İçeriğe geç

Kategori: Yayımlanmamış Çalışmalar

Bedî’ İlminde İfade Güzelleştirci Sanatlardan Cinas, Seci ve İktibas

Edebiyat ve şiirin zirveye ulaştığı dönemde nazil olan Kur’an-ı Kerim, eşsiz belagatı ile şiir ve hitabetin zirvesinde olan Araplara meydan okumuştur. Belagat çalışmaları da ilk defa Kur’an-ı Kerim’e bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Cahiliye döneminden günümüze kadar Arap Edebiyatı ve Şiirinde ilk basamak olarak addedilen belagat, üzerinde çokça çalışılan bir alan olarak önemini korumaktadır. Belagat lafzı, Arapça “beluğa” fiilinden türemiş bir mastar olup, sözdeki açıklık ve güzellik, maksadı tam olarak ifade edebilmek anlamlarına gelmektedir. Belagat mastarının, ulaşmak, ulaştırmak, sona ermek, ergenliğe girmek, yaklaşmak, olgunlaşmak, kaliteli olmak vb. anlamlara gelen “buluğ” ve  “belağ” mastarlarıyla da anlam ilişkisi bulunmaktadır. Çünkü belagatte de kişinin,…

Max Weber ve İslam

Diğer İbrahimi dinlerle güçlü bağlantılara sahip, peygamberi, dünyevi ve kurtuluşçu bir din olarak İslam, Weber’in din ve kapitalizm tezlerinin potansiyel bir deney-örneğidir. Weber’de, özellikle İslam’la ilgili açıklamalarında, kendisini Marx’ın açıklamacı şemasına çok yakın bir yere yerleştiren güçlü bir determinist unsurun bulunduğu ileri sürülmektedir B. S. Turner’in Max Weber ve İslam adlı eserinde. Bir açıdan, Weber’in İslam’a ilişkin notları, Weber’in Protestan Ahlakı çözümlemesine sosyolojik açıdan eşlik eder gibi görünür. Aslında, Weber, bir çok bakımdan, İslam’ı, püritanizmin karşıt kutbu olarak ele alır. Weber’e göre İslam, özellikle kadınlar, lüksler ve mülkiyet konularında tamamen hazcı (hedonist) bir ruhu kabul eder. Kuran’ın uyum sağlayıcı etiği…

Din ve İktisadi Hayat

İnsanoğlu yaşamını idame ettirebilmek amacıyla kendisine bir dünya kurmuş ve bu dünyasını ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirmiştir. Birey, oluşturduğu dünyayı din ile koruma altına almıştır. Din, oluşturduğu yüksek ahlak ile toplumsal anomiyi, istikrarsızlığı, düzensizlik ve bozulmayı ortadan kaldırmış ve bireylerin toplum içerisinde huzur içinde yaşamaları için birtakım normlar koyarak bireysel ve toplumsal hayat idamesini kolaylaştırmıştır. Din bu fonksiyonunu yerine getirmek amacıyla hemen hemen hayatın her noktasına girmek durumunda kalmıştır. Ekonomi de dinin etkilediği bir kurumdur. Tabii sadece dinin ekonomiyi etkilediğini söylemek doğru değildir. Ekonomi de belli konularda dini etkilemiştir. Burada biz ekonomi ve iktisadi hayat ilişkisini ve bu ilişki çerçevesinde ekonomiye dinsel…

Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi

Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi adlı bu çalışmamızda, temel olarak ekonomi kurumunun ana çatısını vermeye çalıştık. Konumuza başlamadan önce, konunun daha iyi anlaşılması açısından, ilk önce genel olarak kurum kavramını ana özellikleriyle verdik. Daha sonra Bir Sosyal Kurum Olarak Ekonomi ana başlığı altında, Ekonomi nedir, ne değildir?, Ekonominin işlevi ve alt kurumları, Ekonomik hayatın tarihi gelişimi, Temel ekonomik olgular, Ekonomik olguların yapısı, Ekonomik sistemler, Toplum – ekonomi ilişkisi, Ekonominin diğer kurumlarla ilişkisi gibi alt başlıklar ile ekonomi kurumunu açıklamaya çalıştık.

Küreselleşme ve Din

Geride bıraktığımız yüzyılın son yıllarında küreselleşmenin ekonomik boyutu ile ilgili çok geniş bir literatür doğmuştur. Ancak küreselleşmenin sosyo-kültürel yönü ve bilhassa dini alandaki etkileri üzerinde yazılanların aynı yoğunlukta olduğunu söylemek zordur. Küreselleşme-din etkileşimiyle ilgili tespitler yaptığımız bu bölümde, dine bir olgu olarak bakılacaktır. Herhangi bir din ölçü olarak alınmadan, sadece örnek olması açısından bazı dinlerin küreselleşmeye bakış açısı ortaya konmaya çalışılacaktır. İlk küreselleşmenin aksine son yıllarda oldukça geniş alanda etkin bir süreç olarak gözlenen küreselleşme olgusunda dinden çok, tamamen seküler karakterdeki yeni kültürel ve bilhassa teknolojik güçlerin etkili olduğu ifade edilmektedir. Küreselleşmenin ya da oluşturulmaya çalışılan küresel medeniyetin kendine özgü…

Türk Modernleşmesi ve Türk Modernleşmesinde Yusuf AKÇURA’nın Yeri

Türk modernleşmesi ve Türk modernleşmesinde Yusuf Akçura’nın yeri adlı bu seminer konumuza başlamadan önce konumuza ışık tutması açısından Yusuf Akçura’nın hayatını ve Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserini ana hatlarıyla vermenin faydalı olacağı kanaatindeyim. 1876’da Rusya’nın Kazan’a bağlı Simbirsk kentinde doğan Akçura, babasının ölümü üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti(1883). Harbiye’deki öğrenimini bitirdi ve kurmay sınıfına ayrıldı. Bu sırada Jön Türklerle ilişkisi olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve Fizan’a sürülmek üzere Trablusgarp’a gönderildi (1897); daha sonra serbest bırakıldı ve rütbesi iade edildi. Bir süre Trablusgarp’ta çalıştıktan sonra 1899’da Tunus üzerinden gittiği Paris’te “Ecole Libre des Sciences Politiques”i bitirdi. Jön Türklerin çıkardığı Şurayı Ümmet…

Osmanlı’da Millet Kavramı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne Etkisi

Osmanlı devleti, egemenliği altındaki tebaanın ırk, din, dil, kültür farklılıklarına rağmen 600 yıllık egemenliğini ve devlet bütünlüğünü nasıl sağlamıştır? Osmanlı kimliği Türkçülük, İslamcılık, Osmanlılık gibi akımlardan hangisine dayanmıştır? Osmanlının etnik yapısı yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl bir etki yapmıştır? Bu gibi sorular yakın tarihten günümüze kadar hep sorula gelmiş ve kesin cevabını kısmen bulmuş sorulardır. Osmanlı kimliği üzerine birçok tartışma yapılmıştır. Kimileri Osmanlıyı İslamcı yönüne bakıp hilafet doğrultusunda değerlendirmiş, kimileri Türkçülük boyutuna bakıp diğer ırkları görmezlikten gelmiş, kimileri ise Osmanlılık boyutunda değerlendirip ırk, din, dil bütünlüğü içerisinde ele almıştır. Şimdi bu üç akım doğrultusunda Osmanlının millet anlayışını tahlil edip, Osmanlının…