Arap Dilinde İdğam Kavramı

        Bu çalışma, “idğam” terimini konu almaktadır. İdğam sözcüğü, birbiriyle aynı olan ya da ses çıkış noktaları yakın iki harfin şeddelenerek tek bir harf olarak okunmasıdır. Bundan amaç, telaffuza kolaylık sağlamak ve ahenk katmaktır. İdğam, sarf ve tecvld bilimlerinin temel konularından biridir. İdğam hareke, mahrec ve gunne itibariyle üç kategoride ele alınır ve her bir kategori, kendi içinde farklı kısımlara ayrılır. İdğam, iki bağımsız harfi belli kurallar çerçevesinde birleştiren bir bağdır. Bu sözcük daha çok “sarf’ ve “tecvid” bilimlerinde terim olarak kullanılır. Sarf biliminde hem ses hem de yazı temeline dayalı bir değer taşır.

Yakın Çevresini Oluşturan Kadın Şairlerin Hz. Peygamber Hakkındaki Şiirleri Üzerine Analitik Bir İnceleme

        Arap toplumunda önemli bir yer tutan şiirin tarihini incelersek, erkek şairler gibi kadın şairlerin de bu alanda etkili rol oynadıklarını görürüz. Bunlardan bazıları Hz. Peygamber hakkında çeşitli şiirler söyleyen yakın çevresi kadın şairlerdir. Bunlar annesi Amine; sütannesi Halime; süt kız kardeşi Şeyma; kızı Fatıma; halalan ‘Atike, Erva ve Safiyye; amcası Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemil ve hizmetçisi Ümmü Eymen’dir. Bu makalede  sadece bu kadın şairleri tanıtacağız ve onların sadece Hz. Peygamber hakkında söyledikleri şiirleri inceleyeceğiz. Dolayısıyla Hz. Peygamber’inyakın çevresini oluşturan fakat onun hakkında şiir söylemeyen kadın şairler çalışmamızın dışındadır.

İmlasında Şapkalı A (Â) Kullanılmadığında Anlamı Değişen Arapça Asıllı Türkçe Kelimeler

        Bu çalışmamız, 1998 tarihli IDK Türkçe Sözlükte şapkalı a (a) ile gösterilen kelimeler üzerinde yaptığımız bir inceleme sonucunu ihtiva etmektedir. Şapkalı a ile yazılan 27 kelimenin, şapkasız a ile yazıldığı takdirde söz varlığımız içinde yer alan başka bir kelimeyle iltibasının mümkün olduğu görülmektedir. Söz konusu kelimeler şunlardır:

Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Arap Diline Karşı Davranış ve Tutumları

        Yüksek İslam Enstitüsü, 13 Eylül 1966 tarihinde İzmir’de açılmıştır. öğrenim süresi dört yıl olan bu Enstitü, 20 Temmuz 1982 tarihinde ilahiyat Fakültesine dönüşerek, Dokuz Eylül Üniversitesine bağlanmıştır. İlahiyat Fakültesi halen üç bölümü kapsamaktadır ve şunlardır: 1- Kelam ve İslam Felsefesi Bölümü, 2- Tefsir-Hadis Bölümü, 3- İslam. Medeniyeti ve Sosyal Bilimler Bölümü. Fakülte, sömestr sistemini kabul ederek bir akademik yıl iki sömestreye ayrılmıştır. öğrenim süresi, hazırlık sınıfı da dahil olmak üzere, beş yıldır. öğrenciler, hazırlık sınıfında Arapça (Metin, Dil Laboratuvarı, Sarf ve Nahiv ) ve Kur’an-ı Kerim derslerini okumaktadırlar. öğrenciler, Fakülteye ilk girişte Arapça ‘dan muafiyet· imtihanına katılır, ·başarılı· olanlar…

Arap Dilindeki Mesellerinin Oluşumunda Kur’an’ın Etkisi

        Bu makalede Arap atasözlerinin oluşumunda Kur’an ayetlerinin etkileri konusu incelenmektedir. Bu bağlamda bazı ayet/erin Araplar tarafından kullanılan meselleri andırdığı veya aynı anlamı taşıdığı (el-meselü’l-kâmin) örnekleriyle ortaya konmakta,• bazı Kur’an ayetlerinin zamanla meselleştiği (mûcez mesel) diğer bazı ayetlerin ise mesellerin oluşumuna katkıda bulunduğu ifade edilmektedir. Son olarak da Kur’an’ın getirdiği yeni bir tür olan karşılaştırmalı mesellerden (el-meselü’l-mufassal) söz edilmekte ve bu mesel türünün daha önce Araplar tarafından bilinmediği ve Kur’an’la başladığı anlatılmaktadır.

