş olmasıyla hem doğu, hem de batı kültürlerine vakıf oluşu ona, Arap dili, edebiyatı ve belagatına çok farklı bir perspektiften bakma imkânı vermiştir. Bu makale, Abdulaziz ʻAtîk’in hayatı, eserleri ve Arap Dili ve Belagatına katkılarını ele almaktadır. Müellifin hayatı ve eserleri hakkında herhangi bir çalışmanın bulunmaması, bu doğrultuda bir…

Şiirsel Derkenarlarda Zemâneden Şikayet

        Şiirsel Derkenarlarda Zemâneden Şikayet: Şâfiî, Edib Ahmed b. Yüknekî ve 20. Yüzyıl Şiiri Örneğinde Zamanın Ahlakiliği ve Zamânenin Ahlakı Üzerine Değerlendirme Bu bildiride “zamâneden şikâyet” olgusu, ilk olarak, Ebû ‘Abdullâh Muhammed b. İdrîs eş-Sâfiî’nin Divân’ı ve Edib Ahmed b. Mahmud Yüknekî’nin Atebetü’l-Hakâyık adlı eserindeki şiirler bağlamında incelenmiştir. Ulaşılan sonuçlar, yirminci yüzyıl ediplerinden bazılarının şiirlerine yansıyan toplumsal şikâyet konularıyla ayrıca mukayese edilmiştir. Bu bağlamda farklı etnik kültürlere mensup Müslüman ediplerin, içinde yaşadıkları toplumun fertlerine yönelik tenkitleri değerlendirilmiştir. Böylece düşünen sosyal bir varlık olan insanın, değişik asırlarda ortaya koyduğu müşterek tavırlar belirlenerek genel sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır.

Kâfiyecî’nin “Nuzhetu’l-Mu‘rib” Adlı Eserinin Arap Dilindeki Yeri

        Muhyiddin Ebu Abdillah Muhammed b. Süleyman b. Sa‘d b. Mesut el-Berğamî er-Rûmî el-Hanefî el-Kâfiyecî, 15. yy. Osmanlı döneminin öne çıkan bilim adamlarından biridir. Vermiş olduğu çok sayıda eserle dikkat çekmektedir. İslami bilimler başta olmak üzere, bilim dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur.Bu itibarla, onun eserlerinin gün yüzüne çıkarılıp değerlendirilmesi önem arz etmektedir.Bu araştırmada, küçük ebatlı ancak bir ansiklopedi maddesi kadar özlü ve yoğun bilgiler içerdiği düşünülen Nuzhetu’l-mu‘rib fi’l-Meşriki ve’l-Mağrib adlı eserin,Arap dilindeki yeri ve önemi incelenerek ilmî değeri ortaya konmaya çalışılmıştır.

Bir Varağın Meramı: “Fecru’s-Semed fî İ‘râbi “Ekmeli’l-Hamd”” Adlı Eser Üzerine Bir İnceleme

         Bu araştırmada, es-Suyûtî’ye ait Fecru’ṣ-ṣemed fî i‘râbi “Ekmeli’lhamd” adlı eser, değişik açılardan incelenerek, es-Suyûtî’nin bilim dünyasına sağladığı katkı gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Celâluddîn es-Suyûtî h. IX. ve X .asırlarda yaşamıştır. Kendi  beyanından anlaşıldığına göre tam adı şu şekildedir: Abdurrahman b. el-Kemâl b.Ebubekir b. Muhammed b. Sâbikiddîn b. el-Fahr Osman b. Nâzıriddîn Muhammed b. Seyfiddîn Hıdır b. Necmiddîn Ebi’s-Salâh Eyyûb b. Nâsıriddîn Muhammed b. eş-Şeyh Humâmiddîn el-Humâm el-Hudayrî el-Esyûtî 1 Receb 849’da (3 Ekim 1445) Kahire’de doğmuştur.3 Yetim olarak yetişen es-Suyûtî, sekiz yaşından önce Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlemiştir.

