Küreselleşme ve Din

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Geride bıraktığımız yüzyılın son yıllarında küreselleşmenin ekonomik boyutu ile ilgili çok geniş bir literatür doğmuştur. Ancak küreselleşmenin sosyo-kültürel yönü ve bilhassa dini alandaki etkileri üzerinde yazılanların aynı yoğunlukta olduğunu söylemek zordur. Küreselleşme-din etkileşimiyle ilgili tespitler yaptığımız bu bölümde, dine bir olgu olarak bakılacaktır. Herhangi bir din ölçü olarak alınmadan, sadece örnek olması açısından bazı dinlerin küreselleşmeye bakış açısı ortaya konmaya çalışılacaktır. İlk küreselleşmenin aksine son yıllarda oldukça geniş alanda etkin bir süreç olarak gözlenen küreselleşme olgusunda dinden çok, tamamen seküler karakterdeki yeni kültürel ve bilhassa teknolojik güçlerin etkili olduğu ifade edilmektedir. Küreselleşmenin ya da oluşturulmaya çalışılan küresel medeniyetin kendine özgü bir din anlayışının geliştirilmesi yönündeki çabalar, küreselleşme literatüründe kendisine yer bulmaya başlamıştır. Bu medeniyetin özünü oluşturacak ve onu biçimlendirecek olan din anlayışını; dini farklılıklara karşı hoşgörülü olma, dini ifade ve kanaat özgürlüğünü benimseme, demokrasi ve piyasa ekonomisi yanlısı bir söyleme bağlı olma gibi unsurları içermesi Evangelik Protestanlığa küresel bir misyon yükleme izlemini vermektedir. Ekonomik küreselleşme ile ilgili analizlerde bulunan sosyal bilimciler, bu sürecin temel eğilimlerinden biri olarak çoğulculuktan söz etmişlerdir. Kitle iletişim teknolojilerindeki devrim niteliğindeki gelişmeler, dinlerin kendi bilgi ve mesajlarını bir yandan kendi taraftarlarına bir yandan da tüm insanlığa iletmelerine katkıda bulunmuştur. Bu bakımdan küreselleşme ve din konusuna doğrudan veya dolaylı olarak atıfta bulunan çalışmalarda, küreselleşmenin dini alan üzerindeki yansımaları, dini çoğulculuk ve köktendinci eğilimlerin gelişip güçlenmesi biçiminde olmuştur.

Bu Sayfayı Paylaş