Âb-ı Hayat

Hatice Özdemir Ekinci/ Mart 14, 2017/ Güncel Yazılar

Yağmurun ruhu dinginleştiren, umudu yeşerten, anıları canlandıran tarafı ne güzeldir. Kainatın çoraklaştığı, renklerin perdelendiği, hakikatin gölgelendiği demlerde rahmetin kuşatıcılığına teslimiyettir.

Yürek kapısının aralığından tüm yaşanmışlıkların selamlanmasıdır. Her damlanın, hafızamızdaki kayıtları başa sarmasına vesile oluşu, heyacanlandırır. Deniz dalgalarındaki cesaret, yağmurun denizi ıslatan o haline şahitlik, gözümde büyütülmüşlüğe dair her ne varsa hepsinin yenilebilirliğinin delili oluverir. Ruhumda sukuta ermiş, ayaza yenik, nihayete çeyrek kala işlerimin yeniden düşünülmeye değer tarafını hatırlamama vesiledir çoğu zaman.

Yağmur tanelerindeki insicam, iç dünyamdaki tüm kalabalığa çeki düzen verir. Tüm sesleri sukuta mahkum eder yere düşen her bir damla. Gözyaşlarım firaridir o vakitlerde, özgürlüğün tadına doymak çabasıyla!  Geleceğe dair telaşlarımla aramda mesafedir yağmur, ruhumun işgal taraflarının kurtuluş nidaları karışır, duyulmaz çığlıklarıma…

Yağmurun hazzına ermek bir nasip işidir. Herkesin payına farkındalığı kadardır düşen. Bir bedduanın ete kemiğe bürünür halidir belkide şemsiyeli insanlar! Bir paravanın engel oluşudur rahmet dokunuşlarına…

Islanmak ve hissetmek arasındaki bocalama, insanın gelgitlerinin gün yüzüne çıkışına misaldir. Islanır beden, yıkanır ruh, hafifler insan. İç seslerine sağırlaşan insanın, bu kayıtsızlığının çetelesi tutulur tükenen kalemlerle.

Hayatın yokuş çıkışında kaybolan insanı, kendine getiren devasa dokunuşlardır çoğu zaman. Akan bir dam, ıslanmış çoraplar, kurutulamayan saçların hüznü göz bebeklerime yerleşiverir. Hüznün diri tutan tarafını severim, konforun aldatıcı yanına inat. Sokaklardaki hareketliliğe yavaş adımlarımla karşılık verirken ağacı kendine siper eden insanları gülümseyerek protesto ederim kendi dünyamda. Ne demiştik, nasip işi…

Yağmur, mahlukatın bayram sevinci, külfetsiz nimete erişi, Allah’a şükrün zirvesi! Toprağın kokusu, yaşamın ölüme yenik tarafını ortaya çıkarırken baki muhabbetin habercisidir kokudaki sır. Bulutların doygunluk sonrası pay etmesiydi yeryüzüne can suyunu. Yaratılmış olana hastı, paylaşmadan önce doymuş olmak…

Yağmur ,huzur arayışında bir duraktı. Sımsıcak elin teskin edici dokunuşu kadar sakinleştirici tarafına ram olmuşken kafesli bir pencereden kainatı izlemekti belki de birileri için. Şairlerin ilham kaynağı, şehirleri aynileştiren katre.. Kâh saadet kâh nedamet benim için. Yağmur, bir varoluş bin yok oluş suskunluğuma..!

Hatice ÖZDEMİR EKİNCİ

Not: Yazının izinsiz kopyalanıp kullanılması halinde yasal yollara başvurulacaktır.

 

Share this Post