Max Weber ve İslam

İsmail Ekinci/ Haziran 30, 2017/ Çalışmalarım

Diğer İbrahimi dinlerle güçlü bağlantılara sahip, peygamberi, dünyevi ve kurtuluşçu bir din olarak İslam, Weber’in din ve kapitalizm tezlerinin potansiyel bir deney-örneğidir. Weber’de, özellikle İslam’la ilgili açıklamalarında, kendisini Marx’ın açıklamacı şemasına çok yakın bir yere yerleştiren güçlü bir determinist unsurun bulunduğu ileri sürülmektedir B. S. Turner’in Max Weber ve İslam adlı eserinde. Bir açıdan, Weber’in İslam’a ilişkin notları, Weber’in Protestan Ahlakı çözümlemesine sosyolojik açıdan eşlik eder gibi görünür. Aslında, Weber, bir çok bakımdan, İslam’ı, püritanizmin karşıt kutbu olarak ele alır. Weber’e göre İslam, özellikle kadınlar, lüksler ve mülkiyet konularında tamamen hazcı (hedonist) bir ruhu kabul eder. Kuran’ın uyum sağlayıcı etiği göz önünde bulundurulduğunda, ahlaki emirler ile dünya arasında bir çatışma bulunmamaktadır ve bu, dünya efendiliğine dayalı çileci ahlakın İslam’da ortaya çıkamayacağı anlamına gelir. Böylece Weber’i, İslam’da çileciliğin olmayışının Müslüman kültürün hakimiyetindeki toplumlarda rasyonel kapitalizmin bulunmayışını açıkladığını öne süren bir teze sahip olarak yorumlamaya meyledebilirdik. Yine de, bu konumu, ancak Weber’in rasyonel kapitalizmin zorunlu koşullarını sabit tuttuğunu gösterebilirsek benimseyebiliriz. Gerçekte Weber, rasyonel, biçimsel (formal) hukukun, özerk şehirlerin, bağımsız bir şehirli sınıfın ve politik istikrarın İslam’da bütünüyle eksik olduğunu gösterir. Peki İslam’ın dünyevi hazla ilgili ahlakının, bazı açılardan hukukta rasyonelliğin yokluğuna ve özgür pazar ile bağımsız şehir hayatının yokluğuna yol açmış olması mı söz konusuydu? Weber’in konumu kesinlikle bu değildir. Onun argümanı, bunun karşıtıdır. Weber, Abbasi, Memluklu ve Osmanlı hanedanlıklarının karakteristiği olan prebendel feodalizm (merkezi ve güçlü bir devletin varlığını gerektiren bir üretim tarzına eşlik eden ve güçlü devletin üretimin belli bir kısmına vergi veya haraç yoluyla el koyduğu bir çeşit Asyagil feodalizm) ve patrimonyal bürokrasi nedeniyle, rasyonel kapitalizmin önkoşullarının oluşamadığını gösterir. İslam toplumunun askeri ve ekonomik koşulları kapitalizmin gelişmesine elverişli değildir. Öyleyse, Weber’in İslami ahlak tartışmasını nasıl kullanabiliriz? 

Share this Post