Ebu’l-Fadl İbnu’l-‘Amîd’e Ait Bir Risâlenin Edebî Tahlili

        İbnu’l-‘Amîd hicri IV. asırda yaşamış önemli bir devlet adamı ve edebiyatçıdır. Buveyhî Devleti’nin bir veziri olan İbnu’l-‘Amîd asıl şöhretini risâle yazımı konusundaki mahareti sayesinde elde etmiştir. Öyle ki Arap Edebiyatı’nda, Abdülhamîd el-Kâtib eliyle nesir alanında bir tür haline gelen risâlenin zirve ismi kabul edilmiştir. Bu durumu ifade etmek için risâlenin Abdülhamîd’le başlayıp İbnu’l-‘Amîd’le son bulduğu söylenmiştir. İşte bu çalışmada İbnu’l-‘Amîd’in devlete isyan eden bir komutan olan İbn Bullekâ’ya yazdığı risâle ele alınmıştır. Risâle ilk olarak yapı bakımından incelenmiş, ardından da dil ve üslup açısından tahlil edilmiştir. Bu bağlamda risâlede kullanılan dil ve anlatım teknikleri farklı açılardan değerlendirilmiştir. Ayrıca risâlede kullanılan ve öne…

Suriyeli Öykücü Muhammed Câsim el-Humeydî’nin “Ehlu’l-Kehf” Adlı Öyküsü

        Suriyeli öykü yazarı Muhammed Câsim el-Humeydî’nin Ehlu’l-Kehf adlı öyküsü, Kur’ân-ı Kerîm’de bahsi geçen Ashâb-ı Kehf kıssasına öykünerek kaleme aldığı fantastik bir öyküdür. Yazar bu öyküsünde içinde yaşadığı ülkedeki rüşvet, yolsuzluk, adaletsizlik gibi sosyal sıkıntılara değinmiş ve kendine has anlatım üslubuyla kaleme aldığı bu edebi çalışmasında teşbih, iç ve dış diyalog, ironi gibi sanatlarla eserinin edebî değerini artırmıştır. 1. Suriye Öykücülüğüne Genel Bir Bakış Modern öyküyü, ilk kez Amerikalı yazar Edgar Allan Poe’nin (1809-1849) ortaya koyduğu kabul edilir. Bunun dışında Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1952), Guy de Maupassant (1850-1893) ve Anton Pavloviç Çehov (1860-1904) gibi isimlerin de kısa öykünün gelişmesinde büyük katkıları…

Kâfiyecî’nin “Nuzhetu’l-Ashâb” ve “Remzu’l-Esrâr” Adlı Eserlerinin Tetkiki

        İsm-i tafdîlin açık isimde amel edip edemeyeceği meselesi Arap dilcileri tarafından tartışılmış ve bu hususta farklı görüşler ileri sürülmüştür. Söz konusu tartışmaların bir semeresi olarak yazılan irili ufaklı eserler sayesinde hatırı sayılır büyüklükte bir literatür oluşmuştur. Bu literatüre ait eserleri, müstakil bir telif eser suretinde bulmak mümkün olduğu gibi, bir kitabın müstakil bir bölümü mahiyetinde bulmak da mümkündür. Öte yandan, bu literatüre ait bilgilerle sarf ve nahiv kitaplarında ism-i tafdîl konusu içerisinde özel başlık açılmaksızın zikredilmiş paragraflar halinde karşılaşmak da mümkündür. Müstakil olarak yazılmış eserlerden bazıları belli bir müellife nispet edilmişken bazıları meçhul olarak günümüze ulaşmıştır.

Celalüddin es-Suyûti Hayatı ve Eserleri

        Celalüddin Ebü’l-Fadl Abdurrahman b. Ebi Bekr b. Muhammed el-Hudayri es-Suyûti eş-Şafi’i el-Mısri, Mısır ve Suriye’de hüküm süren Memlukler devletinin son zamanlarında Kahire’de yetişen ve Arap dilinde en fazla eser vücuda getiren müelliflerden biri ve belki de birincisidir.

Abdurrahman Nureddin el-Cami’de Diziler

Bu makalede 15. yüzyılda yaşamış olan Abdurrahman Nureddin el-Cami’in Risale-i Musiki adlı eserindeki makamsal diziler incelenmiştir. Cami diziler konusunda Meragi’ye nispetle bir takım yeni arayışlara girmişse de, bu diziler ne kendi döneminde ne de günümüzde kullanılmıştır. Dizileri, Meragi’de olduğu gibi, makam, avaze ve şube baş­lıkları altında incelediğine bakılırsa, onun yenilik çabaları daha çok teorik düzeyde kalmış ve müzik anlayışında köklü bir değişiklik sağlamamış görünüyor.