Arap Edebiyatında ‘Makame’ ve el-Hariri’nin Osmanlı Medreselerinde Yüksek Arapça Öğretimi Çerçevesinde Okutulan ‘el-Makamat’ı

        H. IV (M. X). asırda Arap Edebiyatı tarih, lugat, gramer, bibliyografya ve dini ilimlerdeki gelişmelerle sağladığı zengin malzemeyi okuyucularına değişik tarzda sunmak gibi bir görevle karşı karşıyaydı. Geniş anlamıyla edep türünün bu fonksiyonunu İbn Kuteybe, el-Câhız ve el-Muberred gibi edip ve alimler başarıyla gerçekleştirdiler. Bunların ortaya koyduğu eserlerde o güne kadar toplanan malzeme günün oknyucusuna onları sıkmadan kendi Arap ve İslam kültürlerini sunma istikametindeydi.

Arapçada Çok Anlamlılık ve Kur’an-ı Kerim

        Çok anlamlılık, bir kelimenin iki veya daha fazla farklı manaya delalet etmesidir. Arap dilinde ve Kur’an’da çok anlamlılık olgusunun varlığı her ne kadar bazı dilci ve usulcü tarafından münakaşa konusu yapılmış olsa da lügatçilerin ve usulcülerin çoğuna göre inkar edilemez bir gerçektir. Çok anlamlılık olarak tanımladığımız lafz-ı müşterek, mutlak manada tek bir lafzın birden çok anlama delalet etmesi şeklinde tanımlanacak olursa bu tanıma uygun olarak eşadlılık, zıt anlamlılık ve bunun dışında kalan mecaz, istiare, lehçe farklılıkları gibi tüm olguları müşterek lafız içerisinde ele almak mümkündür.

Arap Şiirinde Adı Geçen Şarap Adları ve Bazı Hamriyyat Terimleri

        Araplar, Cahiliye Döneminden beri, şiirlerinde şaraba yer verip onu tasvir etmişler, ona değişik adlar takmışlar ve zamanla sadece şarabı konu edinip onu her yönüyle ele alan hamriyyat türü şiirler söylemişlerdir. Cahiliye şairleri arasında şaraba en çok yer veren şairlerin başında el-A’şa gelir. Peygamber şairi olarak tanınan Hassan b. Sabit de Cahiliye Döneminde söylediği şiirlerinde şarabı tasvir eden şairler arasındadır. İmru’u’l-Kays, Lebid ve Zuheyr gibi muallaka şairlerinin divanlarında da şaraptan söz eden beyitlere rastlamaktayız.

Arapça Yazmaların Neşir Kaideleri

        Bir çeyrek asırdan beri Araplar, eski metinlerinin neşrine hususi bir ِnem atfetmektedirler. Şarkiyatçılar, Arapça ve ilim bakımından aralarında zaifleri de bulunmakla beraber, bir asırdan fazla bir zamandır bu mirasın neşrinde tekaddüm etmiş ve sabit bir ilmi metod dairesinde onları neşretmiş bulunmaktadırlar.

Celalüddin es-Suyûti Hayatı ve Eserleri

        Celalüddin Ebü’l-Fadl Abdurrahman b. Ebi Bekr b. Muhammed el-Hudayri es-Suyûti eş-Şafi’i el-Mısri, Mısır ve Suriye’de hüküm süren Memlukler devletinin son zamanlarında Kahire’de yetişen ve Arap dilinde en fazla eser vücuda getiren müelliflerden biri ve belki de birincisidir.

Arapça’da Kelime ve Kuralların Doğrulanması için Hadislerin Kullanılması

        Arap dili kurallarının tespiti noktasında; hemen herkesin ittifakla benimsediği iki temel referans söz konusudur: Kur’an-ı Kerim ve Arap şiiri. Bununla birlikte, söz konusu referanslardan ilkinin kaynaklığı hususu tartışmasız iken, ikincisiyle ilgili olarak bir takım sınırlamalar getirilmiştir. Dil bilginleri, dilin bozulmaya başlamasından önceki dönem şairlerine ait şiirlerin, -söz konusu şiirler bize sağlam kanallardan intikal etmek koşuluyla- dilde delil olarak kullanılabileceği görüşündedir. Asıl ihtilaf ise, Hz. Peygambere ait hadislerin dilde şahit olarak kullanılıp kullanılamayacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.

el-Ferra’nın, Meani’l-Kur’an’ında Kullandığı Kûfe Dil Okulu’na Ait Terimler

        Bu makalenin amacı, el-Ferra’nın Meani’l-Kur’an’ında kullandığı Kufe Dil Okulu terimleriyle Basra Dil Okulu terimlerinin karşılaştırılmasıdır. Makale dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda meani’l-kur’an kavramı hakkında bilgi verildi. İkinnci kısımda h. 207 yılında vefat eden el-Ferra’dan bahsedildi. Üçüncü kısımda da el-Ferra’nın Meani’l-Kur’an’ı kısaca tanıtıldı. Makalenin esas kısmı olan dördüncü kısımda ise el-Ferra’nın bu eserinde kullanılan Kufe Dil Okulu’na ait terimler incelendi. Makalede vanlan sonuç şudur: Bu terimlerden çoğu kullanım alanı bulamayıp unutulmuştur. Sadece nesak, cahd gibi pek azı dilciler tarafından kabul görmüştür. Basra Okulu’na ait terimler bunlara ihtiyaç bırakmamıştır.